4 partiyi geç; Saadet Partisini seç!

Abone Ol

Yarın milat özelliği taşıyan tarihi bir seçime gidiyoruz. 7 Haziran’dan daha önemli bir seçim bu. Terör azmış, hedefine ulaşmak için fırsat kolluyor. ABD ve Rusya, Suriye vesilesiyle Türkiye’yi savaşın içine çekmeye çalışıyor. Bu emperyalist ikili IŞİD’i, PKK ve türevlerini taşeron olarak kullanıyor. Türkiye uluslararası bir kuşatmayla karşı karşıya.

4 parti, 13 senedir kutuplaştırıcı ve ötekileştirici siyasete sarıldı. Ülkeyi gerdi. İnsanları birbirinden soğuttu. Bülent Arınç’ın, “Yüzde 50 oy alıyoruz ama diğer yüzde 50 bize nefretle bakıyor” sözü bunun açık örneği. 4 partinin birbirine düşman gibi bakıyor olması o kadar tehlikeli ki!

Yanlışlığı sonsuza kadar sürdüremezsiniz. Nitekim 7 Haziran’da halk “Kutuplaştırıcı siyasetle ancak buraya kadar” mesajını verdi!

Olan ülkeye oldu. Türkiye tıkandı. Hükümet kurulamadı. Çözümün adresi olan Meclis çalıştırılamadı. 7 Haziran öncesi havalarda uçuşan seçim vaatlerinin biri için bile tek adım atılmadı.  Şimdi yeniden, vaatlerle halka şirin görünmeye çalışıyorlar. 7 Haziran sonrası ne yaptınız ki, bundan sonra onu yapacaksınız 7 Haziran’da seçilip tatile çıkmadınız mı Halkla oyun olmaz. Halk sizi 4 sene süren tatile çıkarırsa şaşırmayın!

Halk, birlikte çalışma becerisi gösteremeyen 4 partinin TV ekranlarını işgal ettiğini görüyor. TV ve gazete reklamları, bilboard tanıtmaları da bundan farklı değil. Saadet Partisi’ne sinsi bir tuzak kuruluyor. Saadetliler kan terleyerek, mermeri tırnaklarıyla kazırcasına halka ulaşmaya çalışıyorlar. Yerleri ve gökleri dolduracak kadar büyük bu haksızlık karşısında sustunuz! “Adalet mülkün temelidir” sözünü unuttunuz!

ATEŞ HATTINDA MÜCADELE

Yangın yerine çevirdiğiniz Türkiye’de susmayan, feryat eden, sizi göreve çağıran bir siyasi parti vardı: Saadet Partisi. Çocuğu ateşe düşen anne misali feryat ediyor, çözümler öneriyordu. Ama siz bu feryada kulak vermediniz, hatta küçümsediniz! Çünkü sizlerin milletvekili maaşlarınız, geniş imkânlarınız vardı.

Hükümet, siyasi partilere, “Sivas’tan öteye gidemezsiniz” tehdidi yaptı. Sorumlu mevkideki devlet adamlarının kahramanlık (!) sandığı acizliği görüyor musunuz Acaba AKP kendisini muhalefette mi sanıyor Şikâyet ettikleri konunun sorumlusu kendileri! Hükümet görevini unutma gafletine düşebilir mi

Buna rağmen Saadet Partisi Doğu ve Güneydoğu’nun bütün illerine gitti. Diyarbakır ve Cizre ziyaretlerinde devlet, “Oralara gitme, güvenliğinizi sağlayamayız” demesine rağmen, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “Ülkemin her yeri benim vatanım, kardeşlerimle kucaklaşacağım, güvenlik istemiyorum” diyerek bu ziyaretleri gerçekleştirdi.

Bölge halkı Saadet Partisi’ni bağrına bastı. Barış ve kardeşlik türküleri söylendi. Adeta bir bayram havası yaşandı.

Saadet Partisi Şırnak İl Başkanı Hüsamettin Duman Cizre ziyaretini şöyle değerlendirdi: “Tarihi bir ziyaretti. Tükenen ümitleri yeniden yeşertti. Çatışma yerine uzlaşmayı, kutuplaşma yerine sağduyuyu öne çıkardı. Biz yüz binlerce insanımızı kaybettik. Bölge Milli Görüş’ü unutmaz. Erbakan hakkında ‘Müslüman adamdı. Bizlere dostça, şefkatle yaklaştı’ kanaati vardır.”

4 Parti ekran ve meydanlardan halka seslenirken, Saadet Partisi ateş hattında mücadele etti. Niçin Milletine karşı sorumluluğundan dolayı! Bu seçimler, dilden konuşanlarla, kalpten konuşanları ayırt etmelidir.

SAADET GÜVENLİ LİMAN

Bugünkü hassasiyet farklı! Ülkenin güvenliği söz konusu! Savaş kapıda. Siyasi liderlerin kavgasını seyretme lüksümüz yok. 78 milyon kardeşçe kenetlenme, ayrılık unsurlarını giderme zamanı.

Türkiye’nin doğusu, batısı diyerek ayrıştırıcı bir siyaset izleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Kardeşlik iklimini oluşturacak, hepimiz Türkiye için çalışacağız. Saadet Partisi’nin samimi ve birleştirici siyasetine, 78 milyonu kardeşçe ve şefkatle kucaklayan üslubuna ihtiyacımız var.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak uyarıyor: “Ülkemiz tehlikede. Acemi tayfalar gün be gün ülkeyi uçuruma sürüklüyor. Liderler bazı bölgelere giremiyor. Sorumlusu kim Hükümet! AKP hala oy istiyor. Bu sefer de ülkenin batısını mı girilmez hale getireceksiniz ” (24. 10. 2015)

AKP kurucularından hocaların hocası unvanıyla da tanınmış Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Saadet Partisi’nin Yazarlar Toplantısına katılarak “Oyum Saadet’e!” mesajı verdi.

Sosyolog Ali Bulaç, “Katıldığım her seçimde oyumu Milli Görüş partilerine verdim. Yine ‘Saadet!’ derim. Siyasetin kirlettiği ülkede ‘biz farklıyız’ deyip kirliliği temizleyebilmek için” sözüyle hepimizin sorumluluğunu hatırlattı.

Saadet Partisi’ne iltihaklar da artarak sürüyor. Bu uyanış devam etmeli.

1 Kasım’da, “4 partiyi geç; Saadet Partisi’ni seç!” şuuruyla hareket etmeliyiz!