Bu yıl sınava girecek olan 1,5 milyona yakın öğrenci ile veliler büyük endişe ve tedirginlik yaşıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, hükümettin acilen kalıcı ve köklü bir çözüm için harekete geçmesini istedi.
Özgürlükler esastır
Üniversiteye giriş sınavındaki katsayı eşitliği konusundaki YÖK kararının yürütmesini durduran Danıştay‘a sert tepki gösteren Saadet Lideri Kurtulmuş söz konusu kararın Anayasa‘ya da aykırı olduğunu söyleyerek, "Özgürlükler esas, yasaklar ise istisnadır" dedi. Hiç kimsenin mağdur edilmeyeceği yasal düzenlemelerin acilen yapılmasını isteyen Kurtulmuş, Danıştay‘ı ideolojik davranmakla suçladı. Kurtulmuş, "İstanbul Barosu‘nun durumdan vazife çıkartarak Danıştay‘da dava açmasını ise aynı nedenlerle son derece sakıncalı ve yanlış buluyoruz" diye konuştu.
Hükümete kalıcı ve köklü çözüm çağrısı
Kurtulmuş "Eğer hükümet, bizim yaptığımız çağrılara, uyarılarımıza ve tekliflerimize kulak verseydi, Türkiye bu tartışmaları çoktan aşmış olacaktı" dedi. Danıştay‘ın aldığı son kararın, Saadet Partisi tarafından yapılan uyarıların haklılığını ortaya koymakla kalmayıp, Türkiye‘nin, siyasi ve hukuki reform ihtiyacının ne kadar ertelenemez olduğunu da gösterdiğini söyledi. Kurtulmuş, kalıcı ve köklü bir çözüm için acilen adım atılmasını istedi.
Danıştay‘ın, üniversiteye giriş sınavında uygulanan katsayıyı düşüren YÖK kararının yürütmesini durdurmasına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Danıştay‘ın söz konusunu kararını ‘vahim bir yanlış‘ olarak niteledi. "Bu karar ne hukuka ne de hakkaniyete uygundur" diyen Kurtulmuş, "Daha önce olduğu gibi yine siyasi ve ideolojik kaygılarla hareket eden Danıştay‘ın bu kararları hukuk açısından son derece sakıncalıdır. Daha önce, benzer bir durumda yetkisizlik kararı veren Danıştay‘ın ikinci kez yürütmeyi durdurmasını hukuken anlamak mümkün değildir" şeklinde konuştu. ‘Danıştay kararının Türkiye‘nin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal gerginliği daha da arttıracağını‘ söyleyen Kurtulmuş, "İstanbul Barosu‘nun durumdan vazife çıkartarak Danıştay‘da dava açmasını ise aynı nedenlerle son derece sakıncalı ve yanlış buluyoruz" dedi
"Özgürlükler esas, yasaklar ise istisnadır"
Danıştay kararının Anayasa‘nın 10. maddesinde belirtilen "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" hükmü ve 42.maddesinde belirtilen "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir" hükümlerine aykırı olduğunun altını çizen Kurtulmuş, "Anayasada düzenlenen bir hakkın mahkeme kararı ile kısıtlanması veya ortadan kaldırılması mümkün değildir. Anayasa‘da belirtilen hakların geniş anlamda ve bilakis hakların genişletilmesi yönünde yorumlanması gerekmektedir. Çünkü ‘Özgürlükler esas, yasaklar ise istisnadır‘ " ifadelerini kullandı.
"Bir milyonu aşkın öğrenci mağdur oldu"
‘Danıştay‘ın kararı sonucu sınava hazırlanan bir milyonu aşkın öğrencinin adaletsizliğe ve haksızlığa uğrayacağını‘ ifade eden Kurtulmuş, "Sınav takviminin daraldığı bir dönemde çocuklarımızı gelecek endişesine sevk etmeye kimsenin hakkı yoktur. Alınan kararı hukuk, mantık ve insaf ile izah etmek imkansız.
Bu iş yap-boz oyunu değildir. Milletimizin engelleri kaldırsın diye işbaşına getirdiği Ak Parti hükümeti, anayasa değişikliğini göze alamamakta ve geçici, sonuç almayan, oyalayıcı taktiklere başvurmaya devam etmektedir" şeklinde konuştu.
"Yaşanan süreç, Anayasa değişikliği yönündeki taleplerimizin ne kadar haklı ve ivedi bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur" diyen Kurtulmuş, "Darbe ürünü olan 1982 Anayasası ve buna dayanarak yapılan çarpık kanunlar, özgürlüklerin önündeki en büyük engeldir. Derhal yeni bir Anayasa yapılmalı ve referanduma götürülerek millet idaresine sunulmalıdır. Aksi halde yaşanan kaos artarak devam edecektir" dedi.
"Kapsamlı bir reform süreci gerekli"
12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK‘ün, 28 Şubat darbesi sürecinde aldığı karar hala yürürlükten kaldırılamadığını hatırlatan Saadet Lideri Kurtulmuş, ‘üniversiteye girişte meslek liseleri de dâhil olmak üzere tüm lise mezunlarının mağdur olmadan eşitliğini sağlayacak yasal düzenlemelerin acilen yapılmasını‘ istedi. Hükümetin daha fazla kararsız kalmaması gerektiğini belirten Kurtulmuş, ‘Hükümetin kalıcı ve köklü bir çözüm için adım atması gerektiğini‘ söyledi. Saadet Partisi‘nin Türkiye‘de kapsamlı bir siyasi ve hukuki reform sürecinin gerçekleştirilmesi gerektiğini savunduğunun altını çizen Kurtulmuş, "Bütün vatandaşlarını eşit, özgür ve özde yurttaşlar olarak gören, millet iradesi üzerinde hiçbir vesayet ve dayatmanın kabul edilmeyeceği köklü ve yapısal bir reform sürecinin önemini vurguluyoruz. Eğer hükümet, bizim yaptığımız çağrılara, uyarılarımıza ve tekliflerimize kulak verseydi, Türkiye bu tartışmaları çoktan aşmış olacaktı" şeklinde konuştu.
"Yasal düzenlemeleri destekleriz"
Danıştay‘ın aldığı son kararın, Saadet Partisi tarafından yapılan uyarıların haklılığını ortaya koymakla kalmayıp, Türkiye‘nin, siyasi ve hukuki reform ihtiyacının ne kadar ertelenemez olduğunu da gösterdiğini söyleyen Kurtulmuş, "Bu noktada, hükümetten keyfi yorumlara, ideolojik mülahazalara imkân tanımayacak yasal ve yapısal düzenlemeleri bir an evvel hayata geçirmesini talep ediyoruz. Saadet Partisi olarak bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız" ifadelerini kullandı.
Türkiye ayakta
Danıştay‘ın almış olduğu karara karşı sivil toplum kuruluşları ve sendikalar başta olmak üzere bir çok kuruluş tepki gösterdi...
YÖK‘ün katsayı ile ilgili son düzenlemesine Danıştay‘ın yürütmeyi durdurma kararı sonrası sivil toplum kuruluşları harekete geçti. Danıştay‘ı kınayan açıklamaların peş peşe geldiği dün YÖK‘ün bu engeli bir şekilde aşması gerektiği de kaydedildi. Memur ve İşçi Konfederasyonları başta olmak üzere yapılan açıklamalarda Danıştay bir kez daha kınandı. ® 10‘DA
Öğrenciler, kavgadan bunaldı
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, katsayı konusunun yılan hikayesine döndüğünü belirterek, "Bu durum gerek öğretmenler, gerekse öğrenciler arasında huzursuzluk oluşturuyor" dedi.
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Konucuk, katsayı konusunun yılan hikayesine döndüğünü belirterek, "Bu durum gerek öğretmenler, gerekse öğrenciler arasında huzursuzluk yaratıyor." dedi. Üniversite sınavlarına bir iki ay kaldığını hatırlatan Koncuk, "Öğrenciler üniversite sınavı için hazırlıklarını yaparken, tüm dikkatini üniversite sınavına vermişken, katsayı kararına ikinci durdurma öğrencilerin moral ve motivasyonunu bozmuştur.
Yılan hikayesine dönen katsayı konusu, gerek öğrenciler, gerekse eğitimciler arasında huzursuzluk yaratmaktadır." diye konuştu. İkinci durdurma kararının mesleki ve teknik eğitim öğrencilerini üzdüğünü ifade eden Koncuk, "Bu durum, öğrencilerin üniversite sınavına hangi koşullarda yarıştıklarını bilmeden girmesine, sınav tarihinin değişmesine, bu nedenle de üniversitelerin daha geç bir tarihte açılmasına neden olabilir." şeklinde konuştu.
Yasama organı el atmalı
Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, iktidar partisinin artık samimi bir şekilde olayın üzerine eğilmesi gerektiğini kaydederek "Olayı Meclise taşımalıdır. Yasama organı da meseleye el atmalıdır. TBMM, kanunlarda gerekli değişiklikleri bir an önce yapmalıdır. Tek çözüm bu" diye konuştu.
DDanıştay 8. Dairesi, katsayı adaletsizliğini ortadan kaldıran YÖK‘ün ikinci değişikliği için de yürütmeyi durdurma kararı verdi. Sınava girecek 1,5 milyona yakın öğrenci ve onları velisi, büyük endişe ve tedirginlik yaşıyor. Mevcut durum arapçasına döndü.
YÖK, 17 Aralık 2009‘da üniversiteye giriş sınavında adaylara "farklı katsayı" uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanlarının (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı. Böylece YÖK‘ün 17 Aralık 2009 tarihli farklı katsayı uygulamasına ilişkin ikinci çözümü de rafa kalktı. Davalı YÖK‘ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek. Ancak, olumlu bir sonuç çıkması oldukça zor görünüyor.
Kamalak‘tan köklü çözüm yolu
Bundan sonra ne yapılması gerektiğini anlatan Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, iktidar partisinin artık samimi bir şekilde olayın üzerine eğilmesi gerektiğini kaydederek, "Ve olayı Meclise taşımalıdır. Yasama organı da meseleye el atmalıdır. TBMM, kanunlarda gerekli değişiklikleri bir an önce yapmalıdır. Tek çözüm bu" diye konuştu.
"Akıl için yor birdir" diyen Kamalak, Danıştay‘ın birinci iptal kararında aynı çözüm yolunu göstermesine rağmen hükümeti herhangi adım atmadığı için eleştirerek, "Dinlemiyorlar mı, sesimiz mi ulaşmıyor yoksa kaos mu olsun isteniyor? Ki buna pek ihtimal vermiyorum. Yazık" dedi.
Türban değişikliği konusunda da iktidar partisinin büyük yanlış yaptığını hatırlatan Kamalak, Anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanı tarafından imzalanıp yürürlüğe sokulması yerine referanduma sunulmasını teklif ettiğini belirterek, "Olmadı. Hem iktidar partisi kapatma davasıyla sıkıntıya girdi. Hem Türkiye sıkıntıya girdi" diye konuştu.
Şu an iktidar partisinin Meclis‘teki çoğunluğuna rağmen köklü bir icraatta bulunma kabiliyetinin neredeyse yok gibi olduğunu kaydeden Kamalak, "Nitekim Cumhurbaşkanı önceki günkü beyanatında, Meclis Anayasa‘yı değiştirme fırsatını kaybetmiştir dedi. Bu nedenle şimdi zaman geçiyor. Yüzbinlerce, belki de milyonlarca öğrenci ve ailesi tedirgin. Ne olacak diye? Yapılacak şey belli. Kanunda değişiklik yapmak. Belki de Anayasa‘yı dayanıp, halka ve referanduma kadar gitmelidir" diye konuştu.
Parlemento YÖK kadar kararlı olmalı
Hükümetin bu konuda kararlı tavır sergilemediğini ifade eden Kamalak, "Bakın YÖK‘ün kararlılığını parlamento gösterse, bu problemler çoktan çözülürdü. YÖK, bakıyor haksızlık var, bunu aşmaya çalışıyor. Didinip duruyor. Ama gelip aşamayacağı engelle karşılaşıyor. Bu durumda görev, parlamentoya düşüyor. Asıl olan budur" dedi.
YÖK Kanunu başta olmak üzere Danıştay‘ın iptal gerekçesindeki kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılmasıyla sorunun kökünden çözülebileceğini vurgulayan Kamalak, "Eğer mesele ciddi anlamda çözülmek isteniyorsa, 24 saatlik bir olaydır" dedi. YÖK‘ün A,C,B gibi alternatiflerini de değerlendiren Kamalak, "Bunlar kumdan duvar örmek gibidir. Sonuç vermez" dedi.
Katsayı 367‘ye göre hafif kalır
Bugüne kadar en çok eleştirilen kararlar arasında yer alan Anayasa Mahkemesi‘nin 367 kararını parlamentonun Anayasa‘da değişiklik yaparak aştığını hatırlatan Kamalak, "Sonra 27 Nisan e-muhtırası. Eşi başörtülü olan birisi yani Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olamaz diyordu.
Parlamento ciddi bir şekilde konunun üzerine gitti ve halk seçsin dedi. Problemi çözdü. Katsayı meselesi, 367‘ye nispetle, Cumhurbaşkanı seçimine göre çok hafif problemlerdir" dedi.
Bu tür değişikliğin Anayasa Mahkemesi‘nden dönüp dönmeyeceğine ilişkin görüşlerini de paylaşan Kamalak, "Anayasa Mahkemesine götürülebilir. Ama Anayasa‘ya aykırılık olmadığı için iptal kararı çıkacağını sanmıyorum. Parlamento kararlı davranırsa, samimiyetle konunun üzerine giderse, Anayasa Mahkemesi‘nin olumsuz bir tavır sergileyeceğini sanmıyorum" şeklinde konuştu.
Kararın önümüzdeki sınavı nasıl etkileyeceğini de değerlendiren Kamalak, "Sınav, zamanında yapılır. Sonuçları değerlendirmek için YÖK‘ün önünde daha çok zaman var. Sınavın zamanında, yapılmasını engelleyen bir durum yok. Zaten Yüksek Mahkeme, sınavın yapılmasına ilişkin bir yürütmeyi durdurma kararı vermedi. Sınavın değerlendirmesine ilişkin, yürütmeyi durdurma kararı verdi" dedi.
Danıştay gerginliği artırıyor
ÖNDER başkanı Korkut, "Türkiye‘nin önünü açması ve gerginliklerin azaltılması yönünde misyon üstlenmesi gereken kurumlar maalesef gerginliğe sebep olacak kararlara imza atıyorlar" dedi.
Danıştay‘ın YÖK‘ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasına ilişkin kararının yürütmesini durdurmasının ardından İmam-Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) Başkanı Hüseyin Korkut bir basın açıklaması yaptı.
Korkut, İstanbul Barosu‘nun YÖK‘ün bu yeni kararının da iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan dava sonrasında, Danıştay‘ın yürütmeyi oy birliğiyle durdurmasını esefle karşıladıklarını söyleyerek, "Öncelikle, İstanbul Barosu‘nun durumdan vazife çıkartarak Danıştay‘da yeniden dava açmasını hukuk ve adalet açısından son derece sakıncalı buluyoruz.
Türkiye‘nin önünü açın!
Türkiye‘nin önünü açması ve gerginliklerin azaltılması yönünde misyon üstlenmesi gereken kurumlar maalesef, gerginliğe sebep olacak kararlara imza atıyorlar. Danıştay‘ın katsayı konusunda verdiği ilk kararı da bu son kararı da hukuksuz buluyoruz. Millet çocuklarının öğrenimini ve geleceğini engelleme girişiminden başka bir şey olmayan bu kararı alan Danıştay‘ı milletimize havale ediyoruz. Danıştay, milletle inatlaşarak nereye varmak istiyor?" ifadelerini kullandı.
Aydınlık geleceğe bir darbe daha
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Genel Başkanı Mahmut Çelikus bir milletin uzlaştığı kararın hiçe sayılarak 28 Şubat karanlığından kalma çağdışı uygulamaların getirilmek istendiğini söyledi. Çelikus "Kurumlar arasındaki güven zedelenmektedir. Danıştay milleti karşısına alan bir karara imza atarak milletin vicdanında bir yara daha açmıştır" şeklinde konuştu.
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Genel Başkanı Mahmut Çelikus bir açıklama yaparak Esnaf ve sanatkarlardan genel merkeze tepki yağdığını belirtti. Çelikus konuşmasında bir milletin uzlaştığı kararın hiçe sayılarak 28 Şubat karanlığından kalma çağdışı uygulamaların getirilmek istendiğini söyledi. Çelikus "Kurumlar arasındaki güven zedelenmektedir. Bir hukuk mücadelesinin değil adeta inatlaşma yaşandığı izlenimi verilmektedir. Danıştay milleti karşısına alan bir karara imza atarak milletin vicdanında bir yara daha açmıştır. Milyonlarca evladı mağdur eden bu kararla bir kez daha Türkiye‘nin önü kesilmiştir. Bu kabul edilemez bir karardır" şeklinde konuştu.
Millete haddi bildiriliyor!
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Danıştay‘ın kararını millete haddini bildirme olarak yorumlayarak şöyle dedi: "İnanca ve inanana karşı hücuma geçen 28 Şubat Darbesi‘nin en rijit uygulamalarından birisi olan ‘Adaletsiz Katsayı Uygulaması‘, adeta bir yargı korumasına alınmış gözüküyor."
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise yaptığı açıklamada, Danıştay‘ın bu kararını millete haddini bildirme olarak yorumlayarak, "Millete haddini bildirmeye ve milletin değerlerini hükümsüzleştirmeye dönük bir yaklaşım olarak ortaya çıkan, milletin siyasi tercihleriyle şekillenen yönetimi darbelere layık oyunlarla işbaşından uzaklaştırarak yeni yaklaşımın kararlarını uygulamaya dökecek bir yönetimi işbaşına getirerek inanca ve inanana karşı hücuma geçen 28 Şubat Darbesi‘nin en rijit uygulamalarından birisi olan ‘Adaletsiz Katsayı Uygulaması‘, adeta bir yargı korumasına alınmış gözüküyor" diyerek tepki gösterdi.
"Danıştay, önceki kararının gerekçesinde kullandığı ‘Ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek olan katsayı‘ ifadesiyle zaten niyetini belli etmiş ve meslek liselilere, hususen imam-hatiplilere üniversite kapısını aralayan her türlü hesabı bozacağını ilan etmişti" diyen Gündoğdu, bu tablo ile yargının yürütmenin alanına giren hususlara müdahalesi anlamına geldiğini söyledi.
Gündoğdu son olarak şunları kaydetti: "Danıştay‘ın aldığı kararlar, milletimizin bayram sevinciyle karşıladığı kararların iptaline yöneliktir.
Bu durum, yargıya olan güveni zedelemektedir. TBMM‘nin ve Hükümet‘in derhal harekete geçerek, gerekli anayasal ve yasal düzenlemelerle yargının kendisini yasama ve yürütmenin yerine koymasının önüne geçmesini, adaletsiz, hukuksuz, darbe ürünü tüm uygulamaları sona erdirmesini bekliyoruz"
STK‘ların tepkisi ortak
Danıştay‘ın almış olduğu karara karşı sivil toplum kuruluşları ve sendikalar başta olmak üzere binlerce kuruluş tepki gösterdi...
YÖK‘ün katsayı ile ilgili son düzenlemesine Danıştay‘ın yürütmeyi durdurma kararı sonrası sivil toplum kuruluşları harekete geçti.
Danıştay‘ı kınayan açıklamaların peş peşe geldiği dün YÖK‘ün bu engeli bir şekilde aşması gerektiği de kaydedildi. Memur ve İşçi Konfederasyonları başta olmak üzere yapılan açıklamalarda Danıştay bir kez daha kınandı.
Hizmet-İş: Eğitim sistemine darbe
Hak-İş Konfederasyonu‘nun en güçlü kanadını oluşturan Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Danıştay 8‘inci Dairesi‘nin İstanbul Barosu‘nun iptal başvurusu üzerine YÖK‘ün katsayı eşitsizliğini iki puana çıkaran kararının yürütmesini ikinci keç durdurmasını eğitim sistemimizin geleceği adına kaygı verici olduğunu belirterek, "Bu karırın gerekçesi ne olursa olsun, kamuoyu ve kamu vicdanında açtığı derin yara tekrar depreşmiştir.
Toplumsal yapımız ve eğitim sistemimiz sarsılmıştır" diyerek tepki gösterdi. Danıştay‘ın ikinci kez YÖK‘ün düzenlemesinin yürütmesini durdurma kararıyla yeşeren umutların bir kez daha karardığını da altını çizen Arslan, "Danıştay‘ın bu kararı sadece meslek liselileri değil, 1,5 milyon üniversite adayanı da tedirgin etmiş, kaosa ve belirsizliğe itmiştir" dedi.
Arslan, kararın eğitim sistemine ve mesleki eğitimin geleceğine vurulmuş bir darbe olduğunu da vurgulayarak, "Danıştay kendisini idare ve yürütme erki yerine koymuştur. İstanbul Barosu‘nu da meslek liselilerin karşısına dikilen tavrından dolayı şiddetle kınıyoruz. Hukuk ve özgürlükleri kendileri için mutlak hak gören bu dogmatik anlayışın hala var olabilmesinden de kaygı duyuyoruz" dedi.
MÜSİAD: "Toplumsal barışı zedeledi"
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği‘nin (MÜSİAD) Yönetim Kurulu, YÖK‘ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasına ilişkin kararının Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmasının, hem sınava girecek olan gençleri hem de ailelerini psikolojik olarak olumsuz yönde etkilediğini ve toplumsal barışı zedelediğini bildirdi.
MÜSİAD açıklamasında, eğitime ideolojik bir gözle bakılmaması gerektiği belirtilerek, iş aleminin temel taşı olan meslek eğitiminin Türkiye‘nin en önemli meselelerinden biri olduğu ve meslek eğitiminin önündeki bütün engellerin kaldırılmasının gerekliliği vurgulandı. Üniversite eğitimine yönelik fırsat eşitliğini zedeleyecek her türlü uygulamadan kaçınılması gerektiği dile getirilen açıklamada, şunlar kaydedildi: " Toplumumuzun her kesiminin birleştiği Türkiye‘nin 100. kuruluş yılındaki milli hedeflerine ulaşmada ihtiyaç duyduğu eğitilmiş insan sayısında önemli bir açık oluşturacak olan bu adaletsizliğin bir an önce giderilmesi milletimizin en önemli beklentisidir. Bu yanlış kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bir an önce düzeltilerek, eğitimin önündeki engellerin kaldırılacağını ümit etmekteyiz.‘‘
Karar modern köleliktir
Doğanata Eğitim Kurumları ve İzmir Üniversitesi (İÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı Necdet Doğanata, Danıştay 8. Dairesi‘nin, YÖK‘ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulamasına ilişkin yürütmeyi durdurma kararının modern kölelik olduğunu söyledi. Dünyadan köleliğin kalktığını belirten Doğanata, bu kararın hukuk mantığına nasıl sığdırıldığını anlayamadığını ifade etti.
Bu kararı aklım almıyor
Danıştay 8. Dairesi‘nin, üniversiteye girişte farklı katsayı uygulamasını durdurmasına tepkiler büyüyor. Mütevelli Heyeti Başkanı Doğanata, kararın eğitim öğretim hürriyetine ters olduğunu kaydetti. Doğanata, "YÖK, koşuya çıkarken biri sıfırdan, biri 100 metre ileriden koşmasın diye düzenleme yaparak aradaki farkı 10 metreye düşürdü. Bu da onların işine gelmedi." dedi. Aynı zamanda bir hukukçu olduğunu vurgulayan Doğanata, "Eğitim aklım da, hukuk aklım da bu kararı almıyor. Hem hukuk hem de eğitim yönünden hatalı. Hukuk, insanların mutluluğu içindir. Eğitim hakkı da bunlardan bir tanesidir. Daha iyi eğitim almayı kimsenin engelleme hakkı yoktur. Bu bir suçtur. Yasalar suç demese de insanlık indinde suçtur. Hukuka insanlığa ve eğitime karşı işlenen bir suçtur." şeklinde konuştu.
Sanayiciler de katsayı kararına tepkili
Sanayiciler de, Danıştay‘ın katsayı kararını eleştirdi. Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Yüksek İstişare Başkanı ve Uşak Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Hazim Sesli ise bu kararın işsizliği körükleyeceği uyarısında bulundu. Sesli, " Böyle bir ortamda Danıştay‘ın bu kararından sonra meslek liselerine ilgi azalırsa hem ülke hem de sanayi büyük yara almış olur. Meslek liseleri üzerinde oyun oynamaktan vazgeçilmelidir" diye konuştu. İzmir Genç İş Adamları Derneği (İGİD) Başkanı Mehmet Timuroğlu da, " Karar, sadece meslek liselerinde değil, Türk eğitiminde ciddi yaralar açar. Konu ideolojik değerlendirmelerin dışında, meslek liselerinde okuyan yüz binlerin geleceği olarak ele alınmalı" dedi.
Sıkıntımız devam edecek
Ege ve Batı Akdeniz Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (ESİDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Davulcuoğlu, " Bu kararla gençlerimiz mağdur, moralsiz olacak. Biz sanayiciler de istihdamda sıkıntı yaşayacağız. Sanayide kaliteli eleman sıkıntı devam edecek" dedi.
Nevvar Salih İşgören Kampüsü Ticaret Meslek Lisesi Okul Aile Birliği Başkanı Yaşar Arı ise, katsayı eklenmesi veya çıkarılmasıyla bu meselenin çözüleceğine inanmadığını ifade ederek, "Getirilen sistem, meslek liselerine üniversite kapısını kapatıyor. Adil bir uygulama olduğunu düşünmüyorum. Başka önlemlerin alınması lazım. Diğer liselerle ayırmak" dedi.