8 Yıl Sonra Randevu Verilir Mi, Yahu!

Abone Ol

El-cevap; verilir!

Türkiye’de yaşıyorsanız, hele hele de dünyanın en büyük ve karmaşık bir şehri haline gelen İstanbul’da yaşamak zorundaysanız verilir, veriliyor! Nasıl mı? Anlatayım;

Geçen gün bir sohbet/muhabbet ortamında şunlar dile getirildi;

* “Çocuğumun dişleri sorunlu. Kimi dişleri tam yerine oturmamış gibi duruyor. İleride daha büyük sorunlar olmasın diye, diş teli taktıralım dedik. İstanbul’da çok iyi bilinen bir üniversite hastanesini aradım, randevu almak için. Bana söylenen şu oldu; ‘Beyefendi, oldukça fazla yoğunluğumuz var, en iyi tahminle size 2030 yılına randevu verebiliriz!’ Yani, üniversite hastanesi, diş teli taktırmak için 8 yıl sonrasına randevu verilebileceğini ifade etti, bana!”

Anlatan, güvendiğim bir arkadaşım...

Hani, sağlıkta çağ atlamıştık! Tamam, hastanelerden randevu alma konusunda özellikle son dönemlerde büyük sorunlar yaşandığını biliyoruz da 8 yıl sonrasına randevu vermek nedir be arkadaş!

BU ARAŞTIRMANIN SONUÇLARINI ÇOK MERAK EDİYORUM!

“Branş branş oluşturulan komisyonlar tarafından, Okul Öncesi, Temel Eğitim ve Ortaöğretim kitapları ‘Önce Ahlâk ve Maneviyat’ gözlüğüyle incelendi. Ders kitaplarındaki görsel ve metinler, Milli Eğitim’in amaçları doğrultusunda öğrencilerimizi düşünmeye sevk etmesi bakımından, düşünen insan yetiştirme yönünden, aile yapımızı tehdit eden unsurlar, millî ve manevi değerlerimize uygunluğu yönünden incelendi, önemli notlar alındı. Bu çalışmaları rapor haline getireceğiz ve önümüzdeki günlerde başta MEB olmak üzere tüm eğitim paydaşları ve kamuoyuyla paylaşacağız.”

* “7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu adeta, ‘Dağ fare doğurdu’ diyeceğimiz bir hâl içindedir. İçeriği sadece kariyer basamakları olan ve öğretmenlerin özlük, idari, sosyal ve ekonomik tüm haklarını içermeyen, bütün meselelerini düzenlemeyen kanun nasıl meslek kanunu oluyor? Yeni bir Öğretmenlik Meslek Kanunu yapılmalıdır.”

* “Eğitimde iyi insan yetiştirmek önemsenmeli, iyi, ahlâk sahibi, merhamet ve liyakat sahibi insan yetiştirmek için çalışılmalıdır. Eğitimde kalite için her şeyden önce 200 yıldır içinde kaybolduğumuz ve içinden çıkmadığımız Batı taklitçisi eğitim sisteminden vazgeçilmeli, kendi inanç, ahlâk ve kültürümüzü temel alan yeni bir eğitim sistemine geçilmelidir.”

* “Eğitimde asıl mesele çocukların kalbine ne koyduğumuzdur” diyen rahmetli Erbakan’ın ifadesiyle nesillerimizi önce ahlâk ve maneviyat eğitimiyle yetiştirmeliyiz. Onların kalplerine dokunmalıyız. Yani eğitim öğretim alanında maneviyata daha da fazla önem verilmelidir.” (Numan Gökmen, ÖĞ-DER Genel Başkan Yardımcısı)

***

Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin (ÖĞ-DER) Okul Öncesi, Temel Eğitim ve Ortaöğretim kitaplarını “Önce Ahlâk ve Maneviyat” gözlüğüyle incelemesini çok önemsiyorum.

Zira ders kitaplarında yer alan konular, konuların işlenme biçimi, bu kitaplarda kullanılan görseller, okuma parçaları fazlasıyla sorunlu…

Sonuçlarını merak ediyorum bu araştırmanın! Bu sonuçlar belli olduğunda yine burada duyururuz inşallah, bir hayra vesile olmak adına...

UNUTULMAMASI GEREKEN İSİM; İSMAİL BEDİR HOCA!

Merhum İsmail Bedir… Burdur/Bucaklıydı… Emekli imam hatipti…

Milli Gazete’yi satır satır okuyanlardandı. Milli Görüş sevdalısıydı…

Gündüz-gece telefonda uzun, tatlı sohbetlerini, muhabbetlerini unutamam!

İsmail Bedir hoca derdi ki;

* “Evimin hemen her köşesini süsleyen tek gazete var, o da milletin gerçek sesi Millî Gazete. Evime her gün Millî Gazete girdiği için Allah’a (C.C.) ne kadar şükretsem azdır. Türkiye’nin gerçek gündemi iş, aş, ekmek. Yani ekonomi. Bu haberlerin gerçek yönünü de sadece Millî Gazete’de bulabiliyorum.”

* “1971 yılıydı. Milli Nizam Partisi dönemi. Bir Cuma günüydü. Caddede bir kalabalık, bir kalabalık. Mikrofondan, Abdurrahim Karakoç’un, ‘Kör dünyanın göbeğine / Hak yol İslâm yazacağız / Kuşların göz bebeğine / Hak yol İslâm yazacağız’ şiiri okunuyor. Meğer Erbakan Hoca gelmiş… Bir konferans verdi. Gittim. İlginç bir anekdot anlattı Erbakan Hoca; “Cennet Mekan 2. Abdülhamit Han Hazretlerine Amerikalılar otomobil hediye etmek istedi. Sultan Abdülhamit, bu hediye otomobili kabul etmedi. Peki, neyi gerekçe gösterdi Abdülhamit Han Hazretleri Amerikalılara dedi ki: “Ben eğer bu otomobili kabul edersem yarın benim Vezirim de Sadrazamım da ister. Biz devlet olarak ne zaman bu otomobili yaparsak, üretirsek işte ancak o zaman bu otomobile binebiliriz.”

***

Vefatının sene-i devriyesinde, Milli Gazete çınarlarından İsmail Bedir’e Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN AÇIKLAMA!

İki hususta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden maruzatım olduğunu yazdım geçen yazımda.

Birincisi, eskiden rahat kullanıldığı halde, İstanbul Senin uygulaması üzerinden internete bağlanılamadığını… İkinci olarak da Şişli’nin en işlek ama küçük bir caddesi olan Kurtuluş Caddesi’nde yapılan çalışmanın aylardır bitmediğini, caddenin toplu taşıma araçlarına aylardır kapatıldığını, yurttaşların mağdur olduğunu…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden telefonla bu maruzatlarıma açıklama geldi. Açıklamada özetle şunlar iletildi;

1) “İnternet sorunu: Sistem değişti. Sistem kaynaklı olabilir bu bağlanamama. Kullanılan telefonların Android olması ya da eski telefon olması durumunda da internete bağlanılamıyor olabilir! Metrobüslerin, otobüslerin hareket halinde olması da böyle bir aksaklığa neden olmuş olabilir! Ama yine de hizmeti veren şirketten geniş bir brifing alınacak, aksaklıkların giderilmesi istenecektir.”

2) “Şişli/Kurtuluş Caddesi yıllardan bu yana ihmal edilen bir caddemiz. Alt yapısı oldukça eskiydi. Zaten bölge de çok eski bir yerleşim yeri. Alt yapısı değiştirilirken bir de bakıldı ki, elektrik alt yapısının da tamamen değiştirilmesi gerekiyor. Böyle bir tablo… Ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak bu caddeyi öyle yapalım ki dört dörtlük olsun, bir daha sorun çıkmasın. Uzaması bu yüzden…”

***

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerine teşekkür ediyorum. En azından ilgilendiler ve sorunların halledilmesi için girişim başlattılar.

Bu yazımdan sonra, sevindirici olan da şu oldu; dün baktım, anılan caddede gece de çalışmalar başlamıştı! Hızlandırıldı çalışmalar, yani… Meramım tam da işte buydu…