28 Şubat bin yıl sürecek mi?

Abone Ol

28 ŞUBAT Şubat sadece bir darbe dönemi değildir. Bu

süreci sadece darbeye indirgemek tespitte ve sonuçları yorumlamakta bizi çok

fazlasıyla eksik bırakır. 28 Şubat süreci asker-sivil işbirliğinde kara

zihinler ve kara yürekliler tarafından icra edilen son yılların en önemli

toplumsal mühendislik adına yapılmış operasyonudur.

28 Şubat süreci sadece birilerini hizaya getirmek için

güç kullanmak amacından öte, toplumu oluşturan unsurları bireylere kadar

yeniden şekillendirmek adına yapılan bir darbedir. O dönem Müslüman kimliğini

taşıyan insanlar çok acılar çekti. İşlerinden atıldı, hayatları adına

belirledikleri her şeyden vazgeçmek zorunda kaldılar. Ezildiler, ötelendiler,

kınandılar. Hatta o dönem MGK toplantıları sonrasında Türkiye nin PKK

teröründen önce birinci tehdit algısı olarak irtica gösteriliyordu. Bunu yapan

kara zihinlerin ve kapkara gönüllü insan müsveddelerine şimdi sormak lazım:

Hani tehlike olan irtica ve önemsemediğiniz PKK ne yaptı Belki onlar da PKK yı

destekliyordu, bu süreçte kimin eli kimin cebinde bilen var mı Nitekim o

dönemin üst düzey komutanlarından birinin kızı şu 1128 akademisyenin imza

attığı bildiriye imza attı ve babası tarafından da destek görmedi mi Velhasıl

herkes bir oldu bir irtica yaygarası kopardılar, Müslümanlara yapmadıklarını bırakmadılar.

Peki, ne oldu Müslümanlara eziyet edilirken ve toplumun

dinamikleri tamamen buna yönlendirilmişken malı götüren Üsküdar ı aştı.

Sivil-asker-yargı ve üniversite işbirliği ile devletin trilyonları birilerinin

cebine girdi. Aslında bir irtica tehlikesi olmadığı herkes tarafından

biliniyordu. Ancak niyet başkaydı. Suyu bulandırıp malı götürmek için toplumun

temel değerlerine saldırdılar. Eğer bir ülkede ciddi operasyonlar yapmak

istiyorsanız ve bundan kimsenin haberi olmasın, gündeme gelmesin istiyorsanız,

genellikle toplumun temel değerlerine saldırırsınız. Bütün bir toplum, topyekûn

bu sıkıntılarla uğraşırken arka planda rahat rahat istediğinizi yaparsınız.

Çünkü toplumun temel değerlerine saldırı, o toplumun canını yakacaktır. O dönem

beni irtica sebebiyle işimden uzaklaştıran dekan 5-10 akrabasını işe alırken

bunu Atatürk ve Cumhuriyet adına yapıyordu. Velhasıl toplumun canı yanmıştı,

başka bir şeye bakacak hali yoktu. Düşünsenize On Dokuz Mayıs Üniversitesi nde

hastası olan yaşlı amcalar, Cuma günü camiye gitmek istediğinde güvenlik

onların takkelerini topluyordu. Anlatmakla bitmez ki! O dönem yaşadığımız

acıları hangi kelime ve cümle anlatabilir ki! Şimdi tekrar soruyorum, peki ne

oldu Başörtüsü artık takılabiliyor, peki o 28 Şubat öncesi başörtülü insanlar

nerede Müslümanlar rahatladı, ancak 28 Şubat öncesi Müslümanlar nerede Artık

rahat rahat ticaret yapabiliyorlar, yapıyorlar da ne oluyor, bu lüks ve israf

niye Ne oldu bizlere, toplum olarak bir yana, mümin ve Müslümanlar nerede

Şekil olarak bir sıkıntı yok, ama içerik ve nitelik nerede Bakın çevrenize; o

ihlaslı, Allah tan korktuğu her halinden belli, edepli, Müslümanın derdiyle

dertlenen, iyiliği emredip kötülükten uzaklaştıran o insanlar nereye gitti

Bakın Allah aşkına çevrenize, ben mi kör oldum yoksa gördüklerim doğru mu

Gördüklerim doğru olsa gerek, çünkü hocam ve üstadım M. Şevket EYGİ her gün

köşesinde Müslümanların haline bakıp feryat etmiyor mu

O zaman bilmeliyiz ki, 28 Şubat süreci, sadece yönetimi

değiştirmek veya yönetime zorla el koymak derdinden öte, toplumsal mühendislik

içeren bir darbeydi. Gördüklerim yanlış değilse bu mühendislikte de büyük

oranda başarılı oldular. O dönem yasaklanan birçok şey şimdi serbest. Bu ortamı

sağlayan herkesten Allah razı olsun. Ancak bu sürecin içimizde kaybettirdikleri

ne olacak. Kıymetli okur, korkarım 28 Şubat süreci bin yıl devam edecek

içimizde. Silkelenip kendimize gelmezsek, ilk önce terbiyeye nefislerimizden

başlamazsak, bu süreç bin yıl da sürecek iki bin yıl da. Şimdi 28 Şubat sürecinin

içimizde oluşturduğu tortuları kaldırmanın zamanıdır. Şimdi ilk önce

nefsimizden başlayarak iyiliği emredip kötülükten uzaklaştırmanın zamanıdır.

Din nasihattir ve nasihatin zamanıdır. Kıymetli kardeşlerim dirilişin ve kıyama

durmanın zamanıdır.