Türkiye olarak, teröre en çok kurban veren ülkeler arasında yer alıyoruz.Terör, son senelerde ülkemizin değişmeyen gündemi. Bu sebeple nice canlar verildi, nice ailelerin yüreği yandı, nice kadınlar dul, çocuklar yetim kaldı. Milletçe bu acıyı defalarca yaşadık.
En son Aktütün sınır karakoluna yapılan PKK saldırısı sonucunda 17 askerimizin şehit edilmesi milletimizi yeniden yasa boğdu. Annelerin yüreğini dağladı. Hem de bayram sevincinin yaşandığı günlerde. Son yaşanan bu olay, pek çok soru işaretini de beraberinde getirdi.
Önce, halkımızın haklı olarak "Terör belası sona ermeyecek mi " sorusunu somaya başladı. Çünkü yetkililer her defasında "Terörün kökünü kurutuyoruz."İnine ulaştık." Bittiler artık." gibi açıklamalar yapıyorlar. Bu sözler hep "yürek soğutma" noktasında mı kalacak Köklü tedbirler alınmayacak mı
Aktütün, Irak sınırında ve Türkiye nin güvenliği için önemli bir karakol Fakat, basına yansıyan görüntülere bakılırsa, bu kadar stratejik bir savunma merkezinin iyi tahkim edilmeyen, ciddi bir güvenliğe sahip olmayan orta yerde bir mekan görünümünde Burası 5 büyük saldırıya sahne olmuş ve burada 38 terör olayı yaşanmış. Bir şehidimizin ailesine yazdığı mektupta "1 haftada 3 kere karakolumuza bastılar, zor dönerim anne." ifadelerini kullandığı basına yansıdı.
Bu karakolumuzun yerinin değiştirilmesi konusunda ödenek yetersizliğinden söz edilmesi milletimizin acısını daha da artırmıştır. Bir çok yere harcama yapılırken Türkiye nin güvenliği ve askerimizin kanından daha öncelikli ne olabilir Acımızın taze olduğu günlerde, VERSO Araştırma Şirketi sahibi ve Stratejist Erhan Göksel in "7 yıl sonra teslim edilecek gemiler için, 3.5 milyar dolar peşin ödenirken, 40-50 milyon tutarındaki" teröre karşı elektronik takip donanım ihalesi"nin üç yıldır bekletildiğini" açıklaması (8.10.2008) "Yoksa ihmal mi var " sorusunu akıllara getirdi.
Olayın en önemli tarafı ise terörün arkasında kimlerin olduğu MİT eski müsteşarı Prof. Mahir Kaynak her fırsatta "PKK tek başına bir hiç. Ona ABD ve AB güç veriyor." görüşünü kamuoyu ile paylaşıyor. Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli ise "PKK Türkiye nin sorunu değil, uluslar arası bölgesel bir sorundur." açıklamasını yapıyor. Şehitlerimizin vücutlarından çıkarılan mermilerin ABD üretimi olması her şeyi açıklamaya yetmiyor mu Hal böyle iken, PKK nin Aktütün saldırısı sonrası, ABD nin "Terörü kınadığını,Türkiye nin acısını paylaştığını" açıklaması ne derece inandırıcıdır, dersiniz
Daha kısa bir süre önce, bir ABD gezisi sonrasında, ABD ve Türkiye yetkilileri arasında yayınlanan deklarasyonda, Hükümet in "stratejik ortak" dediği Amerika nın Türkiye ye "istihbarat desteği" sağlayacağı "anlık istihbarat paylaşımı" gerçekleştirileceği açıklandı. Fakat, PKK nin günlerce hazırlık yaparak, güpegündüz yaptığı Aktütün saldırısı olayında bu deklarasyondan eser göremedik. "Anlık istihbarat paylaşımı" sözü nerede kaldı
Yaşananlar,Türkiye nin "stratejik müttefikleri" konusundaki tutumunu yeniden gözden geçirmesini zorunlu hale getiriyor. İpin ucunu yabancılara kaptırmış işbirlikçi yönetimlerin teröre çare olamayacağı apaçık görülmüştür. Telekom u yabancılara sattıktan sonra "istihbarat zayıflığı"ndan yakınanların bağımsız hareket ederek olaylara hakim olabilmeleri nasıl mümkün olur
54. Erbakan Hükümeti döneminde milli bir duruş ortaya konulduğunu görüyoruz. Bölgeyi karıştırmaya çalışan ve teröre destek veren Çekiç Güç e fırsat verilmemiş, ilk fırsatta geldiği yere gönderilmiştir. Erbakan Hoca nın gösterdiği yerli, milli, bağımsız ve şahsiyetli tavır devam ettirilmelidir. Teröre güç ve destek veren ABD ve batılı ülkelerin hoşuna gidecek politikaları izlemekle terörü ortadan kaldırmak mümkün değildir. Onlar Ortadoğu daki menfaatlerinin peşindedirler. Bu gerçek, ödenen acı faturalar sonucunda daha iyi anlaşılmıştır.
Halkımız, teröre karşı kararlı ve devletimizle bütünleşen bir duruş ortaya koymaktadır. Şehit yakınlarının gösterdiği tevekkül ve vatana bağlılık duygusu her türlü takdirin üstündedir. Şehit anne babalarının, o acılı zamanlarında söyledikleri "Vatan sağ olsun.", "Öteki çocuklarımız da vatanımıza feda olsun.", "Binlerce Rasim var.", "Oğlumun yerine beni askere alın." gibi sözleri hepimizi duygulandırmış, acımızı hafifletmiştir. Fakat, ülkeyi yönetenler, halkımızın bu hissiyatının gereğini yapmalı, fedakarlık ve feragat duygularının aşınmasına fırsat vermemelidir.
Biz, "şehit verdik."yerine "şehit kazandık." diyoruz. Şehitlerimiz bizim öncülerimiz Onlara minnet borçluyuz. Ancak, tedbirin elden bırakılmaması ve yerli, milli, bağımsız ve şahsiyetli bir siyaset takip edilmesini zorunlu görüyoruz.
Aktütün de hayatlarını kaybeden 17 şehit ve tüm şehitlerimize Allah tan rahmet niyaz ediyor, aile, dost, yakınları ve milletimize sabr-ı cemil diliyorum.