Sinema, içinde barındırdığı güç kadar etki sahasına da sahip düşünsel ve görsel bir sanattır. Ne yazık ki son yıllarda onun görselliği muhtevasını çürütecek kadar laçkalaştı.
Bu laçkalaşmadan tüm dünya gibi Müslümanlar da etkilendi tabii ki. Ya onu tamamıyla reddetmeyi seçtik ya da zihinlerimizi ve ahlakımızı bozguna uğratacak kadar içine saplanmak zorunda kaldık. İyi çocukların iyi işler için iyi şeylerden haberdar olması gerekiyor. İşte bunun için, zihinlerimizi cinsellik ve Siyonist propagandalarla doldurmayan düşünsel değeri yüksek filmleri sayfamızda tanıtıyoruz. Bu sinsi propaganda karşısında bizler de kızgınız.
Tamamına yakını çürümüş modern toplumun ve onun ürettiği çürümüş hukuk sisteminin bir eleştirisi bu film. Sidney Lumet‘i hukuk sistemi üzerine yaptığı filmler ve tiyatro uyarlamalarıyla tanıyoruz.
Adalet! Hem sinemaya hem mazlumlara
Müslümanlar olarak hem evlerimize hem de zihinlerimize düşünsel değeri sıfırın altında, sadece görsel efektlerden oluşan ve içinde muhakkak cinsellik barındıran filmler giriyor. Çocuklarımız bunları izlemek zorunda kalıyor. Sinemayı takip etmeyen kişiler bile bir şekilde televizyon gibi araçlarla ortaya yayılan görsel kirlilikten payını alıyor. Düşünsel işlevi olmayan sinemanın canı cehenneme demek zorundayız. ‘12 Kızgın Adam‘, Sidney Lumet‘in ilk filmi. Lumet, ilk filmiyle iyi bir iş ortaya çıkarmış.
12 Kızgın Adam, özellikle sinema bölümü öğrencileri için kaynak sayılabilecek nitelikte bir filmdir. Hem düşünsel değeri yüksek hem de teknik anlamda oldukça güçlü bir film. İki istisna hariç, film bir tek mekânda geçiyor. Amerikan adalet sistemindeki çarpıklığı ve Amerikan toplumunun duyarsızlığını işliyor. Filmin sonundaki tanışma sahnesi dışında, filmdeki karakterlerden hiçbirinin adını bilmiyoruz.
Elini kaldır ve birini ölüme gönder
Karar aşamasındaki bir mahkeme jürisinin anlatıldığı film, mahkeme salonunda yargılama bittikten hemen sonra hâkimin, 12 kişiden oluşan jüriye karar vermeleri için süre vermesi ile başlıyor.
Birbirlerini daha önce tanımayan birbirinden suskun 12 adam, sessizce jüri odasının yolunu tutar. Jüriyi oluşturan bu 12 kişinin birbirinden üstün bir tarafları bulunmamaktadır. Toplumun farklı katmanlarından 12 kişi odaya girer ve neredeyse sıfır aksiyonla ama 96 dakika boyunca sizi koltuğa kilitleyecek film başlar.
Jüri, mahkemede konuşulup idamla neticelenen davaya son noktayı koyacaktır. Olumlu ya da olumsuz aldığı kararı oy birliğiyle almak zorundadır. 18 yaşında ve babasını öldürmekle itham edilen bir gencin, elektrikli sandalyeye gidip gitmeyeceğine karar vereceklerdir.
Jüri odaya girdikten kısa bir süre sonra oylama yapar ve beyaz takım elbisesiyle diğerlerinden ayrılan 8. üye (Henry Fonda) hariç, diğerlerinin tamamı çocuğun idam edilmesi yönünde oy kullanır. 8 numaralı üyenin: "Elimi kaldırıp bir çocuğu ölüme gönderemem" demesiyle birlikte seyirci; sistemi, ölüm cezasını, yargılama ve savunma süreçlerini düşünmeye başlamaktadır.
Film tüm tezlerin ve anti tezlerin masaya yatırılıp, sonucun alınmasıyla nihayete eriyor.
Seyirci filme dâhil oluyor
Ne çoğunluğun kararına itiraz eden 8. üye ne de diğer üyelerin isim ve yaşları gibi ayırt edici bilgilerini film boyunca öğrenemiyoruz. Dolayısıyla seyircinin, jüri üyeleri hakkında hüküm vermesinin tek bir yolu kalıyor geriye; görünüş. Ve böylelikle seyirci de farkında olmasa bile yargılama sürecine katılıp, üyeler hakkında hüküm vermeye başlıyor.
Tüm üyelerin zihninde tek bir şey vardır; O da kararı hemen bağlayıp paralarını alıp evlerine gitmektir. 8. üyenin çıkışı diğer 11 üyeyi rahatsız ettiğinden, odada sinirler gerilir ve tartışma kanıtlar üzerinde başlar. Çocuğun gerçekte suçsuz olup olmadığını bilmeyen 8. üyenin hayır oyu vermesinin tek bir sebebi vardır; Makul şüphe. Çocuk ya suçlu değilse? Kaldırdığımız parmakla onu ölüme göndereceğiz.
Toplumsal duyarsızlık eleştirisi
Her toplulukta olduğu gibi bu on iki kişilik grupta da her türlü yapıda insan vardır. Kimi, akşamki beyzbol maçına yetişmenin derdindedir, kimi de kendi oğluna olan düşmanlığını, suçlanan çocuktan çıkarmak istemektedir. Asil(!) Amerikan toplumunu temsil eden bir göçmen de vardır, tamamıyla salt mantık ve matematiksel gerçekleri kabul eden de... Jüri üyeleri arasında bir pazarlamacı da vardır, reklamcı da...
Filmin başında bir insanın ölecek olması 11 üyenin umurunda bile değildir. Film, onların düşünce yapıları üzerinden ırkçılık, toplumsal tavır, duyarsızlık, şiddet, yaşlılık, ölüm ve yaşam üzerine sahici tartışmalara ve yaklaşımlara aracılık ediyor.
Senaryonun bir başarısı olarak, tartışma devam ederken tüm kanıtlar bir anda açılmıyor bunun yerine söylenecekler yavaş yavaş sırayla söyleniyor. Dolayısıyla izleyici, sonuca ulaşsa bile sonucu kesinleştiremiyor. Sürekli bir tetikte olma hali.
Güçlü bir eleştiri
Aslında ‘12 Kızgın Adam‘ filmi, 18 yaşında babasını öldürmekle suçlanan bir çocuğu yargılamak üzere toplanan 12 kişilik jürinin üzerinden, toplumun vicdanının ve hukuk sisteminin yargılandığı bir film. İzleyiciyi de yargılama sürecine dâhil eden film, izleyicinin de vicdanını sorgulamasına ve kendi ahlaki yapısını muhakeme etmesine yol açıyor. Hikâye bittikten sonra bile etkisini devam ettiren bir film; 12 Kızgın Adam.
Sidney Lumet kimdir?
25 Haziran 1924 doğumlu Amerikalı sinema yönetmeni olan Lumet, sinema tarihinin ilk filmle çıkış yapan yönetmenler listesine adını, 1957 yılında çektiği 12 Angry Men (12 Kızgın Adam) filmiyle yazdırmayı başarmıştır. İlk filminin öncesinde televizyon için çalışan yönetmen, Dog Day Afternoon (Köpeklerin günü), Network (Şebeke) ve The Verdict (Hüküm) gibi filmlerle çıkışını sürdürmüştür. Eleştirel bir alçaklık olan Oscar ödüllerinden hiçbiri, kendisine verilmemiştir. Sadece bunun için bile Sidney Lumet‘i önemseyebiliriz.
Anne ve babası oyuncu olan Lumet, onların izinden giderek gözlerini tiyatroda açmış, tiyatrodan yeni canlanan televizyon sektörüne geçiş yapmıştır.
İlk filmi olan 12 Kızgın Adam‘da, güçlü sinema tekniğini kanıtlamış ve oyuncularından üst düzey bir performans alabilmiştir. 12 Kızgın Adam‘ı çektikten iki yıl sonra 1959‘da Kind adlı filmini çekmiş ve böylelikle başarılı tiyatro uyarlamalarına giriş yapmıştır.
İstikrarlı bir sinema çizgisi olmayan Lumet‘in filmlerinin ana temalarında yüksek bir sosyal duyarlılık görülebilir. Filmografisinin yarıdan çoğu toplumsal hassasiyetle ilgilidir. Özellikle 1976 yılında çektiği Network filmi, medya dünyasındaki iktidar ilişkilerini, güç savaşlarını ve serbest piyasa ekonomisinin medyadaki yansımalarını ele almasıyla oldukça ciddi bir yapım olarak önümüzde durmaktadır.
12 Kızgın Adam filminde de yoğun olarak, hukuk sistemi, ahlak, vicdan ve yabancılaşma gibi konuları seyirci önünde tartışmaya açmıştır.
Sidney Lumet 80 yaşını aşmış olmasına rağmen hukuk işleyişini ve davaları anlatma heyecanını bir türlü içinden atamamıştır. 2006 yılında çektiği Find Me Guilty (Beni Suçlu Bulun) filmiyle mahkeme salonlarına geri dönmüştür.
Filmin Künyesi
Yapım Yılı: 1957
Ülkesi: ABD
Tür: Drama, Politik, Eleştiri, Suç
Yönetmen: Sidney Lumet
Senaryo: Reginald Rose
Yapımcı: Henry Fonda
Oyuncular: Henry Fonda, Lee J. Cobb, E. G. Marshall, Martin Balsam, John Fiedler, Jack Klugman, Edward Binns, Jack Warden, Joseph Sweeney, Ed Begley, George Voskovec, Robert Webber
Görüntü Yönetmeni: Boris Kaufman
Müzik: Kenyon Hopkins
Süre: 96 dk.
Gösterim Tarihi: 13 Nisan 1957 (Türkiye)
Oyuncuların Meslekleri
1) Jüri üyesi: Bir lisenin futbol takımında yardımcı koç olarak çalışmaktadır.
2) Jüri üyesi: Bir banka memuru, çekingen, cesaretsizdir.
3) Jüri üyesi: Çok çalışarak bir kurye servisi kurmuş ve oğluyla kavgalıdır.
4) Jüri üyesi: Broker, mantığı her şeyin önünde bir şahsiyettir.
5) Jüri üyesi: Kenar mahallede yetişmiş ama kendini geliştirmiş, kötülüğe bulaşmamıştır. Film boyunca mesleği açıklanmaz.
6) Jüri üyesi: Boya isçisidir. Saygılı ve efendi birisidir.
7) Jüri üyesi: Pazarlamacıdır, aynı zamanda beyzbol fanatiğidir.
8) Jüri üyesi: 3 çocuk babası, önyargılarını mahkeme girişinde bırakmış mimardır. Adamımız budur.
9) Jüri üyesi: Jürinin en yaşlı üyesidir. Mesleği belirtilmeyen diğer kişidir. Hayatı boyunca jüri üyeliği yapmış gibi bir izlenim verir.
10) Jüri üyesi: İşverendir. Önyargıları içinde boğulur. İngilizcesi de pekiyi değildir.
11) Jüri üyesi: Saat tamircisi. Amerikan sistemine canı gönülden inanan bir göçmendir.
12) Jüri üyesi: Her şey beklenebilecek birisidir. Reklamcıdır.