15 Temmuz Hain Darbesi ve Cuma Hutbesi

Abone Ol

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen Cuma, 15 Temmuz hain darbesinin yıl dönümü dolayısıyla bir hutbe irat etti. Okuyalım;

* "Aziz Müminler! Önümüzdeki Pazartesi günü Yüce Rabbimizin yardımı, devletimizin dirayeti, milletimizin cesaretiyle küresel şer odaklarına ve onların taşeronluğunu yapan FETÖ’ye karşı elde ettiğimiz destansı zaferimizin sekizinci yıl dönümü.”

* “Bizler, tarihin her döneminde  olduğu gibi 15 Temmuz gecesinde de kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir kez daha omuz omuza verdik. Minarelerden yankılanan salâlar eşliğinde; birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla hep birlikte meydanlara akın ettik.”

* “İstiklâl Şairimizin, “Âsım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:/ İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek” mısralarında ifade ettiği gibi vatanımız ve milletimiz üzerinde oynanmak istenen kirli oyunları hep birlikte boşa çıkardık.”

* “15 Temmuz, aziz milletimizin hiç kimsenin boyunduruğu altına girmeyeceğinin, zalimin karşısında asla eğilmeyeceğinin son örneğidir. 15 Temmuz, azmin ve cesaretin zillete ve korkaklığa galebe çaldığı şanlı bir direniştir."

* “Değerli Müslümanlar! 15 Temmuz ihanetini gerçekleştiren FETÖ,
inancımızı, ibadetlerimizi, milli ve manevi değerlerimizi istismar etmiş, istiklâlimizi ve istikbalimizi hedef almıştır. Sûret-i haktan görünerek vatanımızın bölünmez bütünlüğüne, devletimizin bekasına, milletimizin canına kastetmiştir.”

* “Yüce dinimiz İslam’ın en temel kavramlarını kendi çıkarları için kullanmıştır. Gençlerimizi ailelerinden koparmak; kalplerinden vatan sevgisini, millet olma şuurunu, ümmet olma bilincini söküp atmak için her türlü hile ve tuzağa başvurmuştur.”
***
Güzel hazırlanmış bir metin.

15 Temmuz darbesinin hedefini ve amacını vurucu ve çarpıcı cümlelerle dile getirmiş. Diyanet İşleri Başkanlığını tebrik ediyorum.

 BİR İŞGAL HAREKÂTININ YIL DÖNÜMÜ!

Bugün 15 Temmuz 2024, Pazartesi...

15 Temmuz hain ve alçak darbesinin yıl dönümü…

Darbe girişimi olduğunda bunun sadece bir darbe değil aynı zamanda bir işgal harekâtı olduğunu yazdım.

Dikkat ediniz, lütfen; ‘hareketi’ demiyorum, ‘harekâtı’ diyorum. Zira bu hain darbe girişiminin arkasında gizlenen “çoklu” unsurlar var, uluslar var, istihbarat örgütleri var.

Türkiye üzerinde uzun yıllardan bu yana emelleri olan, planları olan terör devletlerinin, onların istihbarat örgütlerinin, FETÖ gibi yerli ve yabancı uzantılarının parmağı, parmakları var, 15 Temmuz hain darbesinde.

Bir kere şunu aklımızdan çıkarmayalım, dış parmak olmadan, hele hele ABD, İsrail, CIA, NATO, MOSSAD olmadan ülkemizde bir darbe planlamak ve bunu hayata geçirmek neredeyse imkânsızdır.

15 Temmuz hain ve alçak darbesi dış güçlerce desteklenen, FETÖ ile beslenen, Türkiye’yi işgale yönelik bir darbeydi.

15 Temmuz darbesinde ABD’nin İncirlik Üssünün ve diğer ABD üslerinin rolü... İncirlik Üssünde yapılan darbe toplantıları… Dolayısıyla Amerika faktörü... Ve elbette tüm darbelerin arkasında olan NATO. Zira ABD demek NATO demektir. Bu husus tam olarak ortaya çık(a)madı, çıkarılamadı...

* 15 Temmuz darbesinde, darbecilerin kullandığı savaş uçaklarına havada ikmal yapan uçaklar kime, hangi ülkeye aitti?

* Hepsinden öte, “Ben bir Siyonist’im” diyen, bugünün ABD Başkanı Biden’ın, 15 Temmuz darbesinden hemen sonra yaptığı akla ziyan değerlendirme neydi; “Biz olaylar olurken bunun gerçek olup olmadığını veya bir internet oyunu olup olmadığını, ciddi olup olmadığını anlayamadık.” Sen dalga mı geçiyorsun, adam mı seçiyorsun arkadaş! Bu kadar laubalilik olur mu?

MİLLÎ GÖRÜŞ, 15 TEMMUZ DARBESİNE NASIL TUTUM ALDI?

Millî Görüş’ün 15 Temmuz darbesine yönelik tutumu açık ve netti!

* Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı, Millî Görüş Vakfı Başkanı merhum Oğuzhan Asiltürk, 15 Temmuz darbesini, “Akıl almaz ölçüde bir eşkıyalık” olarak niteledi.

* Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “15 Temmuz, bütün ihanet şebekelerine rağmen, bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.

* Saadet Partisi’nin o dönem Genel Başkanlığını deruhte eden, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi, Anayasa profesörü Mustafa Kamalak, bombalanan ve kurşunlanan, milli iradenin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM), o sıcak saatlerde hiç tereddütsüz gitme kararı aldı. Bu tutum, darbecilere ve darbeye karşı, milli iradeye tam destekti.

***

Millî Gazete, 16 Temmuz 2016 sabahı şu manşetle çıktı okurların karşısına; “İhanet” Gecenin karanlığında kendisini gösterdi… Darbe halka çarptı. Darbeye kalkışanların sesini ‘ezan sesi’ bastırdı; ÜLKE VE MİLLET KAZANDI!”

Millî Gazete, okurlarına, manşetindeki bu üst başlık ve başlığın hemen altında yer alan spotuyla şu görüşlerini iletti;

* “Emir-komuta zincirinin dışındaki ‘kalkışma’ girişimi karşısında beş-altı saatlik bilinmezlik ve kaos ortamına sokulan Türkiye, bu büyük sınavı iktidarıyla-muhalefetiyle bütün siyasi partilerin kenetlenmesi ve milletin sağduyusuyla aşmasını bildi.”

 KISSA’DAN HİSSE!

1920’de Topal Molla diye bilinen biri Afganistan’da tekke kurar.

İyi bir hatiptir...

Heyecanlı, radikal çıkışlar ve fikirlerle halkı kendine meylettirir.

Sarıkla, sakalla klâsik Afgan tipinin bütün hususiyetlerini yansıtır.

Müritleri, beşinci yıl sonunda yaklaşık 300 bindir. Gittikçe de çığ gibi büyümektedirler...

Kendine güveni geldiğinde de Topal Molla; “İslâmiyet adına” isyanı, ayaklanmayı başlatır.

Tam bir yıl kardeşi kardeşe kırdırırlar, Afganistan’da kan gövdeyi götürür.

O günlerin Afgan Emiri Emânullah Han, tüm bu karışıklık ve olaylardan sonra pek sevdiği memleketini terk etmek mecburiyetinde kalır.

Sınır kapısına geldiğinde yanına bir adam sokulur. İlk bakışta yabancı misyon temsilcilerini hatırlatmaktadır. Sakalsız ve o dönemin en modern kıyafeti üzerinde olduğu halde...

Mükemmel konuştuğu Lisân-ı Efgânî ile sorar:

- "Emir Hazretleri! Beni tanıdınız mı?”

Ve şöyle devam eder:

- “Afganistan’daki vazifem bitti. İngiltere’ye dönüyorum!” Ses yabancı gelmemiştir Emir’e. Sakalsız ve modern kıyafetli esrarengiz adam devam eder;

- “Ben Topal Molla’yım!”

Pek kederli görünen ve artık ülkeyi terk etmeye hazırlanan Afgan Emiri şöyle karşılık verir:

- “Senin İngiliz casusu olduğunu başından beri biliyordum. Ama halkıma o kadar tesir etmiştin ki, casus olduğuna onları inandırmama imkân yoktu!”

***

İçimizdeki ‘Topal Molla’lara karşı her dem uyanık olalım…