Hatırlatmakta, hatırlamakta yarar var…
Ülkemizin işgal edilmek istendiği yıllar... Fransızlar, İtalyanlar, İngilizler, Yunanlılar, Ruslar, Ermeniler daha yakın bir tarihte topraklarımızı, vatanımızı, ülkemizi, devletimizi işgal etmeye yeltendiler.
Bunlardan sadece bir işgalciyi hafızalarınızda tazelemek isterim; Fransızlar!
* Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanı De-Fontzine komutasında Ermeni ve Fransız karışımı 2 bin kişilik bir lejyoner birliği Kahramanmaraş'a giriş yaptı.
* “Sütçü İmam (Uzunoluk) Olayı” diye bilinen hadisenin olduğu 31 Ekim 1919 tarihi, Maraş Millî Mücadelesinde şanlı bir direnişin başladığı gündür.
* Bu tarihte Fransızlardan güç alan Ermeniler, Maraş sokaklarına dağılarak önlerine gelen Türklere hakaretler ediyorlar, mukaddesata, manevi değerlerimize dil uzatıyorlardı.
* Bir grup Fransız-Ermeni devriyesi, akşama doğru Uzunoluk Caddesi’nden kışlaya dönüyordu. O sırada Ermeni askerlerinden birisi Uzunoluk Hamamı’ndan çıkan bir hanımefendiye saldırarak peçesini yırttı ve ardından, “Artık burası Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez!” diye tehdit etti.
* Bu durumu gören vatandaşlar, hemen dışarı çıkıp olay yerine geldiler. Olaya müdahil olan Çakmakçı Sait ise işgalci kuvvetlerin açtığı ateş sonucu şehit düştü.
* İşgalcilerin kadınlara saldırdığını ve hemen ardından onları korumak için harekete geçen Çakmakçı Sait’i şehit ettiklerini dükkânından gören Sütçü İmam, hemen harekete geçti.
* Sütçü İmam’ın Uzunoluk Hamamı önünde Fransız işgal kuvvetlerine sıktığı ilk kurşun, Maraş Milli Mücadelesi’ni başlattı.
* Çakmakçı Sait, vatanını, toprağını, ülkesini işgalden kurtarmak, halkını işgalcilerden korumak için savaşan, bağımsızlık meşalesini yakan bir şehidimizdi…
ÖMER MUHTAR!
Ömer Muhtar…
Vatanını, toprağını, ülkesini işgalden kurtarmak, halkını işgalcilerden korumak için savaşan, bağımsızlık meşalesini yakan savaşçı…
Libya’yı işgal etmek isteyen İtalyanlara karşı kanının son damlasına kadar mücadele eden kahraman!
İtalyan işgalcileri Ömer Muhtar ve direnişçilere her defasında rezil kepaze oluyor, büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalıyorlardı.
İşgalci İtalyanlar, Ömer el-Muhtâr kumandasındaki mücahidlerin Libya’dan ve dış dünyadan yardım almalarını önlemek için buranın Fizan, Kufra ve Mısır ile bağlarını koparmak için 15 Ocak 1930 tarihinde Cebelülahdar’daki direniş siperlerini uçaklarla bombaladı. 24 Ocak 1930’da Fizan’ın merkez şehri Merzûk, 25 Şubat’ta ise buranın batısındaki Gāt kasabası işgal edildi.
Bölgenin kırsal kesimlerinde yaşayan bütün halk, kamplarda toplandı.
İşgalciler; Akdeniz sahilindeki Sellûm yakınında deniz kıyısından güneydeki Cağbûb’a kadar uzanan yaklaşık 270 kilometrelik bir mesafeyi 2 m yüksekliğinde ve 3 m genişliğinde dikenli tellerle kapattılar!
Ömer Muhtar ve mücahitlerin yardım aldıkları tek yön de kesilmiş oldu.
Bölgedeki yerli ahali önce Aynülgazâle kampına kapatıldı, dört ay sonra da 1934 yılına kadar kalacakları Akīle, Makrûn, Sulûk ve Berîka kamplarına doldurularak mücahitlerin yerlilerle irtibatı kesildi.
Verimli arazilerin tamamı İtalya’dan buraya göç ettirilen ailelere verildi.
Kamplarda bulunanların yarısı açlık ve hastalık yüzünden ölürken bazıları da mücahitlere bağlılıklarını devam ettirdikleri bahanesiyle idam edildi.
Sadece Berîka kampında 1930-1932 yılları arasında 30.000 kişi öldü.
Ömer el-Muhtâr, Mısır’a gidip yerleşmesi yolundaki tavsiyeleri reddetti. Bu kararlılığından dolayı “Çöl Aslanı” ünvanı verildi.
11 Eylül 1931’de mücahitlerle birlikte sahâbeden Seyyid Râfi‘in kabrini ziyarete gittiklerinde işgalci İtalyan çemberi içinde kaldılar.
Ömer el-Muhtâr, burada İtalyanlara esir düştü, yapılan mahkemede “İtalyan tebaası bir isyankâr” olarak yargılandı ve idama mahkûm edildi (15 Eylül 1931).
Yirmi bin dolayındaki halkın önünde asılarak idam edildi.
Afrika’daki Avrupa sömürgeciliğinin karşısında en önemli direniş hareketlerinden birini ortaya koymuştu, Ömer el-Muhtâr! “Seyyid” ünvanı ile ve “şeyhü’ş-şühedâ” olarak anıldı.
***
Not: Ömer Muhtar filmini izlemeyeniniz var mı?
YAHYA SİNVAR!
Vatanını, toprağını, ülkesini, Gazze’yi, Filistin’i işgalden kurtarmak, halkını işgalcilerden korumak için savaşan, bağımsızlık meşalesini yakan savaşçılardan…
Filistin’i işgal etmek isteyen Siyonistlere karşı kanının son damlasına kadar mücadele eden kahraman!
Yahya Sinvar, hayatının son saniyesine kadar Gazze’nin, Filistin’in bağımsızlığı için mücahede etti.
Siyonist işgalciler, bir eli çatışmada kopmuş ve kan damlarken diğer elinde sopa olan Sinvar’ın yanına yaklaşamadı!
Yarasını demir bir parçayla sıkarak savaşmaya devam etti, Sinvar.
İşgalciler, koltukta oturur vaziyette drone’la görüntüleyebildi, ancak!
Yahya Sinvar, tanınmasın, esir alınmasın diye yüzünü de kapatmıştı.
Yaklaşık 22 yıl hapishanelerinde mahpus kaldığı Siyonist işgalcilere esir düşmek istemiyordu.
Cephenin en önünde, silahını, el bombalarını son ana kadar işgalcilere karşı kullandı.
Siyonist işgalciler, yaralı ve eli kopmuş Yahya Sinvar’ın yanına korkularından yaklaşamadıkları için tank mermisi ile şehit ettiler!
***
Yahya Sinvar’ın vasiyetinden;
“Son vasiyetim şudur: Direnişin boşuna olmadığını, sadece atılan bir kurşun değil, onur ve şerefle yaşadığımız bir hayat olduğunu her zaman hatırlayın.
Hapis ve kuşatma, bana mücadelenin uzun ve yolun zor olduğunu öğretti. Ama aynı zamanda teslim olmayı reddeden halkların kendi elleriyle mucizeler yarattığını da öğrendim.
Dünyadan adalet beklemeyin, çünkü ben nasıl dünyanın acımız karşısında sessiz kaldığına şahit olduysam siz de olacaksınız. Adaleti beklemeyin, adalet siz olun.
Filistin hayalini kalbinizde taşıyın ve her yaradan bir silah, her gözyaşından bir umut kaynağı edinin.
Bu benim vasiyetimdir: Silahlarınızı bırakmayın, taşlarınızı atmayın, şehitlerinizi unutmayın ve hakkınız olan hayalden vazgeçmeyin. Biz burada, toprağımızda, kalbimizde ve çocuklarımızın geleceğinde kalacağız.
Size vasiyetim: Ölümüme kadar aşkla bağlı olduğum Filistin’e, asla eğilmeyen bir dağ gibi omzumda taşıdığım hayale sahip çıkın. Eğer düşersem, benimle düşmeyin; düşürmediğim bayrağı taşıyın ve kanımı bir köprü yaparak, küllerimizden daha güçlü doğacak nesiller için yol açın. Unutmayın ki vatan, anlatılan bir hikâye değil, yaşanan bir gerçektir ve bu topraktan doğan her şehitle birlikte binlerce direnişçi daha doğar.
Eğer tufan döner ve ben aranızda olmazsam, bilin ki özgürlük dalgalarının ilk damlası bendim ve yolunuzu tamamladığınızı görmek için yaşadım. Düşmanınızın boğazında bir diken, asla geri çekilmeyen bir tufan olun ve dünya, hak sahibi olduğumuzu ve haber bültenlerinde sadece birer rakam olmadığımızı kabul edene kadar durmayın!”
***
Rabbim bütün şehitlerimize rahmet etsin. Cennetinde bizleri şehitlerle birlikte kılsın. Amin.