Bugün 11 Eylül Küresel terörizmin ikiz kulelere yaptığı
saldırıların dünya haritasında akıl almaz bir menfaat bölüşümüne dönüştürüldüğü
tarihin yıl dönümü. Bugün 11 Eylül Terörizmi kılıf yaparak İslam coğrafyası
üzerinde türlü ameliyatlar gerçekleştirmek için masa başında hesap kitapların
yapılmaya başlandığı tarihin sene-i devriyesi. Baba Bush un Topyekün Haçlı
savaşı başlatıyoruz naralarıyla İslam ülkeleri üzerinde tahakküm kurmaya
çalıştığı, dünya üzerinde yaşayan mağdur ve mazlum Müslümanların Potansiyel
Terörist olarak yaftalandığı ve sürek avı başlatıldığı tarihin milat günü. 11
Eylül ü aslında iki yönlü analiz etmek gerekiyor. Birincisi, dünyadan izole
yaşayan, halkına sağladığı refah dolayısıyla herkesin yaşamak arzusuyla can
attığı Amerika, terörizmin kara saplı hançerini bağrına yediğinde, üzerine
yapıştırılan Dokunulmaz, erişilmez, terörizmin bulaşamayacağı şeklindeki
etiket bir anda havaya uçmuştu. Sanki bir cam fanusun içinde yaşadığı izlenimi
oluşturulan, sadece Hollywood filmlerinde sanal senaryolara konu olan terörizm
Amerika nın yüzündeki sahtelikleri tel tel döküvermişti. Dünyanın her
bölgesinde terörizmi körükleyen, finanse eden, arka çıkan, petrol ve diğer yeraltı
kaynaklarının iç edilmesi noktasında türlü entrikalar çeviren Amerika nın, 11
Eylül tarihinde aslında kâğıttan kaplan olduğu anlaşılmıştı. Bilişim
teknolojisinin kavramlarıyla açıklarsak, hackerların bir yolunu ve bir açığını
bulup her şeyini tarumar edebilecekleri bir sanal ve yalan dünyayı temsil
ediyordu Amerika.
Analizimizin ikinci boyutunda ise bu terör saldırılarının
yine Siyonizm ve onun kuklası Amerika tarafından bir fırsata dönüştürülmesi
gerçeği yatıyordu. Siyonizm ve kuklası Amerika, öncelikle bu saldırıları
üstlenen Usame bin Ladin ve El Kaide nin temizlenmesi noktasında bir harekât
başlatacaklarını deklare ettiler. Arkasından ise dünyanın her bölgesinde
Müslümanları biçimlemek, dönüştürmek ve kendilerinin oluşturdukları kara
politikalara boyun eğecek bir rızayı sağlayabilmek için kültür, sanat ve
siyasetin tüm araçlarını kullanmaya başladılar. Aylarca Avrupa ve diğer
ülkelerin havaalanlarında Müslümanların içeriye giriş çıkışlarında cüzamlı
muamelesi gerçekleştirilmesi, insanların saatlerce apronlarda bekletilmesi,
peşlerine gizli hafiyeler takılıp işlerinin güçlerinin engellenmeye çalışılması
bahsettiğimiz en küçük işkence metotlarıydı.
Bir sonraki aşamada ise terörizmin kaynağı, Ortadoğu nun
çıbanbaşı ve kimyasal silahlar saklayan diktatör olarak lanse edilen Irak
lideri Saddam a yapılan operasyon vardı. Saddam ın tasfiye harekâtı aslında
Amerika nın, Türkiye nin de içinde bulunduğu Büyük Ortadoğu Projesi nin ilk
aşamasıydı. Ortadoğu coğrafyasında Amerika ya her yönüyle biat eden, Amerikan
politikaları arkalayan, dost ve müttefik diye sınıflandırılan kukla
liderlerin işbaşına getirilmesi ve İsrail in güvenliğini tehdit eden tüm
unsurların temizlenmesi operasyonu menfaat harekâtının en önemli boyutuydu. 11
Eylül ü doğru okumak gerekir 11 Eylül ün dünya haritasında oluşturduğu
etkilere ve Müslüman coğrafyaya yaptığı kötülükleri iyi analiz etmek gerekir.
11 Eylül, tek başına bir terörizm yansıması olarak ele alınmamalıdır.
Terörizmin bile nasıl dönüştürülebileceği, minareye kılıf yapılabileceği ve
küresel patronajın her yere kirli ellerini sokabileceğini gösteren bir milattır
11 Eylül.
Bugün Gazze ye bombalar yağdıran İsrail in dokunulmaz,
hesap sorulamaz, kural tanımaz, hiçbir şeyi takmaz vurdumduymazlığı ta 11
Eylül den gelen bir bölüşümün yansımasıdır.
Bugün Irak topraklarında terör estiren IŞİD in varlığı 11
Eylül ün eseridir
Amerika, şimdi kendi eliyle ürettiği IŞİD belasını yok
etmek için yanına yardakçı arıyor.
Bu ne yaman çelişki