24 yıllık hasret Montella'nın inadına çarptı: Forvetsiz hüsranın sorumlusu belli

Abone Ol

Tam 24 yıl... Dile kolay; neredeyse çeyrek asırlık bir bekleyiş, nesilden nesile aktarılan 2002 efsanesi ve her elemede kursakta kalan hevesler... Nihayet o büyük sahneye, Dünya Kupası çimlerine geri döndüğümüzde, içimizdeki o çocuksu heyecanın yerini çok kısa sürede buz gibi bir hayal kırıklığı aldı.

İlk maçtaki Avustralya mağlubiyetinin ardından Paraguay karşısında alınan 1-0'lık mağlubiyet ve turnuvaya erken veda... Peki suçlu kim? Şanssızlık mı? Hakem mi? Paraguay'ın sert Güney Amerika futbolu mu? Hayır. Eğri oturup doğru konuşalım: Bu faturanın tek bir adresi var; o da kulübede kendi taktiksel kibrine esir düşen Vincenzo Montella'dır.

BİR TAKTİKSEL DOGMANIN ÇÖKÜŞÜ

Modern futbolda teknik direktörlerin oyun felsefelerine saygı duymak esastır. Ancak "felsefe" dediğimiz şey, sahada işlemiyorsa ve siz bunda körü körüne diretiyorsanız, bunun adı felsefe değil, kuru inattır.

Montella'nın turnuva başından beri adeta kutsal bir metin gibi sarıldığı o meşhur "forvetsiz oyun" sistemi, Paraguay karşısında resmen iflas bayrağını çekmiştir. Karşınızda ceza sahasını etten bir duvarla örmüş, fiziksel temastan kaçınmayan, sert ve disiplinli bir Güney Amerika takımı var. Siz bu kilidi, ceza sahası içine koşu atan bir santrfor olmadan, sadece ceza yayı çevresinde yapılan kısır, yana ve geriye paslarla nasıl açmayı planladınız?

Topa sahip olduk, evet. Pas yaptık, evet. Ancak bu pasların yüzde kaçı rakip kalede tehdit oluşturdu? Sıfıra yakın.

Kanatlardan getirilen her top, Paraguay stoperlerinin kafasında eridi. Çünkü içeride stoperleri yıpratacak, dikkatlerini dağıtacak veya seken topu tamamlayacak bir "9 numaramız" yoktu.

"Teknik direktörlük, kafanızdaki ütopyayı eldeki oyunculara dayatmak değil; eldeki oyuncu grubunun genetiğine en uygun gerçekliği sahaya yansıtmaktır. Montella maçı kazanmaya değil, haklı çıkmaya çalıştı."

GEREKSİZ BİR "SAHTE 9" ROMANTİZMİ

Pep Guardiola'nın dünya futboluna armağan ettiği "sahte 9" veya forvetsiz oyun sistemi, kusursuz işleyen bir saat mekanizması gerektirir. Sizin orta sahanız Xavi ve Iniesta değilse, bu sistem bir süre sonra sadece top çevirme antrenmanına dönüşür.

Montella'nın elindeki kadroda skoru değiştirebilecek, ceza sahasını karıştırabilecek Can Uzun ve Deniz Gül gibi hücumcular varken, onları kulübeye mahkum edip sahada "hayalet bir hücum hattı" oluşturması, taktiksel bir dehadan ziyade taktiksel bir tutulmadır. Paraguay bir kez geldi, tabelayı değiştirdi ve kalesini kapattı. Biz ise 90 dakika boyunca ceza sahasının çevresinde volta atmakla yetindik.

ÇEYREK ASIRLIK BEKLEYİŞİN ACI VEDASI

İşin en çok can yakan kısmı ise bu turnuvaya vedamızın şekli. 2002'deki efsane jenerasyonun ardından, 24 yıl boyunca bu turnuvanın hayalini kurduk. Dünya Kupası, futbolun zirvesidir; oraya sadece katılmak yetmez, orada iz bırakmak gerekir.

Biz bu turnuvadan; savaşarak, direniş göstererek, "elimizden geleni yaptık ama olmadı" diyerek elenmedik. Biz bu turnuvadan; kendi kulübemizin pasifliğine, teknik direktörümüzün "forvetsiz oyun" inadına ve sahada hiçbir reaksiyon gösteremeyen o kısır taktiğe yenilerek elendik. 24 yıllık hasretin sonu, Montella'nın taktik tahtasında çizdiği işlevsiz kurgunun kurbanı oldu.

Çok yazık; hem bu yetenekli oyuncu grubuna hem de sabahın altısında, yedisinde ekran başında, o eski güzel günleri tekrar yaşamak umuduyla bekleyen milyonlara.