Kültür-Sanat

1915 Olayları yeni bir romana konu oldu

1915 Olayları yeni bir romana konu oldu

Abone Ol

Gazetemiz yazarı Mehmet Kurtoğlu‘nun 1915 olayları üzerine yazdığı Gâvur Mahallesinde Aşk adlı tarihi romanı Kaldırım Yayınları‘ndan çıktı. Yarı kurgu yarı belgesel olarak kaleme alınan roman, 1915 Ermeni ayaklanmaları üzerine yazılmış trajik bir aşk hikâyesinden oluşuyor. Yazarın döneme ait yerli ve yabancı eserleri okuyarak ve saha çalışmalarından hareketle kaleme aldığı eser, tez roman tarzında yazılmış.

Kitabı hakkında açıklamada bulunan Mehmet Kurtoğlu, "Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın ‘Anadolu‘nun romanlarını yazacaklar türkülerden yola çıkmalıdır‘ sözünden ilham alarak romanı kaleme aldığını, ayrıca saha çalışması sırasında ulaştığı bilgilere ve bugün unutulmaya yüz tutmuş türkü ve gazellere eserinde yer verdiğini" belirtiyor.  Ayrıca "olayların geçtiği Urfa‘nın olayların geçtiği dönem içinde tanımladığını ve bundan yola çıkarak bir tür şehir okuması yaptığını" söylüyor. Kurtoğlu; "romanda adı geçen kahramanların bir kısmının gerçek bir kısmının hayali şahsiyetler" olduğunu belirtirken "Jacop Künzler ve Dr. Vischer gibi o dönem Urfa‘da görev yapmış misyon temsilcilerinin hatıralarından yararlanarak  şehrin hafızasında iz bırakmış mekânlar ve isimlerle eseri zenginleştirdiğini" belirtiyor.

Yazar; iç içe geçmiş iki hayatın anlatıldığı bu romanda şehrin bugün kaybolmuş mekânlarını tasvir ettiğini, sosyo-kültürel hayat üzerinden bir şehir sosyoloji yapmaya çalıştığını belirterek, bu konuda başarılı olup olmadığını okuyuculardan gelen tepkilerin belirleyeceğini söylüyor.  Kitabın önsözünde; "yakın tarihin en sıkıntılı konularından biri olan Ermeni Olayları üzerine yazılmış bu roman tarihi gerçekler üzerinden yalnızca edebi bir okumadır"  yargısı yer alıyor.

Maceralı bir yolculuk

Gâvur Mahallesinde Aşk romanı; "Bin yılların susuzluğuyla kavrulurken ova, kızgın, çatlak topraklar vahşiliğin en acımasız olduğu bu şehri, cehennemden bir parça yapmıştı sanki. Saltanat şehri İstanbul‘dan ayrı bir hüküm süren, devletin olmadığı, ağa ve şeyhlerin istediği gibi at koşturduğu,  ilişkilerin parasal ve kaba güce dayandığı bu şehir, merkezi otoriteden uzaktı. Tanzimat Fermanı‘nın ilanından ancak on yıl sonra Tanzimat kanunlarının ulaştığı Urfa, devletin gözünde sürgünlerin mecburi ikamete tabi edildiği bir mekândı. Osmanlının çöküşe geçtiği bu zaman zarfında,  yıkılmaya yüz tutmuş kapıları ve ayakta duran birkaç burcu, yıkıla yıkıla bir insan boyu kalmış surları ile şehir, yaşlı ve çöküşe geçmiş bir insanı andırıyordu. Tarih boyunca o kadar çok talan ve katliam yaşamıştı ki, geçmişini hatırlamakta zorluk çekiyordu. Surların dışına, şehrin çıkışına yapılmış mezarlıklar, içindeki yeşil türbeleriyle şehri korurken, diğer yandan bu şehre girip çıkanlara ölümün soğuk yüzünü hatırlatıyordu. Tarih boyunca sel, baskın, afet, veba ve cüzam hastalıklarıyla ölümün karanlık yüzünü görmüş olan bu şehir, korku ve tedirginliğin ötesinde bunlarla yaşamayı artık bir yaşam biçimine dönüştürmüştü. Tanrı‘dan gelen belalar yerine, daha çok insanlardan gelen belalara kendini alıştırmaya çalışıyordu. Şehir, binlerce yıldır içine attığı öfkesini kusmaya, bunun işaretlerini de ağalar, şeyhler ve eşkıyaların arasındaki geliştirdiği hiyerarşik ilişkiyle ortaya koyuyordu. Çözülme çağını yaşayan İmparatorluğun, zayıflığından faydalanan kesimler içinde azınlıklar ve misyonerler başı çekiyordu. Hafiyeler, İmparatorluk dışından gelen seyyah ve misyonerler, ittihatçı sürgünler şehirde fazlasıyla görülüyordu. Tabi bunların içinde namı henüz yayılmış olan Nafiz, her yerde adından bahsettiriyor, yiğitliğiyle herkesin dikkatini çekiyordu." diye başlıyor ve devamında okuyucuyu maceralı bir yolculuğa çıkarıyor. Daha çok denemeci yönüyle tanıdığımız Mehmet Kurtoğlu‘nun yayınlanan ilk romanı.

İsteme adresi:

Kaldırım yayınları

Telefon: 0 212 511 68 28 İstanbul