Kültür-Sanat

25 türbenin restorasyonuna başlandı

25 türbenin restorasyonuna başlandı

Abone Ol

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti (AKB) Ajansı Yürütme Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, Osmanlı Devleti‘nin son dönemlerinden beri ilk defa 25 türbenin birden kapsamlı bir şekilde onarıma alındığını bildirdi.

Bilgili, yaptığı açıklamada, bu yıl içerisinde İstanbul‘da Türbeler Müze Müdürlüğüne bağlı toplam 117 adet türbe bulunduğunu hatırlatarak, türbelerin tamamını restore ederek ziyarete açmak gibi bir proje gerçekleştirdiklerini, ancak türbelerin onarımında kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın ayırdığı bütçenin yeterli olmayacağını, bu nedenle bir yol arayışına girdiklerini ifade etti.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı‘na başvurduklarını ve proje için maddi imkanları seferber ettiklerini anlatan Bilgili, bu yıl içerisinde sadece türbelerin restorasyonunda kullanılmak üzere 7,5 milyon lira bütçe ayırdıklarını ve restorasyon çalışmalarına başlanıldığını kaydetti.

Bilgili, şu anda çalışmaları devam eden restorasyonlardan birinin Fatih‘te Şehzadebaşı‘na adını veren Şehzade Külliyesi‘nin kıble tarafındaki hazirede bulunan ‘‘Şehzade Mehmet Türbesi‘‘ olduğunu bildirerek, buranın Kanuni Sultan Süleyman tarafından vefat eden oğlu Şehzade Mehmet için yaptırıldığını dile getirdi. Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Mimar Sinan‘a Şehzade Mehmet için yaptırılan bu türbenin yanında da bir caminin inşa edildiğini ifade eden Bilgili, Mimar Sinan‘ın yaptığı ilk Selatin Külliyesi olan bu yapı topluluğunun cami, medrese, tabhane, sıbyan mektebi, imaretten meydana geldiğini ve 1544 yılında yapımına başlanıp 1548‘de de tamamlandığını anlattı. Bilgili türbede, Şehzade Mehmet‘ten başka kardeşi Şehzade Cihangir, Şehzade Mehmet‘in kızı Hümaşah Sultan ve kim olduğu bilinmeyen bir başka sanduka daha bulunduğunu kaydetti. Bilgili, ‘‘Şehzade Mehmet Türbesi‘‘nin sanat değeri açısında çok değerli olduğunu bildirerek, mimarisinin klasik Osmanlı çizgisinde ve sekizgen planlı olup, yapı topluluğunun en erken bitirilen bölümü olduğunu, Şehzade Mehmet‘in sandukası üzerinde dört ayaklı, fildişi kakmalı bir taht bulunduğunu ve bu tahtın Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Şehzade Mehmet‘in ölümünden sonra padişah olması isteğini simgelediği için konulduğunu söyledi.