82 milyon tek yürek, tek güç olmalı

Abone Ol

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

SÖMÜRGECİ güçlerin İslam dünyasına karşı çılgın ve düşmanca saldırıları kimsenin meçhulü değil. ABD’nin terör örgütleri ile çalıştığını bilmeyen kalmadı. Müslümanların kutsal toprakları arasında yer alan Kudüs’ü İsrail’in “başkenti” olarak tanıması, çılgınlığın boyutunu anlatmaya yetiyor. Trump’ın hedefinde İslam dünyası var.

Olup bitenler, İslam âleminin sömürgeci güçlerin karşısına “2 milyarlık güç” halinde çıkmasını zorunlu hale getiriyor. İslam dünyasına “ağabeylik” ve “öncülük” yapabilecek tek ülkenin Türkiye olduğu belli. Selçuklu ve Osmanlı’dan gelen tarihi misyonumuz, stratejik konumumuz, nüfusumuz ve gücümüz sebebiyle ciddi bir sorumluluk var üzerimizde. Ülkemiz elindeki potansiyeli etkili bir şekilde kullanmak zorunda.

Türkiye ayrılık unsurlarını ortadan kaldırarak en geniş anlamda iç barışı sağlayıp 82 milyon olarak tek yürek, tek güç haline gelmesi gerekli. Tarihin kendisine yüklediği görev bu!

Saadet Partisi yaşanan sürecin ne anlama geldiğinin farkında. Sorumluluğunun da. Bütün gücüyle uyarıcılık görevini sürdürüyor. Kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı tutumun zararlarını hatırlatıyor. 82 milyonu kucaklayıcı ve sorumlu bir siyaset izliyor.

Hükümet ve ana muhalefet partisinin bu üsluptan alacağı çok ders var. Hükümetin bazı güzel ve farklı icraatlar ortaya koyması, ona adalet duygusunu sarsacak uygulamalar yapma hakkı vermez. Bugün, hükümetin en başta gelen görevi, adaleti yeniden tesis etmektir. Çünkü hukukçular ve yargı mensupları da dâhil, Türkiye’de adalete olan güven oldukça sarsılmıştır.

ADALET YIKILMASIN!

ADALET mekanizması bütün yapıyı tamir eder; ayakta tutar. Toplumun devlete ve birbirine olan güvenini artırır. Emile Zola meşhur Dreyfus savunmasında der ki: “Hükümetler düşsün; her şey yıkılsın; yeter ki adalet ayakta kalsın. Adalet üzerine Fransa’yı yeniden inşa ederiz. Fakat adalet yıkılırsa Fransa yok olur.”

Adalet tevziinden korkmayın! Çünkü toplumun ayakta kalması buna bağlı. Bizim inanç ve kültürümüzde “adalet hassasiyeti” önde gelir. Hocalarımız her hafta hutbelerini bitirirken hatırlatırlar: “İnnallaheye’murubi’ladl - Allah adaletli olmayı emreder.” (Nahl, 90) “Adalet mülkün temelidir” diyen Hz. Ömer (R.A.) bu özelliğiyle temayüz etmiştir. “Mülk”ten maksat “devlet”tir.

Türkiye’deki bütün siyasi partiler millete hizmet yarışı içinde olmalı; fikir ve projeleriyle yarışmalılar. Rakiplerine hakaret, gerçekte onları seçen halka hakarettir. Siyaset, insan onurunu koruyan ulvi değerler uğruna yapılmalı. Adalet duygusu hâkim olmalı. Yöneticilik de herkese adil davranmayı gerektirir.

Temel Karamollaoğlu, sorumluluk şuuru, siyasi hırslardan uzak ve içi yanan bir bilge tavrıyla, her fırsatta uyarıyor. Kamplaştırıcı, kutuplaştırıcı politikanın ülkeye vereceği zararı hatırlatıyor. En son Gaziantep’te yine uyardı: “Bu memlekette neden birbirimize hakaret ederek, aşağılayarak yaşayalım. Görüşlerimiz farklı olabilir. Herkes fikrini rahatlıkla söylesin. Birbirimize düşman olamayız. Bunu sağlayacak Saadet Partisi’dir. Diğer partiler köprüleri attılar. Meclis’te kavga etmeden bir konuyu görüşemiyorlar.”

İÇ BARIŞ YARA ALIR

ADALET yok olur, ülkenin siyasileri birbirine karşı “düşmanca” tavır alırlarsa, iç barış bozulur; huzur ve kardeşliğe hasret kalırız. Yöneticilerimizin yanlışlarının faturasını millet öder. Hayat çekilmez olur. Toplum cinnet geçirir. İntiharlar artar. Yöneticilerin toplumu bu hale getirmeye hakları var mı?

Kurumlar görevlerini özgürce yapabilmeli, müdahale olmamalı. Özellikle AYM ve yargıya müdahale adalete olan güveni yıkar. Karamollaoğlu uyarıyor: “Hükümet 15 senedir inşaat dendi mi dağları deviriyor; adaletten de, ‘adalet sarayı’nı anlıyor. Adalet, adalet saraylarıyla gerçekleşmez. Adaleti gözetecek hâkimlerle gerçekleşir.”

Bilge Başkan uygulamaların adil olmadığı görüşünde: “Başkanlık Sistemi’yle yönetiliyoruz. Parlamentonun, anayasanın, kanunların bir hükmü yok. Cumhurbaşkanımız karar alıyor, imzalıyor. Anayasaya aykırı mı? Cesareti varsa biri götürsün AYM’ye. AYM baştan kararını vermiş. KHK, OHAL döneminde çıkınca buna müdahale etmezmiş.”

Hak deyince akan sular durur. Hükümetin yanlışlık yapmasına gönlümüz razı olmaz. Uyarılarımız bu yüzden. Hükümet, adil davranır; adaleti tesis ederse kendi geleceğini kurtarmış olur. Bunu yapmazsa tepetaklak gider. Çünkü insan vicdanı haksızlığa sonuna kadar katlanamaz. Biz, hükümet “adil” davransın, uzun ömürlü olsun, isteriz.

Bu ülkede birlikte yaşıyoruz. İyi niyetli ve liyakatli olduktan sonra Türkiye’yi kim idare ederse etsin, fark etmez. Siyasi hırs kişiyi bitirir, tüketir. Ülkemizin barışa, kardeşliğe ihtiyacı var. İç barışın tesisinde, başta hükümet olmak üzere, hepimiz sorumluluğumuzu kuşanmalıyız.