Çok farklı bir seçimdi.
Kazananlarda sevinç gökleri bulmadı.
Gönülden halaylar çekilmedi.
Halk, Oyumu sana verdim ama sor ki neden verdim dedi.
Verdimse de öyle gönül rızası ile al buyur demedim.
Hareketlerine dikkat et, yolsuzluklardan uzak dur, belki
de bu son şansın, dedi.
Sonuçlar açıklandığında da kendinden geçecek kutlamalarda
bulunmadı.
Yüzüne gülücükler yayılmadı.
Hatta düşünceli hali ile işine gücüne dört elle sarıldı.
Seçimi kaybedenler de öyle olağanüstü bir hüzün yaşamadı.
Zira anormal bir medya taarruzu altında, curcunalar
eşliğinde bir karmaşa olmuştu.
Kimin ne dediğinden ziyade ortalığa püskürtülen gerilim
ortamında bir kaptı kaçtı seçim gibiydi tüm yaşananlar.
İnsanlar adeta ürkmüştü o beddualı, nefret yüklü
söylemlerden.
Adeta oyunu verip kurtulmak istemişti bu girdaptan.
Hatta oy vermenin bile lüks olabileceğini, bu hakkının
bile elinden alınabileceğini sanıp tedirginleşmişti.
Bu yüzden kimse düşüncelerini, fazla da toparlayamadı.
Akıl almaz arbede de, kaybedenlerde de öyle ağır bir
üzüntü yok.
Yeniden yol hazırlığına başladılar bile.
Bu seçimde başörtülü başkanların resmigeçidini izledik.
Zaten yoksul halk çocuğu idiler, hepsi ne zorluklarla okumuşlar, bir de cunta
baskıları yüzünden okullarından, memuriyetlerinden ayrılmak zorunda
kalmışlardı.
Türkiye nin ilk örtülü başkanları olarak tarihe geçtiler.
Kara siyasanın hep bir omuz darbesi ile devirip erkeklere
yer açtığı o acımasız arenada ipi göğüslediler.
28 Şubat döneminde örtüsü yüzünden üniversiteden iki kez
uzaklaştırılan Güler Özalcı Doğu; BDP den, Diyarbakır ın Hazro belediye başkanı
oldu. 28 Şubat ın baskıladığı o nesil, resmi kurumlarda hademe olarak
çalıştırılmalarına bile yıldırımlar yağdıran keçi ayaklı panlar daha hayatta
iken koltuklarına oturdu. Hazro belediye başkanı o günleri şöyle anlatmakta:
1998 yılında uyarma ve kınamanın ardından ilk önce bir
ay, daha sonra altı ay uzaklaştırma cezası aldım. Bunun için okulumu bir sene
geç tamamlamak zorunda kaldım. Sıkıntılı günler geçirdik, bir ay boyunca
kampusa gidip kapıdan geri çevrildiğimi hatırlıyorum. Çok kötü bir psikoloji,
sıkıntılı bir süreçti. 28 Şubat süreci bizim için o kadar katı uygulandı ki,
memur olmayı bile gözden çıkarmıştık. Kamu alanlarında rahatlama olduktan sonra
memur oldum.
Bir başka doğu şehri Van dan geldi örtülü başkan adayı.
Erciş ilçesinde BDP adayı Diba Keskin de başörtülü olarak koltuğuna oturdu.
Doğunun feodal yapısına aykırı dursa da, Mezopotamya nın ak tülbentli kadınları
her işi olduğu gibi bunu da başaracaklar.
28 Şubat ın bir diğer mağduru Fethiye Atlı, hem ilk kadın
belediye başkanı hem de örtülü olarak Elazığ Keban da belediye başkanı oldu.
Hemşerimle ayrıca övünç duydum. Yurt insanındaki algı, doğuda kadına değer
verilmediğine dair. Oysa belki de her yöreden fazladır, doğudaki kadınların
saygınlığı, itibarı.
Orta Anadolu da kızlarını unutmadı. Ankara da Avukat
Havva Yıldırım, Güdül ilçesinde, Konya da mühendis Farıma Toru, Meram da,
Eskişehir de Zeynep Akgün Mihalgazi belediye başkanlığını kazandı.
Anadolu nun özelliği olan Baciyan ruhu, yüreklerinde hep
yeşil kalsın. Artık başörtüsü ile değil başarıları ile anılsınlar.
Haksızlıklar, yolsuzluklar değil adalet ve hakça paylaşım, mağdurların
sinelerinde yer edinmeyi hedef alsınlar.