2013e geldik ama insanlık hâlâ arayışta

Abone Ol

“ İnsan olduğu için İslam oldu ve İslam olduğu için insan

vardır.” N.F.Kısakürek

İnsanın beyin yapısı, “arayış”a yönelik bir şekilde

yaratılmıştır.

Bu nedenle insanın fıtratı, geleceğe sürekli umutla bakar.

Umut bir motivasyon aracıdır, toplumların “dinç ve

heyecanlı” kalabilmeleri için en önemli etkendir.

Şüphesiz insanlık, maddi alandaki arayışlarında büyük

başarılar kaydetmiştir.

Ancak ruhsal alandaki arayışları çoğu zaman büyük bir hayal

kırıklığıyla sonuçlanmıştır.

Bugün insanlık, yüreğinde hüküm süren ruhsal boşluğu

gidermek ve sorduğu sorulara yanıt bulabilmek amacıyla çeşitli yollara

başvurmuş ve vurmaktadır da..

Sayısız kişi, çözüm için bilime, politikaya, felsefeye,

materyalizme veya bir çok tarikatlara ve cemaatlere sığınmaktadır.

Bazıları da bu arayışlardan tamamen usanıp kendilerini

dengesiz eğlencelere, uyuşturucuya, madde kullanımına veya alkolizme

kaptırmıştır.

***

İnsanı ruhsal bunalımlara iten”Marks”ın üretim ve tüketimi.

“Hegel”in mallarının mübadelesi.

“Darwin”in maymunu.

“Freud”un cinsiyeti üzerine kurulan Batı kültürünün

toplumları ve kişileri mutlu edemediğini gördük.

Öyleyse bütün insanlığın problemlerinin temelinde

“maneviyatsızlık” yatmaktadır.

Tüm manevi ve insanî duygularının yerini maddi endişeler

kapladığında, insanın mutlu olması mümkün mü

Çare ise, yalnız maddeci ve batıl kültürle paslaşan kalplere

yeniden “İslam ruhunu” vermekle mümkündür.

Bu işin bu güne kadar başka bir çaresi ne bulunmuştur, ne de

bulunabilir

Avrupa, Amerika, Rusya’nın inandıkları materyalist fikrin

karşısında duran hakiki kuvvet “İslâm” dır.

İslam’ın dışında olan bütün rejimler bunun endişesini ve

korkusunu taşımaktadırlar.

Doğu’nun ve Batı’nın büyük düşünürleri İslam’a girmekte,

gerçek mutluluğu ve kurtuluşu onda bulmaktadırlar.

***

İslam’ı seçen Fransız düşünürü “Roger Garaudy,” İslam

hakkındaki düşüncelerini şu şekilde anlatıyor:

“İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir.

Diğer dinler ise, çağların arkasından sürüklendi.

Yani İslam dışındaki tüm dinler zamana uyduruldu.

Mukaddes kitaplar, her zamana göre tahrif edildi.

Kur’an ise; indirildiği günden beri hep zamana hükmetti.

O, zamanı değil zaman onu izledi.

Zaman yaşlandıkça, o gençleşti.

Bu çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların

bıraktığı korkunç sosyal, siyasal ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir

olaydır bu.

İslâm dini, materyalizme pozitivistlerin görüşüne,

egzistansilistlere de hâkimdir.

Ama, bunlardan hiçbiri İslam’a hâkim değildir.”

Evet, “Roger Garaud”’in İslam hakkındaki düşünceleri böyle.

Bunun gibi daha nice şahsiyetler, İslam’ı seçerek

yaptıkları, açıklamalarla bütün dünyanın dikkatlerini üstlerine toplamışlardır.

***

Servet, konfor ve teknolojinin peşinde koşmaktan yorgun

düşen modern insan, bugün “kaybettiği imanı ve ideali aramakta” ve onun hasretiyle

yanmaktadır.

Gariptir ki, devletlerin en çok ihmal ettikleri, hatta bazı

ülkelerde hiç meşgul bile olmadıkları buhran da “manevi buhran”dır.

Halkın maddi ve iktisadi ihtiyaçları tatmin edilince her işi

düzelecek, yoluna girecek zannediliyordu.

Fakat, olaylar ve zaman bunun aksini gösterdi.

Çağımızda tekniğin ve bilimin muhakkak ki iyi ve üstün

tarafları vardır.

Toplumlar elbette dağlar gibi tarih boyunca hiç değişmeden

oldukları yerde kalacak değiller.

Bir değişiklik ve tekâmül elbette olacak ama bunun belli

kuralları ve ölçüleri olmalı.

Bugün insanlık tabiatın esiri olmaktan kurtulmuş, adeta

tabiatta hükmetme durumuna gelmiştir.

Bunun yanında “modern medeniyetin insanları” sefalet

içerisinde bunalımlar geçirmelerine ne demeli

Netice itibariyle günümüz insanı, ya da “modern insan,” çok

yönlü bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır.

Bu değişim de insanı çeşitli arayışlara sürüklediğinden

insanlığın önünde, “alternatif” olarak “İslam” durmaktadır.

Bu açıdan İslam, yakın gelecekte insanlığın umudu olacaktır.

Biz bu kutsal dinin mensupları olarak umutlarımızı her zaman

canlı tutmalı ve geleceğe umutla bakmalıyız.