Ortaokul öğrencisiydim. 30 yılın üzerinde Milli
Gazete nin takipçisi olan babam vasıtasıyla gazeteyle tanıştım. Babamın ilçede ilk elektrik dükkânı açtığı
sıralarda Milli Gazete de yayın hayatına atılmıştı. 80 li yıllara geldiğimde de
bir dönem gazetede desen ve karikatürlerim neşredildi.
Aradan yıllar geçti. 41 yıl bitmiş 42.yılına giriyor
Milli Gazete.
Kim ne dere desin her gazetenin taraftarı, okuyucusu
olduğu gibi karşıtları da olur ama Milli Gazete kurulduğundan bu yana Hak
bildiği yolda çizgisini korumayı bilmiş ve başarmış nadir gazetelerden biridir.
Gazeteciliğin içinden biri olarak gazeteci olmak kadar
gazete çıkarmak da kolay değildir. Bu iş bilgi birikim, destek kadar yürek de
ister. Korkusuzca yazmalısınız. Yazarken de eğrileri ve doğruları okuyuculara
sunmalısınız. Ancak kimilerinin dediği gibi tarafsız olmak, tarafsız kalmak
fikri ileri sürülse de gazete duruma göre pozisyonunu almak mecburiyetindedir.
Taraf olacaksa holdinglerin, bir avuç
mutlu azınlığın değil Hakk ın yanında halk için olmalıdır. İşte bu şiarla çıkan
Milli Gazete de; Hak Geldi Batıl Zail Oldu mübarek düsturu gereğince hareket
etmeye devam etmektedir. Zaman zaman hatalar da, yanlış anlamalar da olabilir
önemli olan kendinize şiar edindiğiniz fikir ve tutumlardan sapmamanızdır.
Milli Gazete ve okuyucusu da tiraj kaygısı gütmeden bu idealle hareketine devam
etmektedir. Elinizdeki bu gazete en inançlı ve bilinçli okuyucu kitlesine
sahiptir ve kanaatime göre de en etkili bir gazetedir.
Milli Gazete Genel Yayın Müdürü Mustafa Kurdaş Bey in
dediği gibi bu gazete; Hak Geldi Batıl Zail Oldu nişanını, geride bırakılan 41
senede bütün zorluklara rağmen en güzel şekilde yaşayan ve yaşatan; tavizsiz
duruşu ile fırtınalara, kasırgalara, konjonktürlere meydan okuyan Milli
Gazete miz, bu kararlılığını ve heyecanını 42 inci yılına da aynı aşkla
taşımanın kimseye nasip olmayacak haklı iftiharını yaşıyor.
Ülkemizde insanlar birkaç alanda üzerinde kendilerini
uzman zannetmektedirler. Bu alanlar; Futbol, Din ve siyasettir.
İnsana zarar veren sporların zararları sebep ve sonuçları
üzerinde düşünmeyi pek akıl edemeyiz sanırım. Bu nedenle de kendi ailesini,
komşusunu, halkını, milletini düşünmeyenler, acısını duymayanlar, gözyaşları
dökmeyenler futbol olunca bu duyguların en ağırına yakalanıyorlar ve yerine
göre en derinlemesine etkileniyorlar. Statlarda görülen taraftarları yeri
geldiğinde kendilerini öyle paralıyorlar ki en önemli meselesi ve mesaisi
sanırsınız ki futboldur.
Din melesinde ise Müslüman Türkiye nin sözde yüzde 99 u
Müslüman dır deniliyor. Bu yüzdenin ne kadar doğru olduğu şüphelidir.
Cumhuriyet kurulduğundan bugüne milletimize resmi İslam angaje edildi. Bilen
bilmeyen kendini ulema sanıyor. İslamı kendince yorumluyor. Hata üzerine
hatalar yapılıyor. Bu alanda ehil olanlar, yetkin kimseler ise gerektiği kadar
konuşamıyor. Bunun nedeni de resmi ideolojinin
tahakkümüdür. Konuşsa hedef haline gelecek. Zorda kalacak, belki de başı belaya
girecek. (Geçmişte kalan Anayasanın 163. Madde unutulmamalıdır) Gerçek İslam gerektiği gibi
öğretilemediğinden de bilinçsiz bir toplum oluşturuldu. Dini bütün insanlarla
hurafelere bürünen sahih olmayan bilgilere sahip kesim arasında bir mücadeledir
sürmektedir. Devletin her ne kadar laiklik ile din ve devlet işleri ayrı olduğu
kabul edilse de devletin dini olmadığı gibi dine de karışmaktadır. İnsanlar da
bu alanda istediği gibi yorum yapabilmektedirler.
Siyasete gelince insanları hak ve batılı gözetmeksizin
fırka fırka böldüler. Birinin ak dediğine diğeri kara, kara denilene de ak
denilmektedir. İnsanların futbol takımı tutar gibi parti tutmaları nedeniyle
vuku bulan rantiyeler, hortumlamalar ve soygunlar karşısında doğrunun değil
yanlışın yanında yer almaktadırlar. İktidarların iyi de kötü de uygulamaları
olabilir. Her icraata doğru denilemeyeceği gibi hatalı da denilemeyebilir. Ama
iktidarların çevresindeki menfaat şebekeleri ve partizanlar millete en büyük
kötülüğü yapmaktadırlar. İktidar ne kadar güçlü olursa olsun Hakk ı da batılı
da cesurca haykırmak maalesef gazeteler arasında Milli Gazete ye düşmektedir.
Çünkü diğer gazeteler siyasi ve ideolojik çıkarları uyarınca tarafsızca yayın
yapamamaktadırlar. Kaldı ki gazetelerin çoğu bir şekilde iktidar tarafında
olmaları sağlanmıştır. Yani dememiz o ki Milli Gazete; din ve siyaset alanında
gerçekçi ve cesurca adilane bir yayın yürütmektedir. Geniş yazar kadrosu ve
çalışanlarıyla doğruları yazmaktadır ve yazmaya da devam edecektir.
Milli Gazete nin kuruluşunun 42. yılı Milletimize, gazete
çalışanlarına ve okuyucularına hayırlı olsun. Selam ve dua ile.
OSMAN AYTEKİN