2025’e doğru bölgemizde dış politika

Abone Ol

2024 yılını geride bırakıyoruz. Coğrafyamız ve dünyanın geneli için çalkantılı bir yıl olan 2024'ün yansımalarını 2025 yılında da büyük ihtimalle hissedeceğiz.

2025 yılında Ortadoğu ve Avrupa'daki çatışmaların genişlemesi veya sınırlanmasında birçok etken önemli rol üstlenecek.

Kanaatimce Batı ülkeleri ve İsrail’i etkileyecek süreç, büyük ölçüde Donald Trump yönetiminin izleyeceği politikalar olacaktır. 20 Ocak’ta yemin ederek göreve başlayacak Trump’ın Ukrayna, Gazze, Tayvan ve Kuzey Kore ile ilgili çok iddialı sözleri var. Seçim dönemlerinde meydan-meydan gezerek bolca dış politika vaatlerini sıralayan Trump beklentileri biraz da kendisi yükseltmiş durumda.

Trump'ın süper güç iddialarının şekli değişse deABD dış politikası yönelimleri yine önceki yönetimlerle benzerlikler taşıyacak.

Kuzey komşumuz Rusya da 2025'de daha aktif olmaya çalışacak. Rusya'nın Orta Doğu'daki güç kaybı artacak ancak Moskova, Ukrayna'daki maksimalist çıkarlarına ulaşmak için tüm seçenekleri değerlendirmeye çalışacak.

Uzak Doğu ejderhası da yeni bir maça hazırlanıyor. Çin'in jeopolitik çabaları, Tayvan'ı zorla ilhak etmenin ana hatlarını şekillendiriyor; Pekin'in 2025'te yeniden canlandırılmış müdahale formülünü dünya toplumuna duyurması muhtemeldir.

Buna rağmen Rusya, ABD ve Çin, ortak dağıtım esasına dayalı müzakere masasında yeni bir dünya düzeninin kurulmasına yönelik planlama çalışmalarını tartışma konusu yapacaklardır. Güç dağılımı konusunda anlaşmaya varma şansı çok az çünkü tüm güçler karşılıklı olarak birbirini kötü niyetli olmakla suçluyor.

Eğer bu güç savaşı uzlaşıyla bitmez ise Ukrayna giderek dünya güçleri için acımasız bir vekâlet savaş alanı haline gelecek ve Çin'in de hırslarını artıracak süreçlerin yaşanması muhtemel görünüyor. Bu çerçevede Ukrayna'nın kaybettiği toprakları kazanması pek de mümkün değil.

ABD ile Rusya arasında Ukrayna üzerindeki yetki dağılımı konusunda anlaşmaya varılsa bile taraflar daha hassas bir bölgede, Balkanlar bölgesinde güçlerini test etmek için gizli kararlar alabilirler.

İran ile İsrail arasındaki çatışmanın bağlamını etkileyecek faktörlerden biri de ABD ile Tahran arasındaki nükleer müzakereler olacak.

Türkiye'nin bu sene en çok dikkat etmesi gereken saha Suriye. Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından, Suriye'nin kendi anahtarını kendi elinde tutması çok önemli. Dış güçlere bağlı gruplar, özgün olmayan örgütler ve İsrail işgali yeni Suriye yönetiminin en büyük sorunları arasında yer alıyor.

Türkiye Şam'ın bu sorunların üstesinden gelmesi için sağlıklı yardım modeli geliştirmelidir. Suriye için bölge ülkeleriyle birlikte ortak bir mekanizma kurulmalı, güvenlik, ekonomi ve güvenli geri dönüş konularında ortak adımlar atılmalıdır.

Genişleyen İsrail işgaline karşı ortak tavır belirlenmeli ve bu tavır sadece Golanile sınırlı kalmamalıdır. Gündemden düşen, yalnız bırakılan Gazze için hep birlikte sesimizi yükseltmeliyiz. Gazze'de huzur olmazsa Suriye başta olmak üzere bölgemizde de huzur olmaz.