Bismillâhirrahmanirrahîm;
AZİZ milletimiz, 28 Şubat adı verilen süreçte çok büyük travma ve olağanüstü bir dönem yaşadı. Kurallar altüst edildi. Anayasa, millî irade askıya alındı. Milletin oylarıyla iş başına gelmiş meşru bir hükümet dış etkilerle devre dışı bırakıldı. ABD’nin emriyle, gözbebeğimiz TSK içinde yuvalanmış bir cunta, bağımsızlık ve bekâmıza darbe vurdu. Batı Çalışma Grubu (BÇG) adındaki yasal olmayan bir oluşum, milletimizin öze dönüş hareketini baltaladı.
Türkiye’de bütün darbelerin arkasında ABD’nin olduğunu bilmeyenimiz yoktur. 28 Şubat’ı da postmodern darbe olarak adlandırdılar. 28 Şubat’ta Erbakan Hoca’nın şahsında tüm Türkiye mağdur edildi. Yüz yıllar içinde zor gelebilecek dirayetli, ferasetli, ileri görüşlü bir liderden Türkiye’miz yeteri kadar yararlanamadı. Millî Görüş hareketinin halkımızca anlaşılmaya başlanması sömürgecileri tedirgin etti. Saltanatlarının ellerinden gidecek olmasından korktular.
RP, 1989 yerel seçimlerinde 5 ilin belediye başkanlıklarını kazandı. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde ise Ankara ve İstanbul’un da içinde bulunduğu 400’e yakın il ve ilçede belediye başkanlıklarını aldı. Oy oranı 19,14’e yükseldi. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde de oy oranı yüzde 21,37’ye, milletvekili sayısı 158’e yükseldi. Türkiye’nin birinci partisi oldu. ABD, RP’nin hükümet kurmasını istemedi. Üç ay dayanabilen DYP-ANAP Hükümeti kuruldu.
Cumhurbaşkanı Demirel, hükümeti kurma görevini Erbakan’a vermek zorunda kaldı. Erbakan başbakanlığında REFAH-YOL Hükümeti kuruldu.
BOLLUK, BEREKET GELDİ
ERBAKAN başbakanlığındaki 54. Cumhuriyet Hükümeti, efsanevî kararlara imza attı. Milletin cebi para gördü. Çiftçiler ve fabrikalar, ürettiklerini sattılar. Mal yetiştiremez duruma geldiler. Bolluk, bereket geldi. İç barış sağlandı. Terör olayları ve İsrail’in Filistinlilere saldırıları durdu. Türkiye ve İslâm dünyası sahibini bulmuştu. Huzur ve barış ortamı doyasıya yaşanmaya başladı.
Erbakan Hoca, dış gezilerinde İslâm dünyasına yöneldi. D-8’lerin kuruluş çalışmalarını yaptı. Batı ülkeleriyle ilişkileri Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller aracılığıyla yürüttü. Refah-Yol Hükümeti’nin efsanevî hizmetleri sömürgecileri korkuttu. G-7’lere karşı adalet ve barışı esas alan Yeni Bir Dünya’nın kurulmakta olduğunu gördüler.
ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher, 1996 Ekim’inde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Marc Grossman’a yazdığı gizli şifreli, kriptolu mektupta; “ABD’nin, icraatlarından rahatsız olduğu REFAH-YOL Hükümeti’nin görevden uzaklaştırılmasını” emrediyordu. Erbakan Hükümeti’nin dış politikayı Batı’dan ayırıp İslâm dünyasına yönlendirmesinden endişe duyduklarını anlatıyordu.
Erbakan Hoca, tuzağı gördü. Darbe emrinin ABD’den geldiğini ispatladı. ABD’nin emirlerine boyun eğmedi. İnsanlığı ezen zulüm dünyası yerine, barışı, adaleti esas alan D-8’leri kurma çalışmalarını hızlandırdı.
İş birlikçiler boş durmuyordu. 22 Ekim 1992’de Susurluk kazası yaşandı. Devlet-çete iş birliği konuşulur oldu. TSK içinde yuvalanmış Çevik Bir öncülüğündeki cunta Batı Çalışma Grubu (BÇG) oluşturarak hükümete karşı psikolojik savaş başlattı. ABD emriyle yasalar ve kurallar işlemez hale getirildi.
İŞ BİRLİKÇİLER
ABD’NİN, Türkiye’nin aslına dönüş hareketini baltalama sürecini iş birlikçi Batı Çalışma Grubu yürüttü. Devletin en önemli kurullarını etkilediler. Akıl tutulması yaşandı. 17 Ocak 1997’de Cumhurbaşkanı Demirel, TSK konusunda GKB İsmail Hakkı Karadayı’dan brifing aldı. 26 Ocak 1997’de kuvvet komutanları, Gölbaşı Donanma Komutanlığı’nda 3 gün olağanüstü bir araya geldi. 24 Şubat 1997’de Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, “İrtica PKK’dan daha tehlikelidir” sözünü etti.
28 Şubat 1997’de MGK “irtica” gündemiyle toplandı. Aldıkları 18 maddelik kararı hükümete dayatmaya çalıştılar. Başbakan Erbakan, dayatmaya direndi. Dayatılan maddeleri, araştırılması için ilgili bakanlıklara gönderdi. Siyasiler, millî iradenin temsilcisi Hükümet’e destek vermedi. Yalnız rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, “Namlusunu milletine çevirmiş askere selâm durmam” diyerek hükümeti destekledi.
Medya, oluşan havanın etkisiyle meşru hükümetle mücadeleye girişti. Yargı, sivil kuruluşlar ve etkili çevrelere brifingler verilerek hükümet karşısında yer almaları sağlandı. Millî iradenin temsilcisi Erbakan, yalnız bırakıldı. Erbakan, 28 Şubat’ta millî iradeyi ezdirmedi. Asılsız suçlamalar karşısında tavizsiz davrandı.
Başbakan Erbakan içten, dıştan kuşatılmışlığa rağmen cuntaya boyun eğmedi. 15 Haziran 1997’de D-8’lerin kuruluşunu tamamladı. Hükümet protokolündeki “dönüşümlü başbakanlık” gereği, D-8’lerin kuruluşundan 1 gün sonra, hükümet ortağı Tansu Çiller’e başbakanlığı bırakmak üzere istifa etti.
İş birlikçiler var oldukça darbeler bitmez. Millî iradeye sahip çıkmayan iş birlikçi zihniyet sorgulanmalı; tasfiye edilmelidir. 28 Şubat’ın gerçek kahramanı bekâ ve bağımsızlığımız konusundaki titizliğini ispatlayan mücahit Erbakan ve aziz milletimizdir.