20 Yılın En İyi Bütçesi İmiş!..

Abone Ol

Maliye Bakanı Nebati yaptığı açıklamada, “20 yılın en iyi bütçesine sahibiz ama sistematik bir şekilde ekonomiye saldırıyorlar” demiş. Bu açıklamanın doğru olmasını gönülden arzu ederim. Çünkü bu ülkede birlikte yaşıyoruz. Ekonomide yaşanacak sarsıntılardan bu ülkede yaşayan herkes zarar görecek, sıkıntıya sokacaktır. Zaten ekonomideki bozulma her geçen gün insanımızı derin düşüncelere itiyor. Medyaya yansıyan haberlerde, seçimi kim kazanırsa kazansın ilk işinin ek bütçe yapmak olacağı belertiliyor ve 1.5-2 trilyon lira büyüklüğünde bir bütçe yapılmasının zorunlu hale geleceği belirtiliyor. Bunun yanında serbest piyasa ile resmi kur arasında makas her gün biraz daha büyüyor. Yani, insanlar özellikle dolara yönelmiş durumda ve serbest piyasadan dolar topluyorlar. Gerçi bu tür bir yönelimi engellemek ve parası olanları Türk lirasında tutmak için Kur Korumalı Mevduat hesabı devreye sokuldu ve bunun için ciddi harcamalara katlanılıyor ama yapılan açıklamalarda bu işin sonunda gelip dar ve sabit gelirliye dokunacağı sıkça dile getiriliyor. Ancak, Maliye Bakanı bu tür eleştirileri, “Ekonomiye sistemin bir şekilde saldırı” olarak nitelendiriyor. Kısacası bir takım tehlikelere dikkat çekilmesini, tedbir alınmasının önemine vurgu yapılmasını sorumlu kişi ekonomiye sistematik saldırı olarak nitelendirerek ülke ekonomisinin bugün geldiği kötü noktanın sorumluluğundan kurtulmaya çalışıyor olsa gerek.

Bu arada dolardaki tırmanış seçimlerdeki ikinci tur stresi ile izah edilmeye çalışılıyor. Ancak, dolardaki tırmanışı durdurmak için yapılanlar hatırlandığında dolardaki tırmanışın seçimlerin ikinci tura gelmesi ile izah edilmesi de gerçekçi bir yaklaşım değil. Çünkü en az iki yıldır dolar tırmanış trendini sürdürüyor. Bunu engellemek için iktidar piyasaya sürekli dolar sürdü, bu sayede doların 30 liraya ulaşması engellenmiş oldu. Ancak, gelinen noktada öyle anlaşılıyor ki, elde piyasanın dolar talebini karşılayacak döviz kalmadığı için olsa gerek uzmanlar saldırıdan değil, işin tehlikeli bir noktaya geldiğine dikkat çekiyor ve kısaca kurda ani bir yükselişin sürpriz olmayacağını hatırlatıyor. Böylece insanlar imkânları ölçüsünde kötü günlere karşı tedbirli olmaya çağrılıyor. Bunun sistematik saldırı olarak nitelendirilmesi ne ekonomiyi yönetenleri gelinen kötü durumun sorumluluğundan kurtarır ne de derde derman olur. Kaldı ki, sorumlu mevkilerde olanlar yaptıkları yanlışın sorumluluklarını başkalarının üzerine atmak için çabalamak yerine topluma doğru bilgiler vermek durumundadırlar.

Kaldı ki, dolar ve altının yükselişini sürdürüyor olması da gösteriyor ki, imkânı olanlar kendilerince bir takım tedbirler almaya çalışıyorlar. Ancak, böyle bir imkânı olmayan milyonların bunalıma girmemesi için sorumluların harekete geçmesi gerekiyor. Bu arada Merkez Bankası’nın bankalara kredileri yüzde 8.5 faiz ile veriyor olması piyasada faizlerin bu noktalarda olduğu anlamına gelmiyor. Bugün bankaların verdiği kredilerde faiz oranlarının çoktan yüzde 30’a geldiği ve geçtiğini piyasa ile biraz olsun ilişkisi olan herkes görüyor ve söylüyor. Hatta bu durum ister istemez toplumu strese itiyor. Ekonomideki bozulmanın sadece fiyatlardaki artıştan da ibaret olmadığı son 4 ayda 13 bin 768 işletmenin kepenk indirdiği resmi kurumlarca açıklanıyor. Yani piyasa tam bir dert küpü. Eğer  insanlar işyerlerini kapatmak zorunda kalmışlarsa ilgililer bunun sorumluluğunu üzerine atacakları sorumlu aramak yerine yapabilecekleri bir şeyler varsa onları uygulamaya koymalıdırlar. Ancak, bugüne kadar yaptıklarının ekonomiyi rahatlatmak yerine daha da sıkıntıya soktuğu gerçeği ister istemez toplumu karamsarlığa itiyor...