28 Şubat?ın gözden kaçanları: Eğitim Fakülteleri - 1

Abone Ol

28 Şubat sürecinin yıldönümünde bir sürü program ve

etkinlik yapılarak kara zihinli insanların yaptıkları ve inançlı insanların

neler yaşadığı hatırlatılmaya çalışıldı. Ancak mesele sadece hatıraları yâd

etmek değil, biz ne yaptık, neyi ne kadar düzelttik meselesidir.

28 Şubat ta insanlar işlerinden atıldı, hapse girdi,

emekleri yok edildi. Ancak 28 Şubat sürecinde kurumlara yapılan tahribatlar

düzeltilmedi, düzeltilemedi. Hatta insanların acıları ve kayıpları o kadar

fazlaydı ki, kurumsal anlamdaki tahribatlar kimsenin gündemine bile gelmedi. O

dönem bazı kurumlar üzerinde o kadar oynandı ki, o kurumun DNA yapısı değişti

ve şimdi düzeltmek isteseniz de elden bir şey gelmiyor. O dönemin en çok

uğraşılan ve üzerine operasyonlar yapılan kurumlarından biri de Eğitim

Fakülteleridir. Eğitim Fakülteleri öğretmen yetiştiren kurumlardır. Buraya hâkim

olan geleceğe hâkim olur. Bunu bilen karanlık zihinler, sadece inançlı

insanları buralardan uzaklaştırmakla kalmadılar, bu fakültelerin içini boşaltıp

yapısıyla oynadılar, akademik yapılanmasını bozdular, program içerikleriyle

oynadılar. İlerde yine irticacılar buralara gelirse bir şey yapamasınlar diye

işi temelden çözdüler. Öğretmen yetiştiren kurumları bitirmek pahasına bunu

yaptılar. Nasıl ki İmam-Hatip Lisesini bitirmek için bütün meslek liselerini

yok ettilerse, aynısı öğretmenlik mesleğini bitirmek pahasına eğitim

fakültelerine de yapıldı. Tabii sadece eğitim fakülteleri değil, birçok kurum

yapısal olarak değiştirildi, ancak eğitim fakülteleri üzerinde biraz durmak

gerekiyor.

Yazının sonunda değil, başında diyeyim, bu programlarla,

program içerikleriyle, bu hoca kadrosuyla ve bu öğrenci seviyesiyle Eğitim

Fakülteleri bırakın geleceğe yol gösterecek öğretmenleri, kendi yolunu dahi

bulamayan, bitirdiği bölümün en temel bilgilerinden habersiz insanları mezun

edip duruyor. Hal-i hazırda bu eğitimden geçen gençlerimize ben kendi çocuğumu

emanet etmek istemem.

Bugün Eğitim Fakültelerinin büyük bir kısmında sadece

ilköğretimin 5-6-7-8. sınıfları için öğretmen yetiştiriliyor. Tabi öğretmen

demek bu yığınlar için iddialı olur. Akabinde yüzlerce eğitim fakültesi açıldı,

devletin öğretmen ihtiyacı azaldı ve bu fakülteleri oldukça düşük puanlı,

niteliği az öğrenciler seçmeye başladı. Eğitim fakültesinde bir gün derse girer

de üniversite öğrencinize ödev verdiğiniz de Hocam, üniversiteye geldik, hâlâ

ders mi çalışacağız diyen yeni nesil öğrencilerle karşılaşmanız işten bile

değil. YÖK ün milletimiz adına bir an evvel bu işe el atması zorunludur, çünkü

bu mesele milli bir meseledir.  Öğretmen

niteliğinin bozulması, geleceğimize yapılacak en önemli ihanettir. 28 Şubat ın

kara zihinleri bu ihaneti yaptılar.

Peki, 28 Şubat tan önceki Eğitim Fakülteleri çok mu

iyiydi Tabii ki çok eksikleri vardı. En önemlisi Milli Eğitime yetiştirilen

öğretmenlerin milli yönü eksikti. Ancak 28 Şubat ta bu fakülteler o kadar

tahrip edildi ki eskiyi çıra yakıp arar olduk. Milli manevi değerlerinden

yoksun nesiller yetiştirmek için bu fakültelerin programları öyle bir

boşaltıldı ki, bir akademisyen hoca olarak okuyan öğrencilerim adına içim yanar

durur. Peki, ne oldu da Eğitim Fakülteleri böyle oldu Bunun cevabını bu konuda

hazırladığımız yazı serisinde vermeye, tekliflerimizi sunmaya gayret edeceğiz.