21. Yüzyıl Yetkinlikleri 10-Son

Abone Ol

21. yüzyıl yetkinlikleri bağlamında son olarak şu konuya dikkat çekmekte fayda var. Öncelikle, kısa vadede sistemsel olarak bir beklenti içerisinde olmak pek mantıklı değil. Daha çok bireysel gayret ile netice alma yolunu tercih etmeli. Daha önceki yazılarımızda kısa bir araştırma ile neler yapılabileceğini öğrenmenin ne kadar kolay olduğundan bahsetmiştik. Bir konuda ne yapılabileceğini öğrenmek, bir şeyleri başarabilmek, sorunlarımızı çözebilmek için bazı temel yetkinliklere hepsinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Bunların en başında gelenlerinden biri “öğrenmeyi öğrenmek” ve bunu hayat boyu sürdürebilmektir.

Yani nasıl öğreneceğimizi bilmeli ve öğrenmeyi hiçbir şekilde bırakmamalıyız. Öğrenmeyi bırakmak su içmeyi bırakmak gibidir. Öğrenmeden ilerleme, gelişim olmaz. Öğrenmek, bilmek demektir, bilmek yapabilme ihtimalini ortaya çıkarır ve eğer irade ortaya koyulursa işte o zaman sorunlar bir bir çözülmeye başlar.

İkincisi, aslında benim çoğu zaman birincisi diye bahsettiğim okuma alışkanlığıdır. Hepimizin Kur’an’ın ilk emri olarak bilip, yeri geldiğinde vurguladığı, övündüğü ve birçoğumuzun uygulamadığı özelliklerden bir tanesi. Acaba âlemlerin Rabbi olan yüce Allah neden son gönderdiği kitabına, “Oku” emri ile başladı? İlk ayet, ilk emir! Sadece bunun üzerine bile saatlerce kafa yormak gerekir. Okumak öğrenmektir, anlamaktır, idrakin genişlemesi, gelişmesi demektir. Okumak, her geçen gün biraz daha ileriye gitmek, düşünceyi beslemek, muhakemeyi güçlendirmek, güçlü bir mantığa sahip olmaktır. Okumak, Bilge Kral merhum Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi en kısa yoldan özgürlüğe uçmaktır. İnanın, okursak olabilir, okumazsak gerçekten çok zor.

Üçüncüsü, güçlü bir mantığa sahip olmaktır. İnsan, düşünen ve akıl yürüten bir varlıktır ama bu aynı zamanda insanın güçlü bir mantığa sahip olduğu anlamına gelmiyor. Zihnimizi hataya düşmekten korumak için gerçekten ihtiyacımız olan şey, akıl yürütme yetkinliğimizi daha kuvvetli hale getirmektir. İlk iki madde büyük ölçüde mantığımızın güçlenmesinin temel dayanaklarından sayılabilir. Tabi ki salt öğrenme ve okuma ile mantık güçlenmez. Bunun yanında tecrübe, eleştirel bakış açısı, düşünme, araştırma, iletişim, bilgi sahibi olma ve kullanma yetkinliği gibi birçok madde mantığımızın güçlenmesine vesile olacaktır.

Dördüncüsü güçlü bir iletişime sahip olmak. İnsanın çoğu zaman sahip olduğu yetkinlikleri değersiz hale getiren iletişiminin zayıf olmasıdır. Eğer güçlü bir iletişime sahip değilseniz öğrendiklerinizin size çok da fayda sağlamadığına şahit olacaksınız demektir. İletişim, toparlayan unsur gibidir. Hatta çoğu zaman güçlü bir iletişime sahip olanlar, çok daha fazla bilenlerden de öndedir. Çünkü diğer insanların size duygusal olarak bağlandığı nokta bilgiden ziyade iletişiminizdir. Onun için mantığın kullanım dili ile iletişim arasında da önemli bir bağ vardır. Dikkat ederseniz en önemli dediğimiz maddelerin arasında bile gizli bir iletişim var.

Son olarak, hayatın anlamını aramak, bulduklarınızı yaşamaktan bahsedebiliriz. Aşkın bir değerin peşinde olmadığınız takdirde tüm yaşanmışlıklar su üzerine yazı yazmak gibidir. Ne için doğduğunuzu, neden yaşadığınızı, nasıl bir yolda olduğunuzu, yolun sonunun nereye çıktığını, yolun ne zaman biteceğini, bittikten sonra ne olacağını düşünerek yaşamak, ona göre prensipler oluşturmak çok önemlidir. Buna da “güçlü bir bilinç sahibi olmak” diyebiliriz. Her şey bir tarafa, bilinç sahibi olmak bir tarafa. Aslında bilinçli olmak her şeyin temelidir.