91. Yılında 29 Ekim Yas Günü Oldu

Abone Ol

Milletimizin başı sağ olsun…

Ermenek’in derin üzüntüsünü yaşarken, 29 Ekim törenleri 91. Yılında, Ankara’da değil Habur’da, Urfa’da yapıldı, birinci Habur’dan daha görkemli gösterilerle… !

Kafkaslardan, Asya’dan, Afrika’dan, Balkanlardan, Ortadoğu’ya dünyanın her yerinde akan kan ve gözyaşları Müslümanlarındır. Bu tablonun sırtlanı, ırkı ne olursa olsun en iyi Müslüman ölü Müslümandır diyen, küresel zalimlere, ırkçı emperyalizme öncülük yapan ABD’dir. Bu ABD’nin KOBANİ (AYN-EL ARAP) ilgisi ne İslami, ne de insani olması mümkün olamaz. Kobani’ye (Ayn-el Arap) ilgileri siyasidir. Kirli siyasetlerinin, yeni bir sahnesidir Ayn-el Arap. Zulmü oluşturanlar, yine aynı zulmü istismar ederek yeni oyunlarını devreye koyuyorlar. Bunca tecrübeden sonra bu oyunda merhamet aramak, bu oyuna aldanmak, bu oyunda rol almak derin gaflet olsa dahi intihar ve en büyük ihanet hükmündedir.

Ayn-el Arap (KOBANİ) İçin açılan koridordan ( PKK) PYD’ye yardım için ABD bayrağı taşıyan Peşmergeye, Balyozla şekillendirilen, Ergenekonla hizaya sokulan askerimizin selam duruşu ile geçiş yaptırıldı 29 Ekim’de. Teröre kurban giden50 bin insan bu hale şahit olsalardı ne diyeceklerini kendileri bilirdi de biz onlara ne cevap verecektik “Görmüyor musunuz, hükümet günlerdir maden ocağının kapısında el pençe nöbet tutarak mucize bekliyor. Ülkenin her işi Soma, her yeri Ermenek oldu siz gideli. Milletçe hep beraber mucizeler bekliyoruz; faizci ekonomi işsizliği çözsün, materyalist eğitim dindar nesil yetiştirsin, AB uyum paketleri bizi adam etsin, ABD’nin stratejik dostluğu, tabii müttefikliği bize onur ve güven sağlasın, ne olduğunu bilmediğimiz, hatta genelkurmay başkanımızın da bilmediği Oslo’da başlatılan, zaman zaman J. Bidon’in çek ettiği Çözüm sürecinden barış, kardeşlik bekliyoruz. Suyla dolmuş Ermenek’ten günlerdir mucize beklediğimiz gibi. Ne olur bizi anlayın. Bu selam duruş da bu bütünün bir parçasıdır.” Demekten başka sözü olan varsa söylesin de bilelim.

28 Şubat’tan beri hiç adı anılmıyor, unutturuldu. Hem kamufle oldu hem de altın çağını yaşıyor, kahpe, kokuşmuş, zalim sistem. Artık sahipleri kahrolası emperyalistler değil tabii ve stratejik dostlarımızdır. Unutulmasın ki her sorunun temelinde bu ikili vardır. Batıda, kitleleri uyuşturarak kapitalizmi, faiziyle, fuhşuyla, sömürü ve zulmüyle meşrulaştıran “afyon” Protestanlık olmuştu. Bizde ise aynı iş İslam’ın Protestanlaştırılması olan “Ilımlı İslam” projesiyle başarıldı. Karl Marks, İslam ı bilseydi, ”din afyondur” diyemezdi. AKP’nin Türkiye’sini görseydi yeniden kendi kendine hak verirdi. Ermenek’te, sorumluluk duygusuyla el pençe, mahcup, pişman, bitkin halleriyle bekleyen bakanlara da üzülüyoruz ama mahşerdeki hallerini düşünerek daha çok üzülüyoruz.

Bu kahpe sistem kuklalarını önce vezir sonrada rezil ediyor. Obama’nın karşısında ayak ayak üstüne atmak, Davos’ta ”one minute “ demek, dünya liderliği unvanı için yeterli sebep sayılabiliyor. Ancak cari açıkları, sosyal yapının çöküşünü, ”alçak sandalye”, ”mavi Marmara”, askere çuval, askere tokat hadiselerini, Gazze kapısında, maden ocağı kapısında çaresizce bekleyişleri, Peşmergeye selam duruşu, bu iltifatlar ve unvanlar kamufle etmeye de, içine girilen girdaptan kurtarmaya da yetmiyor.

Tarihi, dini, coğrafi avantajlarımızla, dün bölgemizde saygın hakemlik rolümüz vardı. ABD güdümlü dış politikalar sonunda, kullanılan örgütlerden birisi gibi basit taraf durumuna düşürüldük. Saadet Partisi’nin zaruri ve haklı çıkışlarını, tam bir utanmazlıkla Esat taraftarlığıyla suçlayarak engellemeye çalıştılar. Gelinen noktada ise sadece Suriye yanmıyor, ateş bizi de sardı. Tam bir kumpasa alındık. Ya İŞİD’çi ya da PKK’dan yana olmak zorunda kalmış isek sözün bittiği yerdeyiz.

Suriye, İran’ın da, Filistin’in de, Türkiye’nin de, tüm İslam dünyasının da güvenlik noktasıdır. Aynı zamanda küresel güçlerin yol haritalarının kesişim noktasıdır. Onlar emellerine ulaşmak için birliklerini kurdular, yol haritalarını önlerine koydular. Kendi birliğimizi (D-8) hayata geçirmeden, yol haritamızı önümüze koymadan bu sahaya inmemizin tek manası maşa olmaktır. Kullanınca atacakları en iyi yer yaktıkları dünyanın küllüğüdür.

Ayn-el Arap (Kobani), bir damla kan bir damla petrolden kıymetlidir, diyen zalimlerin kirli oyunlarına seçtikleri yeni sahadır. Bu oyuna aldananlar hesabı hiçbir zaman verilemeyecek vebale girerler. Kobani’de mağdur olan insanlara ilgi duymak başka şey, ırkçı emperyalizmin yeni tuzağına düşmemek başka şeydir. IŞİD’i de, PKK’yı da inşa eden, ikisini de kullanan zalimlerin himmetine sığınarak mazlumlar kurtarılamaz, yeni mezalimlerin önünü açarsınız. Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da öyle olmadı mı Yoksa Irkçı emperyalistler Müslüman Kürt’e ayrı sevgi mi duyuyorlar...!

Daha dün idi; Irak’ta ”BİJİ BUSH” diye bağıranların bugün 1.5 milyonu toprak altında, geri kalanları da cehennemin ortasındadırlar. Bu taze tecrübeden sonra “ BİJİ OBAMA“ sesleri akli selimi şaşkına çevirmeye yetecek vakadır. Menfur emellerine koşarken, milyonlarca Müslümanı katleden, namuslarını kirleten, mallarını, yurtlarını yağmalayanların en önemli sorumlusu alçak için, bizim insanlarımız “BİJİ OBAMA” diyorlarsa, bu hale düşüren, sistemin taşeronu, Obamaların stratejik dostları yöneticiler utansınlar. İslam adı etrafında birlikteliğin bölücülük olacağını söyleyenler utansınlar. İslam kardeşliğini kırmızı çizgiyle çizenler utansınlar.

Musibetlerden ders almayanlar, sonunda çareyi sadece maden ocaklarını değil bütün müesseseleri kapatmakta ararlar. Zor günde Sn. Bakan Çelik gayri ihtiyari konuşuyordu, üzgün ve pişman, bitkin bir görüntü ile. Ona da üzüldük ama bilinsin ki, sadece o 50 kişilik grubun, arsa mafyasının değil her şeyin bülbül gibi konuşulacağı gün, İslam’ı ve İslam dünyasını hedef seçen Neo Liberal kapitalist sisteme ve sahiplerine kulluk yapanların en zor günü olacaktır.

Saadet Partisi’nin bu kadar ikazlarına rağmen, iktidar baştan beri rol aldığı oyunun içinde iyice sıkıştırıldı. Artık bazen doğru çıkışlar yapsa da doğru adım atabilme şansı kalmamıştır. MHP kapsamını bilmeden mi tezkereye evet dedi de şimdi Peşmerge’nin geçişine tepki gösteriyor Kobani ‘ye gitmek için başka formül öneren CHP, PKK sıkıştırılmasın diye mi tezkereye hayır dedi TBMM en önemli zamanda, iktidarı ile muhalefeti ile en talihsiz dönemini yaşıyor. Saadet Partililerin üzüntüsü de feryadı da göçük altında kalanlar, hayatını kaybedenler için olduğu kadar gaflet içinde olanlar içindir.

Anadolu’nun cumhuru; Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i… ile İslam kardeşliği etrafındaki birliğin, bütünlüğün adıdır. Anadolu’daki cumhurun mayası İslam’dır.1921 Anayasası da, M. Kemal Paşa’nın, ”heyetimizin asliyesi anasırı İslam’dan oluşmaktadır.” İfadeleriyle örtüşüyordu. 1924 Anayasasına, İslam’ı hor gören resmi ideolojiye rağmen 90 yıldır Anadolu’nun cumhuru, varlığını bu değerle sürdürdü, bayramını bu değerlerle kutlama şansı buldu. Kendi bayramında bile kendi değerlerine küfredildiği halde. Sevr’in sevdalılarına, onlarla stratejik dostluk yapan yöneticilere rağmen, cumhurun 90 yıldır bayramını kutlayabilmesi sağlam imanının eseridir. Yeni 29 Ekimler bu imanın varlığına bağlıdır. Hâlâ bu gerçeğin gereği için harekete geçmeyen iktidar, muhalefet, yetkili herkes vebal altındadırlar.

28 Ekim gecesi için planlanan, Amerikan bayraklı Peşmerge’nin geçişinin 29 Ekim gününe sarkması bir kaza değil, psikolojik savaşın gereği idi. Herkes Kürt federasyonu bekliyorken, Peşmerge nin taşıdığı ABD bayrağı, yükselen ”Biji Serok Obama” sloganları, ABD’nin yeni eyaletinin habercisi oldu. Cumhura geçmiş olsun. Başın sağ olsun dememek için, yöneticisiyle halkıyla İslam kardeşliği etrafında yek vücut olmaktan başka çare yoktur.