2023 Hedeflerine Ne Oldu?

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm;

HEPİMİZİ derinden sarsan ekonomik krize nasıl ilgisiz kalabiliriz? Ekonomi çökmüş, tarım bitirilmiş, Türkiye faiz lobilerine teslim edilmiştir. İsraf, yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik yükselişe geçmiştir. İç ve dış borç devamlı artmaktadır. Borçlanma, hep borçlanma, yine borçlanma yöntemiyle ekonominin sonu nereye varır? Türkiye, devletin iflasına yol açabilecek bir moratoryuma doğru hızla sürüklenmektedir.

İktidar, devleti yönetmek yerine algıları yönetmektedir. Algı operasyonlarıyla seçim kazanılabilir; ama bu yöntemle Türkiye’nin problemlerini çözmek mümkün değildir. Hükümet, seçim döneminde kesenin ağzını sonuna kadar açarak, doğal gaz gibi bazı kalemlerde geçici süreliğine “ücretsiz” hizmet sunup tutarsız vaatlerde bulunarak; para dağıtarak seçim kazanıyor; ama seçimin hemen ardından bunun faturasını halka ödetiyor.

Türkiye,  seçimin hemen ertesi günü zam yağmuruna yakalanmadı mı? Ekonomi o hale geldi ki, alan da memnun değil; satan da! Satıcı, sattığını yerine koyamadığından yakınıyor; alıcı ise, her malı satın aldığında fiyatların yükselişinden.

Hükümet; kâğıt ve şeker fabrikaları gibi en stratejik alanlardaki ekonomik kuruluşlarımızı sattı veya özelleştirdi. Astronomik fiyatlarla bu ürünleri ithal etmek için nice Batı ülkesine muhtaç duruma düştük. Buna para dayanır mı? İğneden ipliğe her şeye zam yapılması bu yüzden! Üretim, girişimcilik teşvik edilmeden; israfı, yolsuzluğu önlemeden; faizleri artırıp ağır vergiler koyarak, tüketim toplumu oluşturarak ekonomiyi düzeltmek ne mümkün?

SÖZLER TUTULMADI

SAADET Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, özellikle son iki basın toplantısında, özdeyiş özelliği taşıyan özgün sözler etti. Sorumlu, içi yanan bir insan olarak hükümeti uyardı. İktidarın 2023 hedefleri üzerinden ana başlıklar halinde vaat ettiği sözlerinin hiçbirini yerine getirmediğini şöyle anlattı:

“Hedef yıllık tek haneli enflasyondu; sonuç aylık çift hanelere yaklaşan enflasyon oldu. Kişi başı millî gelirde hedef 25 bin dolardı; 10 bin doların bile altına düştü. İstihdamda, ihracatta, yatırımlarda ve geri kalan onlarca başlığın hiçbirinde hedefler tutturulamadı. Her geçen yıl bu hedeflerden daha da uzaklaşıldı.” (6 Eylül 2023)

Sayın Karamollaoğlu, bir partinin seçim kazanması başarısı ile ülkeyi yönetme başarısının bambaşka şeyler olduğunu hatırlatarak, “Bir insanın verdiği sözler iddia, yaptıkları ispattır” diyerek AK Parti ve Erdoğan’ın başarı karnesini açıkladı:

“20 küsur yıldır girdiği her seçimi kazandı. Peki, 20 yılın ardından gelinen noktaya baktığımızda sonuç nedir? Maalesef hüsran. Seçim kazanma konusunda ne kadar başarılılarsa, ülkenin yönetimi konusunda ise, o kadar başarısızlar.”

AKP’nin seçim kazanma konusunda haklı-haksız akla gelen her yolu denediğini biliyoruz. Rakipleri, bir siyasi partiyle değil; “tek taraflı” olarak kullanılan “devlet gücü” ile mücadele ediyor. Bu yöntem devlet ciddiyetini yok ediyor; keyfilik oluşturuyor. Bu yüzden AKP, yüzde 95’lik tanıtma fırsatı oluşturmasına rağmen, 6 ittifak partisiyle bile yüzde 52’lik oy oranını geçemiyor. 

ANAYASA APARATI

AKP, 21 senedir, 12 Eylül darbe anayasası yerine; sivil, milletin tamamını kuşatan bir anayasa ortaya koyamadı. Yapıyormuş gibi göründü; vaat etti; ama sonuca ulaşamadı. En son, CHP başörtüsünü yasal zemine oturtmak için bir Meclis önergesi verdi. İş kıvamına gelmiş, imkân oluşmuştu. AKP milletvekilleri “evet” deyip parmaklarını kaldırıp indirseler bu iş bitecekti.

AKP işi “seçim kazanma amacı”na dönüştürecek ya! “Başörtüsü anayasal teminat altına alınacak” gerekçesi ile kabul etmedi. Oysa sen, önce “yasal hakka kavuşturulması” fırsatını değerlendir; anayasal hak vereceksen, yine ver; gereğini yap! İşi oyalamanın âlemi ne?

Yerel seçimler öncesi hükümetin yine “anayasa sevdası”(!) depreşti. Anayasa yapmayı vaat ederek yerel seçimleri kazanmaya çalışıyorlar. Bu, konuyu istismardan başka ne anlama gelir? Saadet Lideri, “Yeni anayasa AKP’nin kullanışlı aparatı haline geldi” diyerek şunları söyledi:

“Türkiye’yi darbe anayasasından kurtarmalıyız. Sivil dili ve içeriğiyle; bugünü, yarını kucaklayan, 85 milyonun tamamının sahipleneceği bir metni milletimizin takdirine sunmalıyız. İktidarın ne zaman başı sıkışsa; ya yeni bir anayasa tartışması başlatıyor; ya da yeni bir ekonomi modeli açıklıyor. Ülkeyi eskisinden beter hale getiriyor.”

İktidar, kaçak güreşmeyi bırakmalı; 2023 hedefleri olarak verdiği sözleri yerine getirmelidir. Devlet yönetimi ciddiyet ve tutarlılık ister. Bu yapılmazsa, -Allah korusun- her şey daha kötüye gider; sonu meçhul tehlikelerin girdabına sürükleniriz.