14 Şehid Çocuk

Abone Ol

HABERLERDE sık sık duymaktayız: İsrail askeri 5-10 yaşındaki Filistinli çocukları bile gözaltına alıyor. Çocukların aileleri ağıtlarını içlerine akıtıyor. Zira tepki gösterseler, ailece alıp götürülecekler. Allah Müslümanları devletsiz bırakmasın. Devlet, ana, baba gibi. Teb’asını korur, sahip çıkar. Filistinliler şimdi devletsiz. Yani, anasız-babasız öksüz ve yetim gibiler. Tıpkı asrın başında ülkemizin olduğu gibi. Asırlarca üç kıtaya hükmetmiş olan koca Osmanlı Devleti’nin üzerine yedi düvel çullanmış. Sonunda “Mondros Mütârekesi” imzalanmış. Düşmanlar Anadolu’ya doluşmuş. Millet şaşkın… Nasıl olur Gölgemizden bile korkan bu gâvurlar topraklarımıza nasıl adım atabilir Devlete ne oldu .. Önce İngilizlerin, sonra Fransızların işgaline maruz kalan Antepliler, şaşkınlığı üzerlerinden atar atmaz, düşmanın karşısına dikilirler. Anlatacağımız hâdise de işte o şanlı direniş esnasında yaşanır.Şahin Bey isimli kahraman, etrafına topladığı bir avuç yiğitle Kilis-Antep yoluna mevzilenir. Hedef Halep’ten Kilis’e, oradan Antep’e gelen düşmanın önünü kesmek, şehre girmesini engellemektir. Düşmanla çarpışmalar günlerce devam eder. Şehre bir haber ulaşır: Şahin Bey ve askerlerinin erzakı tükenmiş, tek lokma yiyecekleri kalmamıştır. Derhal yiyecek tedârik edilir. Peki, yiyecekleri kim götürecektir Eli silah tutanlar cephede düşmanla vuruşmaktadır. Haber duyulunca çocuk gönüllüler meydana çıkar. Öyle ya, inancımıza göre; düşman bir İslâm yurduna girdi mi cihad yediden yetmişe herkese farz-ı ayn olmaktadır. Çocuklar da bunun şuûrundadır. Çocuk yaştaki delikanlılar arasından on dört kişi seçilir. Erzaklar hayvanlara yüklenir ve yaşları 13-15 arasında değişen 14 çocuk yola koyulur. 27 Mart 1920 günü Elmalı köyü sırtlarına ulaşan çocuklar uzaktan şiddetli çarpışmayı, Şahin beyin şehit düşüşünü, gönüllülerin, daha fazla dayanma imkânının kalmadığını görerek etraf köylere çekilmelerini görürler. Savaş meydanında şehitlerden başka kimse kalmamıştır. Erzakları kime verecekler Çocuklar geri dönecekler, ama hava kararmak üzeredir. Geceyi geçirmek üzere Dokurcum değirmenine sığınırlar. Fransız askerleri onların değirmene girdiğini görmüştür. Çocuklar her ihtimale karşı tedbirini alır, kapının arkasına kalaslar ve dayaklar koyarak sabahı beklemeye başlarlar. Ne var ki çok geçmeden değirmen basılır. Kapı kırılır. Çocukların yanında bir tek silah yoktur. O masumlar yakalanır. Değirmenin dışına çıkarılırlar. Hepsinin elleri bağlanır. Bu çocuklar esir alınıp götürülmezler. Elleri bağlı ve silahsız bu masum yavrucaklar sorgusuz sualsiz kurşuna dizilirler. Bu da yetmezmiş gibi, içlerinde can vermemiş olanlar süngülenirler. 14 çocuk oracıkta şehid olur. Fransız askerleri değirmenden uzaklaşınca, köylüler koşarak gelmiş bu çocuk şehitleri gözyaşları içerisinde bağırlarına basmıştır. Bu 14 çocuğun şehâdeti Antep’te duyulunca herkes gözyaşı döker. Şehitlerin cenaze merasimine bütün şehir ahâlisi katılır. Şehitler Şıh Camiinin Haziresine yani camiin yanındaki mezarlığa defnedilir. Daha sonra bu şehitlerin naaşları Çınarlı Camii’nin yanındaki şehitliğe nakledilir. (Tek Parti devrindeki bu icraat da ayrı bir yazı konusudur. Şehrin dört bir yanındaki şehitliklerin kime ne zararı vardı ) Bu çocuk şehitlerin mezarları yok. Yıllar sonra Büyükşehir Belediyesi kalenin eteğinde onların hatırasına bir âbide yaptırır. Dokurcum değirmeninin benzeri de yapılır. Kalenin üzerindeki “Kahramanlık Müzesi”nde de bu çocukların yaşadıkları panolarla tasvir edilmiştir. Bu aziz şehitlerin ruhları şâd olsun. Rabbim bir daha o günleri yaşatmasın. Allah Müslümanları devletsiz komasın.