9 YIL SÜREN BİR MASAL!...

Abone Ol

TAM 9 yıl Ne manşetler atıldı, ne yorumlar yapıldı

Mangalda hiç kül bırakılmadı.  Gazeteler

koro halinde iri iri manşetler attı . Kim bilir, kaç 100 ya da kaç 1000

manşet okuduk. Kim bilir kaç 10 bin sayıda, kim bilir kaç milyon

vuruşluk  memleketi kurtaran makaleler

kaleme alındı gazetelerin müstesna köşeleri nde. Ekranların kadrolu sakinleri

kim bilir kaç milyon saniye, belki de kaç milyon dakika aziz milletimizi

bilgilendirmeyi kendine bir vecibe saydı. Ağzı olan konuştu, köşesi olan yazdı.

Mikrofonu gören demeçsiz bırakmadı memleketi. Demokrasi düşmanlarına, darbelere

karşı cengavercesath-ı müdafa yapıldı. Milli kahramanlar (!) büyük  zaferlere koştu hiç yorulmaksızın

Ve 9 yıl sonra bugün! Mahkeme nihayet kararını verdi:

Ergenekon diye bir şey yokmuş meğer.. Meğer yalanmış her şey.  Onlarca Ergenekon Dalgası diye takdim

edilen operasyonlar, yakalamalar, kafaların üzerine basıp polis arabalarına

bindirmeler, patlayan flaşlar, ekranlardaki Son dakika parıltıları milletle

dalgaymış harbiden.

Peki, 9 yıl sonra Ergenekon dan geriye ne kaldı

1- Ergenekon mağdurları.

2-Ergenekon un rantını yiyenler.

Mağdurlar diyelim önce. Muvazzaf askerler, emekli

askerler, kimi sivil toplum kuruluşu yöneticileri, kimi üniversite hocalar,

kimi işadamları Tek tek yazacak değiliz, her kesimden yüzlerce insan ve tabi

aileleri, kurumlar.. Ergenekon mağdurlarını sadece operasyonlara maruz

kalanlarla sınırlarsak, gerçek mağduriyetin de üstünü örtmüş oluruz. Zira

mağdurlar sadece Silivri ye götürenler ve ailelerinden ibaret değil. Suçlu

olabileceklerin yanında bütün suçsuzlar da mağdur Sanık sandalyelerine

oturtulanlar kadar sanık sandalyesine oturtulmayanlar da mağdur.  Gözdağı verilenler var, onlar da mağdurlar

Hedef gösterilenler var, onlar da mağdurlar. Genelkurmay Başkanları bile

gözaltına alınan Türk Silahlı Kuvvetleri mağdur edilmiştir, çünkü ordu bilinçli

bir yıpratılma kampanyasına tabi tutulmuştur.  Gerçekte kim mağdur derseniz, bunun cevabı tektir: Bütün fertleriyle bu

millet Ergenekon mağduru edilmiştir. Evet, gerçek mağdur kandırılmak istenen bu

millettir. Bu ülke bütün kurum ve kuruluşlarıyla kandırılmıştır! Bugünkü

mahkeme kararı da 9 yıllık gerçeği yüzümüze vurmuştur.

Ergenekon un rantçıları diyelim şimdi de   Ergenekon seferberliğinin figüranlarının

tamamı aslında aynı zamanda bu sürecin rantçısı durumundadır. Bu dönemde

palazlananlara dikkat etmek gerek. Kimler peydahlandı, kimler palazlandı!

Kimileri kasaları doldurdu, kimileri makamları doldurdu, kimileri de

sandıkları Kimileri iktidarlarını perçinledi, kimilerinin devlet içinde

devlet oldukları gözlendi.  Kimileri

şöhret oldu, kimileri paralara boğuldu. Kimileri de kendisine mesleki alanlar

açtı. Kimileri şöhretli gazeteciler sınıfına terfi etti, kimileri de şöhretli

gazeteci olup, sonra da milletvekilliğiyle ödüllendirildi. Kimileri de,

Ergenekon kitapları yazdı, paraya para demedi. YÖK ün literatürüne giren

bilimsel tezler  yazıldı. Ergenekon

sürecinde en iyi yağıp gürleyen, ağzı laf yapanlar televizyonlarda program

kaptı. Ergenekon un gerçek rantçısı kim derseniz bunun cevabı da tektir:

Ergenekon un gerçek mağduru bu milleti kandıranlar da Ergenekon un gerçek

rantçılarıdır.

 

ANLAŞILDI, BUNLAR AMERİKA NIN ALEYHİNE KONUŞACAK KİMSEYİ

BIRAKMAYACAK            

2009 yılında Erbakan Hocamızın vaki İran seyahatindeki heyet

de biz de bulunuyorduk. Hocamızın yapmış olduğu yurtdışı seyahatleri arasında

bu seyahatin ayrı bir yeri vardır. 5 gün planlanmış ama 12 gün sürmüştü. O

yaşta, hatta tekerlekli sandalyede Erbakan Hocamız Yeni Bir Dünya projesini

bu ülkenin Ali Hameney denAhmed-i Necad a, Muttaki denHatemi ye, Rafsancani den

Ali Laricani ye kadar kim varsa yetkili, etkili herkese anlatıyordu. Usanmadan

yorulmadan Detaylarına girmeyelim ama, bugünleri de kuşatan, coğrafyamızda

yıllar sonra bugün yaşanmakta olanları da daha o günlerden gören uyarılar,

ikazlar yapıyordu. Önce İslam Birliği ni kurmamız ve Amerika yı ve Siyonizmi

bu bölgeden söküp atmamız gerekiyor diyordu.

Yazı konumuz vesilesiyle değindik İran seyahatine.   Türkiye de bir Ergenekon dalgası daha

yapılmıştı. Hatırladığımız kadarıyla toplamda 29 kadar  bazı dekanlar, profesörler, öğretim üyeleri

gözaltına alınmışlardı. O günün programında bizim Tahran Büyükelçi mizin 54.

Hükümetin Başbakanı Erbakan Hocamızın onuruna vermiş olduğu yemek vardı. Olur

ya, bir gazeteci hocamıza bu konuyu sorabilirdi. Ya da bir sohbet sırasında bu

mesele açılabilirdi. Hocamızın Türkiye deki bu gelişmeden haberdar olması

gerektiğini düşündük. Hocamızın sefarette yalnız başına kaldığı bir an

oluşunca, Hocamızın yanına vardık ve kendisini detaylarıyla bilgilendirdik.

Hocamız yine sayfalarca makalelerle anlatılacak süreci tek cümleyle özetlemişti

bize: Anlaşıldı Mustafa demişti Hocamız; Bunlar Amerika nın aleyhine

konuşacak kimseyi bırakmayacaklar

Nitekim, Ergenekon dalgaları büyüdükçe, Amerika nın ve

iktidarın aleyhine konuşulanlar siniyor, köşesine çekiliyordu.

 

HER YOL MÜBAH SAYILDI,

BU YOLDA İLERLEMEK İÇİN!

Bu anekdotu, hafızamıza not düşerek, 9 yıllık süreçteki

yürüyüşümüze devam edelim   Unutturulmak

istenenleri biraz daha hatırlayalım: Türkiye de bir taraftan Ergenekon

dalgalarının ardı arkası kesilmiyor, herkes içeri alınıyor. Diğer taraftan da

AKP yönetimi ekranlarda, gazete manşetlerinde bu operasyonların yılmaz

savunuculuğuna soyunuyordu. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı

Baykal arasındaki polemikler, Ergenekon düelloları hafızalara kazınmıştı:

Erdoğan Baykal a Ergenekon un avukatı mısın diye yükleniyor O da Evet

avukatayım, sen Savcı mısın diye cevap yetiştiriyordu. AKP yönetimi de tek bir

ağızdan Siz Ergenekon un avukatıysanız biz de Ergenekon un savcısıyız

diyordu   Bugün bu operasyonlar için

cemaatin adı geçerken, o günlerde iktidar seçim meydanlarında oyları

devşiriyordu   Ümraniyelerle,

Balyozlarla, Sarıkızlarla, Ayışığıyla, Yakamozlarla, Ergenekonlarla güya

darbeler savuşturuluyor, tarihe altın harflerle geçecek büyük kahramanlıklar

serdediliyordu   İktidar ve cemaatin

müthiş bir uyumu, noksansız bir takım oyunu dikkatlerden kaçmıyordu.

Öyle güçlü bir algı yönetimi kasırgası estiriliyordu ki;

kasırganın önüne çıkan her engel yıkılıyor, aşılıyordu. Her yol mübahtı bu

yolda ilerlemek için. Hem iktidarın medyası, hem de cemaatin medyası, hem de

devletin medyası   Bu güçlü ittifakın

karşısında duran herkese de Ergenekoncu muamelesi yapılıyor,

itibarsızlaştırma faaliyetleri sahneye konuyordu.  Zira, olup bitenlere temkinli bakan kim

varsa, toptancı bir saldırıya uğruyor ve itinayla Ergenekoncu yaftaları

yapıştırılıyordu. Öyle ki, Haberal ın televizyonuna çıkan Erbakan Hocamız bile

Ergenekoncu ilan edilmeye yeltenilmişti. Maalesef bugün Bizim yolumuz Erbakan Hocamızın yoludur gibi cümleler

kurmaya cür et eden bu iktidarın yöneticileri, o gün Ergenekon Dalgalarının

önünde sürüklendiğinin bile farkında değildi. Duruşundan dolayı Saadet Partisi,

yayınlarından dolayı Milli Gazete vetopyekün Milli Görüş camiası bel altı vuruşlarla Ergenekoncu ilan edilmişti.

Bu tavrın çirkefliğini, çirkinliğini yansıtan en somut konu ise Erbakan

Hocamıza dahi konulan televizyon ve gazete yasaklarıydı.  Bütün kanallar, bütün gazeteler Erbakan

Hocamıza da sıkı sıkıya kapatılmıştı.

 

MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASI NA ÇOOOOK BÜYÜK ÖZÜR BORCU VAR!...

Peki şimdi ne olacak Olması gereken şey, bu sonuçtan ders

çıkarabilmektir! Lakin ders çıkarma ve ibret alma hususu çok yabancı siyasi

literatürümüze ve insanımıza. Milli Görüş camiasına, Saadet Partisi ne bu

iktidarın ve iktidarın medyasının çooook büyük özür borcu var. Gazetemize bir

özür borcu var. Hele hele  Rahmet-i

Rahman a kavuşan Erbakan Hocamıza bir özür borcu var. Olur mu bu özür Mutlaka

olmalı! Haysiyet, şeref ve iz an bunu gerektirir çünkü. Fakat, hala benzer

süreçlerin yürütüldüğünü görünce insanın umudu kırılıyor. Adı belki Ergenekon değil, ama yaftalar yine

vuruluyor.  İrancı denildi, Esadçı lık

yaftası vuruldu Paralel suçlamaları yapıldı.! Tıpkı yıllarca Ergenekoncu

denildiği gibi İnşallah insaf ben buradayım der ve bu özürle erdemlilik

yeniden bizim mahallemize davet edilir

Son cümlelerimiz: Sahi 9 yıl boyunca atılmış onca manşet

Söylenmiş onca yalan! Ekranlardaki yaftalar, iftiralar Bunları aramızda

dolaşmaya hala devam edebilecekler mi  Ahlakın herkese lazım geldiği gibi, namaz kılan inançlı insanlara da

lazım olduğunun altını çizmiş olalım.

Ergenekon meğer bir masalsa; 9 yılda kim ne yaptıysa;

yaptığı yanına kar mı kalacak! Bu dünyada belki, ama Allah (c.c) ın huzurunda

herkes hesabını verecek.  Belki bu

dünyada çok şey unutabilir, ama zerreler bile Rûz-i Mahşer de tartıya

konulacak