Zamanın huyudur bu, geçip gidinceye kadar kendini belli etmez. İzlerini ancak zaman geçip gittikten sonra arkada bıraktığı tozlardan anlarsınız. Aynı şeyi 2021 için de söyleyeceğiz. Geçen yılların arkasından konuşmak insan için sanırım daha rahat ve risksiz. 2020 yılı birtakım felaketlerin ve meşum sayılabilecek hadiselerin yılı oldu. Bu yüzden bir an önce çıkış kapısını ardına kadar açıp Aralık ayını iple çekenler çok oldu. İnsan böyle bir varlık başına gelen şeylerin kendinden kaynaklanmadığı konusunda inat eder. Kabahati başka bir sebebe bağlamalı ki rahat edebilsin. Yürüme tonunda yaşadığım için bir yıl içerisinde ardımda bıraktığım her şey kontrolüm dâhilinde olmuştur.
Yürürken en ufak bir seste geriye bakan insan nasıl bir kaygıyı teskin etmeye çalışırsa ben de öyleyim, yaşadığım günlerin ardına bakarak geleceğimi şekillendiririm. Gerçi ben bunları 2020’nin yüzüne karşı da söylerdim, ama arkasından da söylemekte bir beis görmüyorum. İşte benim 2020 geçip giden yılımın muhasebe ve hülasası:
* Bana göre 2020 yılı çok geçti. Bu yüzden bir şeylere yetişmek için önümden bir anda süratle geçti.
* Kabuğuma çekildim. Kabuğumun ev olduğunu bu pandemi sürecinde daha bir yakından görüp fark ettim.
* İnsan evli olduğunun en iyi evde iken farkına varırmış, birçok insan gibi ben de evin bu tarafını evin dilinden okudum.
* Sokakta devşirdiğimi evde kâğıda geçtiğimi sanırdım. Hiç sokağa çıkmadığım günlerde sokaktan daha çok yazma malzemesini içimde buldum.
u 2020 yılını biri şiir olmak üzere iki deneme ve bir söyleşi kitabı olmak üzere dört kitapla tamamladım. Yazmak bana hayatla akraba olduğumu hatırlattı.
* Sair zamanlarda ölümle ilgili en fazla üç beş sayfa yazabilecek gücü kendimde gördüğüm halde salgın sebebiyle eve kapandığım süreçlerde ölüm ansiklopedisi yazacak denli birikime sahip olduğumu gördüm.
* Dostluk ve düşmanlık gibi kelimeler yeni tanımlarına kavuşup eski anlamlarından firar ettiler.
* Şehir gözümde hızla küçülürken kasaba ve köy fevkalade büyüdü.
* Dijital yayın ve görüşmeler yüz yüze bir araya gelmenin o kadar da gerekli olmadığı şeklinde bir kanaati içten içe dikte etmeye çalıştı.
* Koronadan azami sakınıp önlem alırken koronaya yakalandım. Bu arada daha önce hiç olmadığı kadar bedenimi yalıtma bilgi ve becerisi kazandım.
* Bir gün annesiz bir dünyaya uyanacağımı düşünmek bile istemezken bu ağır gerçekle tanıştım. Hayatın kıymeti ve ehemmiyeti nasıl azalırmış gördüm.
* Ölümün en dokunaklı tarafının sevdiklerine dokunamadan gözlerinin önünden steril bir uzaklığa doğru kayıp gitmesi olduğunu fark ettim.
* Lisede çekildiğimiz toplu fotoğraftan bir arkadaşımızın daha eksilmesi ve ölümün hepimize sürünerek aramızdan geçmesi.
* 2020 yılı karşıdan karşıya geçerken dalgın ve şaşkın bir yaya edasıyla hareket edip ışıkları hiç hesaba katmadan her defasında ağzımızı yüreğimize getirdi.
* Covid 19’dan hastanede yatarken hemşire, doktor ve hasta bakıcıların nasıl sağlığa kavuşmam için üzerime titrediklerini gördüm ve insanlığın en somut halini müşahede imkânını buldum.
* Maskenin hayatımıza hâkim olması insanın gerçek yüzünün ortaya çıkmasına vesile oldu. Maskesizlik sorumsuzluk ve duyarsızlığı görünür kılarken, maske sorumluluk bilincinin en yalın görüntüsüydü.
* Camiler gerçek cemaatini, evler sahici misafirlerini özledi.
* Virüsler görünmeyen dünyanın boyutunu ve kapsam alanını kavramayı kolaylaştırdı. Mücerretle kurulacak ilişkiye fırsat oluşturdu.
* Biyolojik silah kuşkusu bir kez daha dünyanın hiç de güvenilir bir yer olmadığı kanaatini pekiştirdi.
* Ölümle çağdaş insan arasındaki mesafe kısaldı. Sekülarizm kan kaybetti.
* Koronanın ilacı ve aşısına dünyanın önemli bir kısmı sevinçten ziyade tereddüt ve kaygı ile karşılık verdi.
* Normalin yenisi çıktı, bunu anladık. Yeni anormale adapte olmanın pek kolay olmayacağı şimdiden ortada.
* “Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır” (Şura Suresi-30) ayetini yeniden okumanın, hayata ve hadiselere Kur’an perspektifinden bakmanın gereği bir kez daha ortaya çıktı.