21 Aralık 1963 (1)

Abone Ol

20 Aralık 1963 günü Mağusa daydım. Namık Kemal Lisesi

öğrencisiydim ve babam yurt dışında görevli olduğu için yurtta kalıyordum.

Namık Kemal Lisesi nin bir evvelki sene kaldığımız yurdu ana binanın hemen yanı

başında, günümüzde kütüphane olarak kullanılan yerdeydi. Yaz başında ana

binanın üst kısmına yurt yapımı inşaatı başlamış ve bitince de ilk konukları

bizler olmuştuk. Yeni binadaki yatak odaları, yan taraftaki eski yurt

binasındakilere kıyasla daha küçük ama daha kullanışlıydı. Eski binadaki yatak

odaları kocaman bir garajın içine yapılmış gibiydi. Herhalde yüze yakın

ortaokul ve lise öğrencisi aynı oda içinde, altlı-üstlü ranzalarda kalıyorduk.

Mutfağımız ve yemek salonumuz ise günümüzde kütüphane olarak kullanılan taş

binanın içindeydi. Kalın keresteden yapılmış, sağlam ve uzun masalara hep

birlikte oturur ve yemeğimizi yerdik. Topu topu beş adet tuvalet ve yüzümüzü

yıkayabilmek için üzerinde beş tane çeşmesi olan uzun bir yalak vardı bahçede.

Uykuya hiç doyamadığımız için geç kalkar, yalak başında ve tuvalet önünde sıra

beklerdik. Hatırladığım kadarı ile de bir tane ayna vardı yalağın kenarında.

Kenarı kırık bir ayna Sabırla saçımızı tarayabilmek için ayna karşısında da

sıra beklerdik. Gençlik işte. Taradığımız saçımız kız arkadaşlarımıza yakışıklı

görünmek içindi ama boşunaydı. Kışın yurttan, elli metre ötedeki okul binasına

gidene kadar zaten rüzgârdan darmadağın olurdu saçlarımız, yazın ise top

peşinde koşmaktan terli terli perişan halde girerdik sınıfa.

Her yerde olduğu gibi aşklar da yaşanırdı Namık Kemal

Lisesi nde ama genelde âşık olunan kızın bundan haberi olmazdı. Hafta

sonlarında Mağusa sur içinde adları Canbulat ve Lozan olan Türklere ait iki

sinemadan birine giderdik kız arkadaşımızla. Adı öyleydi, kız arkadaşımla

sinemaya gittim di ama yan yana oturmak ne mümkün. Kızlar hep birlikte bir

yerde, erkekler hep birlikte başka bir yerde otururduk ve kız arkadaşımızın

oturduğu sıra ile bizimki arasında en azından 15-20 sıralık bir fark olurdu ama

olsundu, beraber gitmiştik ya! Artık bir hafta boyunca bu sinema macerasını

konuşurduk, şöyle baktı , böyle eliyle işaret verdi diye. Allah bilir kız

arkadaşımız nereye bakmıştır, biz neyi anlamışızdır, burnunu silerken veya da

yanağını kaşırken bize işaret verdiğini sanmışızdır! Hayal dünyası işte.

Kurguladığın kadar zenginleşiyor

İki yıl evvel bandoya ve basketbol takımına seçilmiştim.

Liseler arası maçlar yapıldığı için gitmediğim okul, ziyaret etmediğim şehir

kalmamıştı adada. Nerede bir Türk okulu var idiyse, kesinlikle gitmiştim. Zaten

İngiliz sömürge döneminde ve sonrasında babamın uzman olarak her yıl bir şehre

tayini çıkması nedeni ile neredeyse adadaki tüm ortaokul ve liselerde de

okudum. İlk başlarda biraz çekingenlik ve yeni ortama adaptasyon sorunu

yaşıyordum her sene okul değiştirmek sorunda kaldığım için. Sonra ona da

alıştım. Üçüncü okul değişiminden sonra ne çekingenlik kaldı, ne de adaptasyon

sorunu. İki üç gün içinde sanki de yıllarca aynı okulda okumuş gibi kolayca

arkadaşlar edinmeyi öğrendim, zorlu deneyimlerimden sonra!

Farklı okullarda okumanın güzel tarafı, bir dönem ne

kadar bakan, milletvekili, müsteşar ve toplumun önde gelen özel sektörde görev

yapan insanları varsa hepsi de benim sınıf arkadaşım oldu. Bir de bu arkadaş

çevresine üniversite mezuniyetim sonrasında 3 yıla yakın yaptığım

mücahitliğimde edindiğim arkadaşlarım da ilave olunca inanılmaz bir sosyal

çevre oluşmuştu benim için. Açamadığım kapı, tanımadığım kişi yoktu neredeyse.

Bunun da faydasını 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtı ndan sonra, 13 Şubat

1975 tarihinde ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti nin anayasasının

yapılması akabinde 20 Haziran 1976 günü gerçekleştirilen milletvekilliği

seçimlerinde Gazimağusa Milletvekili seçilerek gördüm. Hangi köye veya kasabaya

gitsem illa ki bir sınıf arkadaşım bulunurdu, bana seçimlerde yardımcı olacak,

destek verecek

(Devam edecek.)