36 (otuz altı) saat!

Abone Ol

Son söyleyeceğim lafı baştan söyleyeyim; asistan doktorların 36 saatlik nöbet süreleri kesinlikle kısaltılmalıdır!

***

Haber şu; Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Kliniği Asistanı Doktor Rümeysa Berin Şen (25), nöbetten çıkıp evine dönerken kullandığı otomobille yol kenarında duran kamyona arkadan çarptı ve hayatını kaybetti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Asistan Hekimler Koluna göre, kazanın nedeni yoğun iş yükü, uykusuz nöbetler...

Böyle midir, değil midir, hemen böyle bir kanaat ifade etmek doğru olmayabilir. Ama asistan doktorların çalışma şartları uzun süredir tartışılıyor, eleştiriliyor.

Daha önce de benzer ölümler, intiharlar meydana geldi.

Şunları ifade etmek mümkün:

* Asistan doktor emeğinin sömürüsünün en çarpıcı hali nöbetler... Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği, 'uzmanlık öğrencileri 3 günde birden daha sık olmayacak şekilde nöbet tutmalıdır' demesine rağmen resmiyete yansımasa da kimi kliniklerde nöbet sayısı ayda 14-15’i bulabiliyor.

* Asistan doktorlar, günlük 8 saatlik mesainin ardından 16 saat nöbet tuttuktan sonra ertesi gün çalışmaya, yani 36 saat süreyle çalışmaya zorlanıyor.

* Mevzuatta 'gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez' ifadesi yer almasına rağmen başhekimlere kurumda hizmetin aksamaması gerekçeleriyle nöbet ertesi dinlenmesi gereken hekimi mesaiye devam ettirme yetkisi verildi.

İyi güzel de asistan doktorlar insan değil mi? Neden insanca çalışma şartlarında asistanlık yapamıyorlar?

***

Peki, çözüm nedir?

* Çözüm şu görünüyor; asistan hekim sayısının artırılması. En azından ilk TUS sınavında her zaman açılan kadronun en az iki misli kadro açılması. Ve de bu 36 saat nöbet çıkmazının sonlandırılması...

Sayıları 30 bini aşan asistan hekimler taleplerini de şöyle sıralıyor:

* Artık çıkmaza dönüşen sorunlarımız duyulsun.

* Nöbet sayıları insani sınırlara çekilsin.

* Nöbet ertesi izin verilsin.

* Eğitim süreci performans sistemine kurban edilmesin.

* Sağlıkta mobbing son bulsun.

* Tıp eğitimini yaralayan üniversite özerkliğine müdahale anlamına gelen sözleşme dayatılmasından vazgeçilsin.

* Pandemi görevlendirmeleri adil bir şekilde yapılsın.

* Bütün hekimler insani çalışma şartlarına sahip olsun.

* Hekimler, emekliliğe yansıyan, performansa dayanmayan ücret alsın.

***

Bir kez daha tekrar edeyim; asistan doktorların 36 saatlik nöbet süreleri kesinlikle kısaltılmalıdır!

ANLAYANA SİVRİSİNEK…

Hiçbir eşek görmedim şikayetçi semerinden (say ki eşekliğinden)

Havanın sıcağından ayrı soğuğundan ayrı

Şikayetçi olması insanın değil mi nankörlüğünden

İbret almasını bilirsen kulağının küpesi benden

Yoktur zirvesi yokuşu olmayan hayatın

Selami Güder (selamiguder@gmail.com)

BAKAN DERYA YANIK HANIMEFENDİ’YE BURADAN BİR ÇAĞRIM VAR!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık Hanımefendi’ye buradan bir çağrım olacak… Şöyle ki:

Sayın Bakan, İstanbul’da E-5 üzerinde bakanlığınıza bağlı ‘Bahçelievler Kampüsü’ var.

Sanıyorum, kampüs içinde çok sayıda villa var. Fakat bir tanesi var ki, evlere şenlik…

Bu kampüsün Şirinevler tarafını düşünün! Yani, Bahçelievler Memorial Hastanesi’nin hemen karşısı…

İşte bu noktada yer alan ve E-5 üzerinden de çok rahatça görülen bir villa var ki tam anlamıyla felaket! Felaket dediğim şu; boyaları, sıvaları dökülmüş. Adeta savaştan çıkmış, harap bir vaziyeti var!

Diğer villalar öyle değil. Yoldan en bariz görünen villa öyle! Paspal bir durumda! Üstelik uzun süredir böyle…

Sayın Bakan, o fotoğraf hiç yakışmıyor! Türkiye’nin dostu var, düşmanı var. O yoldan geçenlere bu fotoğrafı vermemek lazım diye düşünüyorum.

Koca bakanlığın bir kova boyası yok mu, Allahaşkına!

Bahçelievler Kampüsü’nün bağlı olduğu Bakan olarak bir de isterseniz siz görün, bakın!

Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız…

O villa boyandığında yine burada zikredip teşekkür edeceğim. Söz!

DEDEME VE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA...

Namus çiğnenmesin diye koştun cepheye.

Bedenini siper ettin ey dedem.

Saldırıya geçmişti bütün haçlı kefere.

İmanınla karşı koydun eyyy dedem.

*

İki yüz elli üç bin ana kuzusu.

Alnında yazılmıştı şehit yazısı.

Koş cepheye Mehmet dedi anası.

Vücudunu siper ettin eyyy dedem.

*

Gökten kurşun yağdırırdı kefere.

Hedef Anadolu’yu geçirmek ele.

Aç açık karşı koydun yedi düvele.

Kanın ile zafer yazdın eyyy dedem.

*

Gâvurlar istiyordu ezanlar sussun.

İslam’ın son kalesi yıkılsın, düşsün.

Yuvalar yıkılsın, ocaklar sönsün.

İmanın küfre galip geldi eyyy dedem.

*

Râsulullah bile geldi yardım etmeye.

O gelince geçilmedi Çanakkale.

Döşetti mayınları gemi Nusret’e

İmkânsızı başardınız eyyy dedem.

*

Üzüm hoşafıydı sade yediğin.

Millî Görüş gömleğiydi giydiğin

Geride bekliyordu anan, sevdiğin.

Cennette buluşursun inşaallah dedem.

*

Ya Allah diyordu Seyit Onbaşı

Sırtına aldı 276 kilo bombayı.

Düşman gemisine doğrultup namluyu.

Bacasından soktun ey şanlı dedem.

*

Ümmet bilinciyle alındı zafer.

Türkü Kürdü Arabı İslam’a nefer

Hepsi bir ağızdan derdi Allahu Ekber.

Hak batıla galip geldi eyyy dedem.

*

Ya Rabbim o imanı geri ver bize.

Düşmanları yeniden döktür denize.

İslam’ı yeniden muzaffer eyle.

Himmet eyle bize n’olur ey dedem.

*

Cumali terk etme ecdat yolunu.

Başı boş bırakmaz Allah kulunu.

Şöyle üfle de iman külünü.

Hakkı hâkim kıl yeniden eyyy dedem

(Cumali Ay/ Adana)

ERKEN SEÇİM Mİ, BASKIN SEÇİM Mİ!

* İktidar Partisi AKP, Ar-Ge ve Eğitim Başkanlığının, 81 il ve 973 ilçede yaklaşık 93 bin parti yöneticisi için eğitim başlattığını, “Teşkilat Akademisi” eğitimleri kapsamında AKP yöneticilerinin tam 12 farklı alanda ve 10 hafta sürecek çok kapsamlı bir eğitim programına tabi tutulacaklarını, eğitimlerin AKP teşkilatlarına özel olduğunu, dışarıdan katılım kabul edilmeyeceğini, bunun da ‘erken seçim’ hatta ‘baskın seçim’ iddialarına yoğunluk kazandırdığını, biliyor musunuz?