40. Yılında "Rüya Çağrısı"na tabi olan şair

Abone Ol

Mustafa Miyasoğlu Edebiyatın pek çok dalıyla bir araya

getirebiliriz onun adını. Şair, hikâyeci, romancı, denemeci, tiyatrocu, hatip

Araştırma, inceleme ve derlemeye dayalı eserleri de var: Makaleleri, biyografi

ve monografileri, antoloji ve yıllıkları

1 Ağustos 2013 günü 67 yaşındayken ebedî mekânı olan

cennete uğurladığımız Miyasoğlu nu birbirinden değerli farklı ifadelerle

anlatmak mümkün. Özellikle medeniyet ve edebiyat algısı ile ilgili kuracağımız

cümlelerin içinde şu mihenk noktaları mutlaka olacaktır: Yerli, milli ve İslâmî

bir edebiyat için mücadele ettiği, geleneksel edebiyatın çağımızdaki en önemli

temsilcilerinden birisi olduğu, kalem oynattığı hemen her sahada klasik eserler

vücuda getirdiği, İslâm inancını yüklenen bir şair olduğu, hayatı boyunca genç

şair ve yazarlara fikrî ve edebî nitelik doğrultusunda rehberlik ettiği

Bunları artırmak mümkün, fakat ben öyle yapmayıp üstadın

bir yönüne, şairliğine temas edeceğim. Hatta bu noktada da belirli bir sınır

çizip, Miyasoğlu nun edebiyata adım attığı ilk kitabı üzerinde duracağım.

Üstelik bir gerekçem de var: Şairin Rüya Çağrısı adlı bu eserin 40. yılındayız.

Yayımlandıktan kırk yıl sonra bir şairin ilk kitabına tekrar bakılıyor olması,

o şairin geldiği merhalenin, oluşturduğu zirve birikimin nişanı olsa gerek

Rüya Çağrısı 1973 te yayımlanmış. Sonraki yıllarda Devran

(1978), Hicret Destanı (1981), Şiirler (İlk üç eserin toplu basımı, 1983), Bir

Gülü Andıkça (1997) isimli şiir kitaplarına da imza atmış olan Miyasoğlu. Fakat

bunların ve diğer türlerdeki edebî eserlerinin temelinde Rüya Çağrısı var.

Kitabın arkasına yazılan biyografinin son cümlesinde de belirtildiği üzere

Rüya Çağrısı şairin ilk şiir kitabıdır. İlk şiir kitabı, ilk kitap. Bu

ifadeden anlaşıldığı üzere, Mustafa Miyasoğlu yola şair olarak çıkıyor.

Kapaktaki biyografiden öğrendiğimiz, başka önemli malumat da var: Edebiyat

Fakültesi ne 1967 de başlamış şair, 1973 te tamamlamış. Has şairlerin pek

çoğunda görüldüğü üzere, müfredatı pek ciddiye almamış Miyasoğlu. Öğrenim

süresini uzatmış. Şiirin bunda etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Rüya

Çağrısı ndaki şiirler ise delilimizdir. Üniversiteli yılların şiirleridir Rüya

Çağrısı nın içindekiler. Bu arada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Şiir

yazıyorum diyerek bohem bir hayata kapılmamış. Gününü gün etmemiş. O

üniversiteli genç şairlik çağlarında gününü gün etmeyen Miyasoğlu bakın nasıl

geliştirmiş kendisini: İngiliz Edebiyatı ve Felsefe Tarihi derslerini takip etmiş.

Tiyatroyla ilgilenip dramaturji bilgisini geliştirmiş. Haricen yaptığı bu

talebeliklerini bir eserle de pekiştirmiş: Umut Suları adlı oyununu (ilk oyunu)

MTTB Tiyatrosu nda sahnelemiş.

Hisar Yayınları nın 24. kitabı olarak 1973 te basılan ve

mavi-beyaz renklerinin hâkim olduğu bir kapakla okuyucuya sunulan 64 sayfalık

Rüya Çağrısı nın arka kapağında, bahsettiğimiz biyografinin üstünde, karakalem

bir Mustafa Miyasoğlu portresi var. Kapağın ve bu portrenin sanatkârı Rıdvan

Uzel...

Açtığımız Kapılar, Savaş Diyaloğu, Kentlerin Ölümü ve

Rüya Çağrısı olmak üzere dört bölümden oluşan eserde 24 şiir yer alıyor. Bir

ilk kitap için oldukça yetkin şiirler var Rüya Çağrısı nda. Şiir diline vâkıf

bir şair olduğunu görüyoruz Miyasoğlu nun. Şiirde içerik unsurlarıyla biçim

unsurları arasındaki dengeyi iyi kurmuş. Anlamla sorunu yok. Soyut-somut

ilişkisini kıvamında tutmuş. Şiirsel musikiyle arası iyi. Bir yönüyle ses

sanatı olduğunu biliyor yolun başındaki şair

İçe, kendi deruni âlemine dönük şiirlerle dışa, toplumun

zahiri görünümüne mahsus şiirler Rüya Çağrısı nda birlikte okunabilir. Bunun da

sonraki yıllarda Miyasoğlu nun uğrayacağı duraklara ipucu olduğunu

düşünebiliriz.

Şimdi bu şiirlerden yaptığım okumalara dair paylaşımlar

sunmak istiyorum. Beğendiğim, altını çizdiğim dizelerden bir sunum yapsam nasıl

olur Bunlar, yukarıda kısaca çerçevesini çizdiğim Miyasoğlu şiirinin

özelliklerini yansıtacak tercihler olacaktır:

Serüven den:

Gülen konuşan ölüler dünyasında

Yalnız değilim bir şeyle duyan

Konuşmaktan sıkılan biriyim

Var mı içinizde beni okuyan (s. 9)

Zindan dan:

Sızlayan ben değilim ah zindan

Yanardağlar gibi korkunçluğum

İçimde sakladım yüz yıllar boyu

Belki de küçük kalmış bir çocuğum (s. 21)

Kentlerin Ölümü nden:

Çelenk mi dedin

Ah o gülün ölümüdür

Bana bir gül şerbeti

İçerek içirerek

Edilen dua gerek (s. 36)

Bırakma Ellerimi şiirinden:

Tam tam tama tam meydanda kara adam

Dondurmuş bir dünyayı ardında utanmadan

O özgürlük bu uygarlık tutulup arkasından

Devrildi bütün putlar bir putun korkusundan

Tam tam tama tam meydanda kara adam

Uyandı uyanacak bir dünya uykusundan (s. 48)

Rüya Çağrısı yayınlanalı 40 yıl olmuş. Evrenselliği

yakalamış, bugün de hâlâ dipdiri okunduğuna göre. İlk kitabından 40 yıl sonra

bu âleme veda edip Allah a sığınan Miyasoğlu, şahsiyetiyle olduğu kadar,

eserleriyle de bizim klasiğimizdir artık.