ANKARA - Onu, muhteşem kokular eşliğinde, elinde sandığıyla Güvenpark‘ta görebilirsiniz. Sevecen bir edayla size yaklaşır ve sorar, ‘‘Güzel koku ister misin?‘‘ Kim istemez ki zaten. Ancak zamansız bir unutulmuşlukla geçmişin esansları yerini ithal parfüm şişelerine bıraktığından beri, 80 yıldır esans satan Şerif Ocak, müşteri bulmakta zorlanmaya başlamış. Yine de elindeki tahta sandığın içinde bulunan çeşitli kokuların alıcısı yok değil.

Ocak, boş durmayı sevmediğini vurgulayarak, ‘‘Türlü türlü işlerim var. Marangozluk yaparım, berberlik, kasaplık yaparım. Her işten, başım çıkar‘‘ diyor ve şeytanın boş gezenle uğraştığını söylüyor.

‘‘Bunları taşırken yorulmuyor musunuz?‘‘ sorusuna ise biraz iç çekerek cevaplıyor: ‘‘Yorulsam ne yapayım? Ekmek davası.‘‘

8 çocuğundan 20 torunu bulunan Ocak, ‘‘Şimdi benim böyle gezdiğime bakma, benim memlekette 50 ceviz ağacım var‘‘ diyor. Çalışmanın önemini vurgulayan Ocak , ‘‘İçerde oturmayla vakit geçmiyor. İnsan eli, ayağı tuttuktan sonra boş olmak işe yaramaz‘‘ ifadesini kullanıyor.

Karakedi şıpır, yasemin, leylak, sadegül, kuva-yı cennet... Esansların fiyatı 1 liradan 5 liraya kadar çıkıyor. Ekseriyetle hocalar ve hacdan gelenlerin esans talep ettiklerini ifade eden Ocak, ‘‘Gençler de bazen alıyor ama çok değil. En çok karakedi ve kuva-yı cennet kokuları satılıyor. Kadınlar ise en çok menekşe alıyor. Misk de çok alınanlar arasında‘‘ diyor.

Hemen bir şişe kuva-yı cennet kokusu hazırlayarak, pratikliğini gösteren Ocak,‘‘Kolay iş!‘‘ dedikten sonra küçük esans şişesine şırıngasıyla ölçerek aktardığı seansı müşteriye uzatıyor.

Muhabir: Haber Merkezi