1434 Rebiulevvel ayındayız (3)

Abone Ol

Umre, umre yapan kimsenin ALLAH Teâlâ katındaki değerini,

derecesini yükseltir, cenneti kazanmasına vesile olur ve onu ahlâken

olgunlaştırır. Çünkü umre yapanlar, “Duyûfur-Rahmân” yani “Rahman’ın

misafirleri”dir. Evet, gerçekten de umre yapanlar ALLAH Teâlâ’nın birkaç günlük

veya haftalık en kıymetli misafirleridir. Hiç şüphesiz bundan daha şerefli bir

misafirlik olur mu Böyle bir misafirliğe kabul edilmek, büyük bir nasiptir.

Umre yapanlar, bu misafirliğe kabul edilmekle büyük bir nimete kavuşmuş

bulunuyorlar. Dolayısıyla umreci, bu kıymetli zamanını, önce kendisinin bir

misafir olduğunu, hem de Rabbisine misafir olduğunun bilinci içerisinde

geçirmelidir. Ayrıca gerek hâne sahibine karşı, gerekse O’nun diğer

misafirlerine karşı saygı ve hürmette kusur etmemelidir. ALLAH Teâlâ,

misafirlerinin içtenlikle yapacakları duaları asla geri çevirmez. Ebû Hureyre

(R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

“Hacılar ve umre yapanlar, Müslümanların ALLAH Teâlâ’ya

gönderilmiş temsilcileri, ALLAH Teâlâ’nın misafirleri, ALLAH Teâlâ’nın evinin

ziyaretçileridir. Kendisine dua ederlerse, dualarını kabul eder, O’ndan afv ü

mağfiret, bağışlanma dilerlerse, onları bağışlar, affeder.”  buyurmuşlardır.

Görüldüğü üzere umrede yapılan dualar ve tevbeler kabul

görür. Böylece bu ibadeti îfa edenler, işlemiş oldukları hata ve günahlarından

arınarak hayata yeni bir canlılık ve şuurla dönerler.

Umre: “Hacc-ı asgar” yani küçük hac’dır. Çünkü Amr b. Hazm

(R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

“Umre, küçük hacdır.” buyurmuştur. Yani hacdaki bereketler, semerler ve faziletler sayı

bakımından az olmakla birlikte aynısı umrede de vardır.

Makbul umre, en faziletli amellerdendir. Çünkü Ebû Kılabe

(R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

“En faziletli amellerdendir… Mebrur yani makbul umre.”  Buyurmuşlardır.

Mebrur yani makbul umre: ALLAH Teâlâ’nın rızasına uygun bir

şekilde eksiksiz olarak yapılan, kendisine hiçbir günah karışmayan, ALLAH Teâlâ

katında makbûl, kabul olunmuş umre anlamına gelir. Mebrûr umre, zihnen, kalben,

fikren yanlış duygu, düşünce ve günahlardan arınma, temizlenme ve kurtulmayı ifade

eder. Gerçekten umreye giden pek çok insan, günahlarına tövbe edip

kötülüklerini terk etmek suretiyle dinî ve ahlâkî hayatında bir dönüşüm

geçirmektedir. Umre yapmış kişinin; umreden sonraki hâlinin, hayatının: Umreden

önceki hâlinden, hayatından daha güzel olması, yaptığı umrenin mebrûr olduğunun

alâmeti kabul edilmektedir.

Umreye giden kimse, duası istenecek kişidir. Hz.Ömer (R.A.)

demiştir ki:

- Resûlullah (S.A.V.) efendimizden umre yapmak için izin

istedim. Bana izin verdi ve:

 “Kardeşciğim! Bizi de

duadan unutma! Kardeşciğim! Duana bizi de ortak et.” buyurdu. Bana öyle bir söz

söylemiş oldu ki, onun yerine tüm dünyaya sahip olmam beni o kadar

sevindirmezdi. 

Umre, normalde gaza yoluyla yapılan cihada katılamayan

yaşlılar, küçükler, güçsüzler ve kadınların cihadı olarak nitelendirilmiştir.

Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

 “Büyüğün, küçüğün,

zayıfın, kadının cihadı Hac ve umredir.” Buyurmuştur.

Hac ve umrenin cihada benzetilmesi, bu iki amelde mevcut

meşak-kat ve zahmetler sebebiyledir. Cihad da meşakkat ve zahmet yönü ağır

basan bir ibadettir. İnsan nefsi, her üç amelle de aynı terbiyeleri

alabile-cektir. Bu sebeple, sevap yönüyle bunların aralarında benzerlik,

yakınlık ve hattâ şartlara göre ayniyet olduğu Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz

tarafından bildirilmektedir. Öyleyse cihada muktedir olamayan, söz geli-mi

çocuk, kadın veya yaşlı birisi hac veya umreyi yaparak aynı sevabı

kazanabilecektir.