28 Şubat ve Filipinli Ali

Abone Ol

On sekiz yıl oldu.

Şubat ın sonu geldiğinde herkesin acıları bir kez daha

depreşmekte.

Ülkenin kara kaderi, her kesimi çok yakından etkiledi.

Alnının derisi çatlayarak seçimi kazanmış, hükümet kurmuş

bir partinin nasıl zorbaca iktidardan uzaklaştırıldığını gördük.

Milletin gönlünü fethetmiş bir lidere, Erbakan a nasıl

haksızlık edildiğini, iktidardan alındığını izledik.

İlle de gençler.

Okullar postmodern darbenin en önemli laboratuarı idi.

Nobran eller yoksul halk çocuklarına uzandı.

Bir yandan bankaların içi boşaltılırken, ülke

yoksullaştırılırken, hırsızlar baş tacı, mazlumlar ise başı vurulması gereken

tehlikeli sınıf olup çıkmıştı.

Zulüm, aileleri kasıp kavuruyor, ne umutlarla okuttukları

çocuklarının gırtlaklarını sıkan eli, insanlar tutup itemiyorlardı.

İkna odaları gibi bir vebamız olmuştu.

Korkunç ölü suratlı kadınlar başrolü almış gencecik

kızların umutlarını arsızca kırmışlardı.

Ne silahlı örgüt, ülkenin tehdidi idi, ne dış sırtlanlar.

İlle de o masum kızlardı tehlikenin büyüğü.

Üniversiteler nadanların babalarının çiftliği idi,

kapıları tutmuşlar, geçirmeyiz diye inatlaşmakta idiler.

Ne kadar örtülü öğretmen varsa kapı dışarı edilmişti.

Suçlular içinde daha suçlular İmam Hatip öğrencileri idi,

ilk yüze giren filizleri katsayı engereği ile üniversitelere giremez hale

düşürmüşlerdi.

28 Şubat engizisyonuna takılmış gençleri gördüğümde hâlâ

yaslarını tutarım, derece ile okul bitirip üniversite sınavında yüksek puan

getiren arkadaşlarımın çocuklarının yaşadığı hayal kırıklığı hâlâ yüreğimi

acıtır.

Kız çocuklarının örtüsü, zulüm için sebep bulunurken,

imam hatipli erkek çocuklar bugünkü yaşların da bile hâlâ o günleri anlatırken

sarsılmaktalar.

İstedikleri bölümlerde okuyamamışlar, hâlâ da dönen ayak

oyunlarından mustaripler.

Taa Filipinler den gelen Ali, hâlâ Pazartesi ve Perşembe

orucunu saklıyorsa doktora yaptığı üniversitede.

Oruçlu olmadığını hocalarına ve arkadaşlarına göstermek

için elinde su şişesi ile dolaşıyorsa.

Arkadaşlarına, Bir telefon edip geleyim deyip koşa koşa

namazının farzını kılıp geliyorsa.

Hocalarından birini namaz kılarken gördüğü için rahatlar

gibi olup ama bu kez hocasının ondan rahatsız olup öyle ya Filipinli Ali onu,

hiç kimsenin göremeyeceğini sandığı Serçe Hatun Camii nde secdede iken

yakalamıştır.

Şimdi o hocası nasıl kaçırmaktadır gözlerini Ali nin

sımsıcak, ihlâsla bakan kara gözlerinden.

Bu gözlerdeki konuşma arzusundan, şükran hissinden, biraz

yakınlaşma isteğinden nasıl kaçmaktadır hocası, bunu Ali anlayıp hocasına zarar

vermemek için sırf, o da; uzak durma kararı almıştır.

Ali nin de ne olduğunu kızlar anlamıyor mudur sanki

gözlerini öne eğerek konuşmasından mimlenmediğini mi sanmaktadır.

BÇG fişlemeleri belki tarih oldu, psikiyatri servisleri

de 28 Şubat mağdurlarını taburcu etti, darbe destekçisi kalburcu ve elekçi

takımı belki vazgeçtiler elekleri ile tertemiz suları süzmekten, andıçlar

jurnaller de demode belki.

Ama o iflah olmaz inanca baskı, kimi yerde hâlâ

varsıllığını korumakta.

Hâlâ geçerli Aşiyan daki Kâhin in fikirleri.