7 Haziran seçimleri yaklaşırken Hükümet, iç ve dış
politikada başarı sağlayamamanın derin kaygılarını yaşarken, pragmatik bir
yaklaşımla bu olumsuz tabloyu unutturabilmek için değeri kendinden menkul
söylemlerle seçmeni kazanma amacındadır. Kendisi dışında muhtemel bir
iktidarın, çözümsüzlük ve felaket anlamı taşıyacağını ihsas ederken, çıkarcı
politikası (utilititarian) gereği, kendi çıkarına olan her şey iyidir
anlayışıyla tahkim stratejisi uygulayarak, yapısında mündemiç sorunlar
zincirini unutturma yoluna gitmeye çalışmaktadır.
AKP, ortaya koyduğu 2023 hedefi ile cerbezeli ve
demagojik ifadelerle uzak hedeflere sarılması, politik bakımından iflas
ettiğinin en açık ve somut mesnedini oluşturmaktadır. AKP iktidarı, çözüm
gerektiren kronikleşmiş konularda ise hep günah çıkarmaya yönelik yuvarlak
ifadelerin gölgesine sığınmaya çalışmaktadır.
Gerçekte ise, dış borç sarmalı, ekonomik büyümenin
azalması, git gide derinleşen toplumsal eşitsizlik, bir türlü dizginlenemeyen
ekonomik ve sosyal sorunlar, dış politikada ise izlenmekte olan yanlış
politikalar sonucu ortaya çıkan olumsuz tablo doğrusu insanı derin teemmüle
(derin derin düşünmeye) sevk etmektedir. İşte bu olumsuz tablo, Hükümet i çok
şey önerip, hiçbir şey verememe noktasına getirmiştir.
Aynı sonuçlar, aynı etkilere sebep olurlar cümlesinden
hareketle, meclis içi muhalefetin alternatif bir politika ortaya koymaktan çok,
palyatif çözümlere yönelmeleri şimdiye kadar açıkça ortaya koyamadıkları
yanılsamalı tutumlarının ürünüdür. Güçlü çözüm önerileri yerine, iç kanamanın
devamı niteliğindeki yaklaşımları, Hükümet in işini kolaylaştırıcı
niteliktedir. Bu nedenle, önceden
kurgulanmış söylemlerini Condratieff döngüsü çerçevesinde ele almak doğru olsa
gerek.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ın sürpriz sayılmayan politik
peripeteia (ani manevra) ile meydanlara inmesi, bir bakıma sıkça dillendirdiği
başkanlık sistemi fikrini kamuoyuna benimsetmeye yönelik bir adım
niteliğindedir. Bu arada, terörle özdeş hale gelen HDP nin, katı düşüncesini
terk etmiş bir parti görüntüsü vererek, uzlaşmacı ve barışçıl çabalar içerisine
girmesi, yeni siyasi zeminde kendisine biçilmeye çalışılan yeni rolde daha
güçlü bir pozisyon alabilme eğilimi içerisinde olma arzusunda olduğunu ortaya
koymaktadır.
7 Haziran seçimleri üzerinde konjonktürel etkisi olan
başkanlık tartışmaları bir bakıma bu sisteme muhalif olanların, HDP nin
barajı aşabilmesi amacıyla Demirtaş ın örselenmiş imajını cilalayarak kendisine
yeni kurtarıcı rol biçmeye çalışmaktadırlar.
Milli Görüş ün TBMM de temsili yokluğunda rahat manevra
gücü elde eden AKP iktidarı, 7 Haziran öncesi Milli İttifak ın ön plana çıkmaya
başladığı bir dönemde, bu ittifakın önüne set çekebilmek amacıyla örtülü
provokasyonlara sarılması dikkat çekicidir.