Liseye geçiş sınavının kaldırılması yönündeki çalışmalara sergilenen üsluba karşı olsam da destek verdiğimi dün dile getirmeye çalıştım. Ancak eğitim sistemindeki tek sıkıntılı konu TEOG’dan ibaret değil. Eğitim bir yandan 12 yıl ve hatta giderek bunun 14-15 yıla çıkması da gündemde iken sorunları ortadan kaldırmak zor olacaktır. Çünkü okul öncesi eğitiminde zorunlu hale getirileceği Milli Eğitim Bakanı tarafından ifade edildi. Okul öncesi eğitimin okula hazırlık olduğu düşünüldüğünde zorunlu hale getirilmesinde belki bir sakınca olmayabilir. Ancak her çocuğun ille de liseyi bitirmesi gerektiği dayatmasının, anlayışının isabetli olmadığı geçmiş uygulamalar ile görüldü. Ustalar yanlarında çalışacak çırak bulamaz hale geldiler. Bu ara eleman ihtiyacını gidermek için meslek liselerinin sayısının artırılması da fazla bir işe yaramadı. Gerçi, meslek lisesi eğitimi ile çıraklığın birlikte yürütülmesi yönünde adımlar atıldı, hatta uygulamaya başlandı ama istenen sonuç alınamadı. Bu bakımdan zorunlu eğitimin tek sorunu TEOG sınavı değildir. Öncelikli olarak zorunlu eğitimin 8 yıla indirilmesi gerekiyor.
Niçin bu düşünceyi savunuyorum? Bu görüşte olan sadece ben miyim?
Zorunlu eğitimin önce 8 yıl daha sonrada 12 yıl olarak gündeme getirilmesi okula başlayan tüm çocukların okumaya aynı ilgiyi duyduğu ya da duymak zorunda, aynı zekâya sahip olduğu düşüncesine dayanıyor. Halbuki tüm çocukların aynı zekâya ve ilgiye, kısacası aynı kabiliyete sahip olmadıkları bilimsel bir gerçektir. Böyle olmasaydı çocukların zekâlarının belirlenmesi gibi bir çalışmaya ihtiyaç olmazdı. Kaldı ki, bazı çocuklar okumayı sevmiyorlarsa ille de okuyacaksın dayatmasının ne ilmi, ne hukuki ne de insani bir dayanağı olamaz. Çünkü bazı çocuklar okumayı sever ve onlar için çocukları okumaya zorlamaya ve okumayı sevdirmeye fazlaca ihtiyaç yoktur. Ama çocuk okumayı sevmiyorsa, zekâ bakımından diğer arkadaşlarından geri olması durumunda başarılı olması çok zorlaşır. Hatta okumayı ve okulu sevmemesi sebebiyle aynı zekâya sahip olduğu arkadaşları arasında başarısızlığı sebebiyle komplekse bile sürüklenebilir. Bunun da ötesinde okulu ve okumayı sevmeyen çocuk diğer arkadaşlarına bile engel oluşturabilir.
Bunun için zorunlu eğitim 8 yıla indirilerek okumayı sevmeyen çocukların ortaokuldan sonra bir mesleğe yönelmesi, isterlerse aynı zamanda meslek lisesine gitmesinin önü açılmalıdır. Bu liseler akşam ya da haftanın belli günlerinde olabilir. Ancak okumayı sevmeyen, okumak istemeyen bir çocuğa ille de liseyi bitireceksin dayatması sevmediği yemeği zorla yedirmeye benzer. Bu durumda çocuk ne yediğinden zevk alır ne de yediren veli yaptığı işten bir zevk alır. Çeşitli metotlarla çocuklara okul sevdirilebilir. Ancak bunun için iyi yetişmiş öğretmene, kalabalık olmayan sınıflara ihtiyaç vardır. Netice itibarıyla eğitim sistemimizin tek sorunu TEOG, daha doğrusu zorunlu eğitimde liseye geçişin sınavla sağlanması değildir. Zorunlu eğitim baştan sorundur. Bu bakımdan eğitim sistemimizin baştan ele alınması, ciddi bir çalışma ile tespit edilen sorunları en aza indirecek bir düzenleme gereklidir. Bunun için ilk adım zorunlu eğitimin 8 yıla indirilmesidir. Bu yapılmadığı sürece sorunların son bulması hayalden öte geçmez.