2050 yılına kadar ayakta kalabilirse, Amerika Başkanı o gün, “Irak halkından özür dileriz. Önce Saddam’ın atom bombası var yalanını dünyaya yutturduk, arkasından Irak’ı işgal ettik ve bir buçuk milyon insanı öldürdük, binlercesine Ebu Gureyb Hapishanesi’nde dünyanın tanımadığı ayıp işkenceleri yaptık” diyebilir.
Olmaz canım, neden yapsın demeyin.
Bu hafta Amerika Başkanı Biden, ülke tarihinin en kanlı ırkçı olaylarından biri olan Oklahoma-Tulsa’da 1921’de 300 Zenci Katliamı’nın 100. yılı için Oklahoma'nın Tulsa kentini ziyaret etti ve burada düzenlenen anma törende bir konuşma yaptı.
Amerika kendi derme çatma kültürünü Kızılderili’ye bile yutturamadığını anlayınca çareyi yirmi milyon Kızılderililileri imha etmekte bulmuş. Bu imha olaylarının canlı şahidi İspanyol asıllı papaz Bartolome de las Casas gördüklerini yazar ve Kızılderililer Nasıl Yok Edildi adı altında Türkçeye çevrilir (Şule Yayınları).
Katliamın şahitleri kendilerinden.
Başkan Biden ve Kızılderili olaylarına şahit olan Papaz Bartolome.
Yine bu hafta BBC’nin haberine göre, “Almanya, sömürgecilik döneminde Namibya'da yapılan katliamları ilk defa Cuma günü 'soykırım' olarak tanıdığını duyurdu.
Almanya ülkeye yardım projeleri için bir milyar Euro’dan fazla mali destek sözü verdi.
Alman sömürgeci güçler, 1904-1908 yılları arasında Namibya'da Herero ve Nama halklarından on binlerce kişiyi katletmişti.”
Katliamın şahidi Alman devletinin kendisi.
İyi ya işte adamlar yaptıklarının kötü olduğunu anlamışlar ve dünyaya örnek olmak için katliamı telin ediyorlar denebilir.
Ama kimseyi inandıramazlar.
Adamlar, ırkçılığın daniskasını yapıyorlar.
Şuanda Güney Amerika’da, Asya’da, Ortadoğu’da katliamlarına devam ediyorlar.
Bir farkla; Amerikalı patronlar, katliam yapılacak ülke içinden seçtikleri paralı askerler ile soygunlarını ve katliamlarını yaparken, hem ölenden kurtulduğuna hem öldürenin ölmesinden dolayı seviniyor ama 2050 yılına kadar ayakta kalabilirlerse bu yapılanlardan da özür dileyecekler.
Ama tarihi olaylar, zulmün devam edemeyeceğini söyler.
Doğru.
17.09.2001 Pazartesi günü Milli Gazete’de AMERİKA AYRIŞIK DEVLETLERİ başlıklı yazım yayınlandığında, okuyan bir tanıdığımın aklına yatmamış da “Nasıl olacak” yollu itiraz ettiğinde, “1970’li seksenli yıllarda hocalar,
‘Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya, Ukrayna, Bulgaristan, Hırvatistan, Makedonya gibi Avrupa’nın yarısını, Afganistan, Kırgızistan, Tacikistan, Moğolistan gibi Türk Cumhuriyetlerini içine yutan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yetmiş yılda yetmiş milyon insanı öldürerek bu zulmüyle fazla ayakta kalamaz, ömrünü doldurdu’ dediklerinde de o günün komünistleri Cuma namazı öncesi bıyık altından gülüyorlardı ama devrildi.
200 daireli dünya apartmanının başkanlığına layık olan yönetici mutlaka Müslüman olması gerektiğini herkes anladı da itiraf edemiyorlar.
Bunu ben demiyorum. 30.03.2001 tarihli Hürriyet gazetesinin haberine göre son seçimlerde yenilgiye uğrayınca siyasetten çekilen İsrail eski Başbakanı Ehud Barak, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in İsrail gezisi görüşmesi sırasında, bölgedeki güvenlik sorunundan yakınırken, Kudüs'ün Osmanlı dönemindeki yönetiminden esprili bir örnek verdi.
Ehud Barak, ‘Osmanlı döneminde tek pırpırlı bir onbaşı, 20 kişilik askeri gücüyle burayı huzur içinde yönetiyordu. İstanbul’dan gelen talimatları uygulayan onbaşı, otur deyince oturuluyor, kalk deyince kalkılıyordu’ diyen Ehut Barak'ın, ‘Osmanlı onbaşısı’nın o zaman, şimdi bölgede kendilerinin içinden çıkamadığı işlerin üstesinden geldiğini de söylemesi, Demirel'i güldürdü.”
Buyurun, işgalci İsrail Başbakanı tarafından yapılan itiraf bu.
Aralık 2020 yılında Almanya’nın önde gelen hatta birinci sıraya yükselen süpermarketler zinciri EDEKA’nın, Noel nedeniyle yaptığı reklâm filminde, yapayalnız ve de huysuz bir ihtiyar ırkçı Alman’ın, katılığını yumuşatan Türk komşusunu konu edinmiş.
Asık suratlı ırkçı Schmidt adlı bir Alman’ın ırkçılık damarının yüz hatlarından bile okunabildiği sertliğini, koronaya yakalanınca yalnız yaşadığı eve hiçbir Alman’ın girmeye korktuğu bir anda hiç sevmediği Türk aileden yemek geldiğini, yanında baklava olduğunu görünce adamın yüz hatlarındaki ırkçılık damarlarının yumuşadığını gösteren film, haber olmuştu.
Ermeni katliamı denilen olayı yaşamadık.
Olayı yaşatan paşalar, Osmanlı’yı Batı desteğiyle yıkan paşalar ve onlar, “Tehcir var, katliam yok” diyorlar.
İslam’a göre Yemen’den Viyana’ya kadar bütün insanları yöneten Müslüman yöneticilerin altı yüz yıllık yönetiminden şikâyet yok ama Osmanlı’yı yıkıp, “Tek dişi kalmış canavar”ın kuzulara uyguladığı medeniyeti getirenlerden şikâyet var.
Seksen dört milyonu, İslam medeniyeti ile 200 daireli dünya apartmanını yönetecek şekilde yetiştirmeye çalışalım.
Rabbimiz yardımcımız olsun. Sefer bizden, zafer Allah’tan.