200 General Niçin Ağladı?

Abone Ol

Erbakan Hoca dehâ çapında bir insan. Bütün okulları

birincilikle bitirmiş. Girdiği sınav sonucu zamanının en gözde okulu İTÜ ne 2.

sınıftan başlamış. Almanya nın önemli araştırma merkezlerinde görev yapmış.

Leopard tanklarının motor sisteminin en zor şartlarda donmadan çalışabilmesi

için ateşleme sisteminin yeniden düzenlenmesi projesini başarıyla

sonuçlandırmış.

Almanya devamlı ülkesinde çalışmasını teklif etmesine

rağmen, o akademik çalışmasını tamamladıktan sonra Türkiye ye dönmüş ve

ülkesinin kalkınması için çalışmaya başlamış.

O günlerin Türkiye sinde Biz toplu iğne bile yapamayız ,

Şeftaliden başka bir şey üretemeyiz düşüncesi hâkimdi. Böyle bir atmosferde

Türkiye nin ağır sanayisini kurabilecek potansiyele sahip olduğunu anlattı.

Bu bir düşünce inkılâbıydı. Zihinleri Batı işgalinden kurtarma çalışmasıydı.

Millî sanayimizi kurabileceğimizi göstermek için, ziraî

ilaçlamada kullanılan Gümüş Motor projesini başarıyla sonuçlandırdı. Millî

sanayi projesi Türkiye de büyük heyecan oluşturdu. Dönemin Başbakanı Adnan

Menderes fabrikayı ziyaret etti. Duyduğu heyecan ve memnuniyeti dile getirdi.

Bazı paşalar, 1960 ihtilâli sonrası Millî Birlik Komitesi üyeleri fabrikada incelemeler

yaptılar.

Ziyaretçilerin hepsi yerli motor fabrikasından çok

etkilendiler. Millî Birlik Komitesi üyelerinin düşüncelerini Davam kitabından

takip edelim: -Biz ihtilâli bu kabil fabrikalar kurulsun diye yaptık. Burası

bizim millî iftiharımızdır. Ne gerekiyorsa, ne istiyorsanız hepsini yerine

getirmeye hazırız dediler. Para istiyorsanız para, döviz istiyorsanız döviz. O

zaman döviz bulmak çok zor. Dedim ki; Hayır, biz döviz de, para da

istemiyoruz. Tek isteğimiz generallere bir konferans vermektir. Bunu duyunca

şaşırdılar. İsteye isteye bunu mu buldunuz. Bundan kolay ne var dediler.

(Davam, Necmettin Erbakan, MGV Yy. sh. 10)

TSK DIŞA MUHTAÇ OLMASIN

Erbakan Hoca, TSK nin lojistik ihtiyaçları konusunda dışa

muhtaç olmasından üzüntü duyuyordu. Yan sanayisiyle birlikte bütün parçalarını

kendimiz yapmamız gerektiğine inanıyordu. Bu amaçla Ordu nun Lojistik Komutanı

Muzaffer Alankuş Paşa ile görüştü. Alankuş Paşa ya ordunun piston ihtiyacını

biz üretelim, dışarıdan ithal etmeyelim teklifi yaptı. Bunu da, Bir gün

Amerikalılar size piston vermiyoruz dedikleri zaman vasıtalarımız olduğu yerde

kalmasın gerekçesiyle söylemişti.

Alankuş Paşa da Türkiye nin dışa bağlılığını yansıtan şu

sözlerle cevap verdi: -Sayın Erbakan çok haklısınız, söylediğinizi canı gönülden

kabul etmek isterim, ama pistonları biz Amerikan yardımından alıyoruz, bunun

için ayrı bir bütçemiz yok. Yani Amerika bize yardım veriyor, ancak yardımı

verirken bu parayla benden piston alacaksın şartı koşuyor. Bu yüzden size

sipariş vermemiz mümkün değil.

Bunun üzerine Erbakan Hoca Almanya da yaşadığı bir olayı

anlattı:

-Bakın ben Almanya dan geliyorum. Alman tank

motorlarının gelişmesini sağladık. Almanların ilgili genel müdürü bizden bu

çalışmayı isterken dedi ki; Biz harbi motorlarımızı hatalı yaptığımız için

kaybettik. Çünkü tankı Rusya ya gönderdik suyu dondu, Afrika ya gönderdik suyu

kaynadı. Böylece bu kadar tankımız olduğu halde hiç yokmuş durumuna düştük.

Şimdi NATO kuruluyor. Bu NATO da öyle bir motor yapacağız ki Sibirya da donmayacak,

Afrika da kaynamayacak.

Bunları anlattıktan sonra, Alankuş Paşa ya millî

sanayinin zorunlu olduğunu anlattı: Bakın Alman biz Amerika ya bağımlı olmak

istemeyiz diyor. Biz niçin Amerikan pistonuna bağlı kalalım. Bunun burada,

kendi ülkemizde üretilmesi lâzım. (A. g. e. sh.11-12) 

ORDUNUN ÖZÜ SAĞLAM

Erbakan Hoca, millî ve yerli sanayinin vazgeçilmezliğini

her kademedeki yetkililere anlatmaya çalıştı. Bu konudaki ABD kuşatmasını

yakından gördü. Çıkış yolları aradı. Millî Birlik Komitesi üyelerinin Gümüş

Motor u ziyaretleri sırasında generallere bir konferans organizesi teklifinde

bulunmuştu. Kısa sürede bu konferans gerçekleştirildi. Hoca, Türkiye nin güç ve

imkânlarına rağmen ABD kuşatmasıyla karşı karşıya bulunduğunu anlattı.

Sonrasını Erbakan Hoca dan dinleyelim:

-Yaklaşık 200 tane general geldi. Önce Gümüş Motor

fabrikasını tanıtan bir film gösterdik. Sonra Türkiye de neler yapılabiliri

sinevizyon eşliğinde tam iki saat boyunca anlattık. Bilirsiniz film ya da

sinevizyon gösterilirken, ekran daha iyi görünsün diye salondaki elektrikler

söndürülür. Biz de konferansın yapıldığı salonda ışıkları kapatmıştık.

Konferans bitip elektrikler açıldığında bir de baktım ki generallerin hepsi

ağlıyor. Gözleri yaşlı Biz ordunun özünde böylesine yüksek millî hissiyata

sahip insanlar olduğunu orada gözümüzle gördük. (A. g. e. sh. 13)

Hoca, millî sanayi ile ilgili düşüncelerini bakanlar

kurulunda da anlattı. Fakat, Batı kompleksine kapılmış aydınlardan itiraz

sesleri yükseldi. Türkiye nin sanayileşip güçlenmesini istemeyen güçlerle

mücadele için 1966 da önce Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığı, sonra

Genel Sekreterliği, sonra da TOBB Başkanlığı görevlerini kabul etti.

Fakat Anadolu sermayesine destek ve millî sanayimizin

kurulması amacıyla yaptığı çalışmalar Batı güdümündeki siyasileri rahatsız

etti. Erbakan Hoca bundan sonra siyasetin de millî ve yerli olması gerektiğini

inandı. İşte, bu yüzden siyasî mücadeleye başladı.