3. Dünya Savaşı çoktan başladı

Abone Ol

Geçtiğimiz pazar günü Ankara da yaşanan 3. terör

saldırısından sonra bir kez daha anlaşıldı ki, artık tehdit boyut değiştirmeye

başlamıştır. 30 yıldan fazla zamandır PKK terörüyle yapılan mücadelenin

ötesinde bir aşamayı konuşuyoruz artık. Bundan önce Güneydoğu da, Doğu

Anadolu da yakinen hissedilen terörün, sistematik bir şekilde başkente,

büyükşehirlere taşınması gerçeğiyle, acı bir şekilde bir kere daha yüzleşmiş

olduk.

Eskiden gerek canlı bomba, gerekse bombalı araçlarla yapılan

terör eylemlerinde, dağ kadrosundan elemanlar kullanılırdı. Gelinen yeni

strateji itibariyle, terör örgütlerinin şehir kadroları daha aktif hale

getirildi. Bir nevi taktik değiştirdiler ama istihbarat yapısı aynı hızda bu

değişimi idrak edemediği için bu eylemler engellenemiyor. Dağdan şehre inerken

izlenen yollar ve kullanılan enstrümanlar belliydi. İstihbarat bunu biliyor ve

eylemlerin büyük şehirlere yayılmasını sınırlı tutabiliyordu. Düşünün, Ekim

ayından bugüne 3 büyük eylem gerçekleşti ama bunu engelleyecek adımlar

atılamadı. İşte bu durum bize gelinen aşamanın, terörün değişen yeni

boyutlarıyla ele alınmasının şart olduğunu gösteriyor.

Peki, terör saldırıları neden şehirlerde artış trendine

girdi Cevap aslında çok açık. Suriye deki istikrarsızlık! Orada yaşanan boşluk

ve iç savaş bizi doğrudan tehdit etmeye devam ediyor. PKK ile yürütülen

mücadeleye yeni örgütler eklendi. DAEŞ ve benzeri örgütler sıkıştırılmış

coğrafyada yapacakları eylemlerle seslerini duyurabilecekleri en yakın adres

olarak Türkiye yi görüyorlar. İşte bu yüzden bütün namlular bize doğrultulmuş

durumda. Suriye politikamız çöktü ama altında kalan kim oldu sorusunun cevabı,

acil tedbirler alınmazsa, kalanlardan birisinin de ülkemiz olduğu gerçeğini

kabul etmek zorunda kalacağız.

Türkiye, İran-Irak savaşında takındığı tarafsız tutumu

ortaya koyabilse bile bugün bu yaşadığımız olumsuzlukları yaşamayabilirdik.

Ancak ısrarla, bölge dengeleri ve gerçeklerinin dışında attığımız adımlar bizi

köşeye sıkıştırdı. Avrupa nın mülteciler konusunda neden bu kadar aktif

olduğunu zannediyoruz. Avrupalıların yaptığı açık bir şekilde önleyici tedbir

almaktır. 2.5-3 milyon Suriyelinin her birini ülkemize kabul ederken, gerekli

incelemeyi ve değerlendirmeyi yapabildik mi Hayır! Can korkusuyla sığınan

insanların arasına sızan teröristlerin olmadığını söyleyebilir miyiz Hayır!

Avrupa bu durumu sorunu içine almadan engellemek istiyor. Siz sığınmacıları

ülkenizde tutun, biz her yıl belirli sayıda mülteciyi kabul edeceğiz diyorlar.

Kendi ülkelerindeki her türlü, sosyal, siyasal ve ekonomik altyapıyı

oluşturarak, sorunun çözümünde iradeyi kendi ellerine almayı ve sağlıklı

planlama yapmayı hedefliyorlar. Biz ise mültecileri ve sorunlarını her

boyutlarıyla kucağımızda bulduk. Bugün terör şiddetini arttırarak devam

ediyorsa bunu Suriye de yaşananlardan bağımsız düşünebilir miyiz

Peki, bu sorunun üstesinden gelebilmek mümkün mü

Zor ama evet!

Nasıl olacak bu

Biz de Avrupalıların yaptığı gibi sorunun merkezinde,

yani, öncelikle Suriye de önleyici tedbirleri alacağız. O bölgelerin güvenli

alan haline dönüşmesi için gerekli diplomasi ve diyalog atağına girişeceğiz.

Başbakan ın İran ziyareti bu anlamda önemliydi ancak ziyaretin hemen ardından

kara harekâtı açıklaması yapması stratejik kafa karışıklığı yaşadığımızı

gösteriyor.

Sonuç olarak geldiğimiz durum kritik bir noktadır. Herkes

3. Dünya savaşı tehlikesinden bahsediyor. Bence bu savaş çoktan başladı.

Günümüzde kimse düzenli orduların, karşı karşıya geleceği bir savaşı

beklemesin. Küresel güçler daha az maliyetli olarak gördükleri ve daha kolay

sonuç alacaklarına inandıkları için Vekâlet Savaşları yoluyla terör

örgütlerini kullanmayı tercih ediyorlar.

ABD nin PYD ye verdiği destek buna verilebilecek önemli

bir örnektir. PYD ye silah yardımı yaparken sözde yanlışlıkla, silah ve askeri

mühimmatın bir kısmının da DAEŞ mevzilerine bırakılmış olması basit bir hata

değil, bilinçli bir tercihtir. Bu sistemli bir süreçtir. Üzülerek ifade edelim

ki, bundan önce Suriye den sonra hedefin, İran sonrasında ise Türkiye olduğu

söylenirdi. Bugün İran ve Türkiye yer değiştirmiş, Suriye den sonra sırayı

Türkiye almıştır. Bu saldırılar bunun işaretidir.