101inci akın!

Abone Ol

Tarih boyunca Müslümanların Avrupa’dan atılmaları iki koldan ve iki merhalede olmuştur.  Müslümanların İspanya’daki varlıkları, 711 tarihinde Musa Bin Nusayr ve Tarık Bin Ziyad komutasında İber Yarımadası’na çıkmalarıyla başlamıştır. Güneyden aldıkları takviyelerle birlikte 1492 yılına kadar İber Yarımadası’nda tutunmuşlar ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Lakin kesilmeyen akınlar ve kuzeyden gelen tazyik ve baskıların dur durak bilmemesi sonucu İzebella ve Ferdinand döneminde terk-i silah etmişler ve yurtlarından sökülmüşler. Daha doğrusu erimekle sökülmek arasında bırakılmışlardır. Müslümanların birinci hamle ile İspanya’dan atılmaları ‘yeni bir fetih hareketi’ adıyla anılmaktadır. Reconquista tabiri, Endülüs döneminde İber Yarımadası’ndaki Hıristiyanların, Müslümanların yarımadadaki varlıklarını sökme plan ve çabalarına verilen hamlenin ortak adıdır. 1492 yılında son Endülüs devletinin yıkılmasıyla başarıya ulaşan Reconquista İspanyolcada “Yeniden fetih” anlamına gelmektedir. Reconquista hamlesinden sonra Müslümanların İber Yarımadası’ndaki izleri kademeli olarak silinmiştir. Varlıkları adeta sıfırlanmıştır. Kenlemyekün olmuşlardır.  Avrupa’ya yönelik ikinci Müslüman hamlesi ise Osmanlılarla birlikte hayata geçmiştir.  Osmanlılar da Avrupa içlerine kadar akınlar yapmışlar ve Viyana’ya kadar ilerlemişler ve Macaristan’ı bir buçuk asra yakın kontrolleri altına bulundurmuşlardır. Osmanlılar Doğu Avrupa, Kırım, Balkanlar gibi geniş alanları kontrol ettiklerinden çekilmeleri de kademeyle olmuş ve geride de fethin izleri olarak Müslüman olmuş yerli ahali ve halkları bırakmışlardır.  Arnavutlar ve Boşnaklar buna misaldir. Osmanlı kalıntıları katliamlardan geçirilme pahasına kendilerine ait ceplerde tutunmuşlardır.

*

Osmanlılar Avrupa’da geniş bir alana yayıldılar. Bu yüzden Osmanlı’yı ve izlerini sökmek kolay olmamıştır. Yerel Hıristiyan unsurlarla birlikte Habsburg Hanedanlığı, Romanovlar,  Frenkler Osmanlıları Avrupa’dan sökmek için çok çabaladılar. Dört koldan saldırdılar. Bu uğurda çeşitli planları hayata geçirmeye çalıştılar. Bu planlar derli toplu bir biçimde bir kitapta toplanmıştır. Endülüs’ten atılan Müslümanlar, kıtanın öbür yakasında ve diğer ucunda da 100 plan doğrultusunda tasfiye edilmek istenmiştir. Bu 100 planın hikâyesini anlatan, bir araya getiren Romanyalı diplomat Trandafir G. Djuvara olmuştur. Kitabının adını  ‘Türkiye’nin Paylaşılması Hakkında 100 Plan’ olarak seçmiştir. Kitap başka dillere de çevrilmiş ve Arapça olarak Muhibbiddin Hatip tarafından ‘El Gara Ale’l Âlem el İslami/İslam Dünyasına Akın’ başlığıyla yayınlanmıştır. Osmanlı Devleti’nin paylaşılması ile ilgili taslakların bir kısmı ‘Kutsal Topraklar’ın ele geçirilmesi planı ile ilgilidir. Haçlıların devamı sayılabilecek niteliktedir. Daha sonra, Türklerin Avrupa’ya yerleşmesini izleyen dönemle ilgili planlar yer almaktadır. Burada öğretici olan hususlardan birisi bu planların sadece devlet adamlarının elinden çıkmış olmamasıdır. Paylaşma planlarının bir kısmı, aydınların imzasını da taşıyor. Erasmus, Leibnitz, Volney gibi filozof ya da bilim adamları da paylaşma planlarına katkı sunmuşlar.

*

Oryantalistler sömürgeciliğin keşif kolu ise aydınlar da paylaşım planlarının fikir babalarıdır. Aydınlar daima öncüdür. Victor Hugo, Daniel Defo, Rudyard Kipling gibi aydınlar sömürgeciliğin mızrak ucu olmuşlardır. Halil Halid Bey ‘Türk Hâkimiyeti ve İngiliz Cihangirliği’ kitabında aydınların bu olumsuz rolüne değinmiştir. Bunlardan bir kısmı şark husumeti ve nefretini canlı tutmuş hatta kışkırtmıştır. Victor Hugo gibiler Hıristiyanlık dürtüsüyle ve taassubuyla Osmanlı husumeti aşılamışlardır. Böylece aleyhte kamuoyu oluşturmuşlar ve bu düşmanlık hisleriyle meşbu kamuoyları İslam dünyasına yönelik akınların yakıtı olmuşlardır. Arap kaynaklarında Butros Nasık olarak anılan Pierre L’Ermite (Piyer Lermit) gibi kışkırtıcı papazların yerini sömürgecilik döneminde Victor Hugo gibi aydınlar almıştır. 

Bugün Batı’da ırkçılık güneşi yeniden doğuyor. Bunlar tepkisel hareketlerdir. Birinci derecede ve özel düşmanları Müslümanlar, genel düşmanları ise yabancılardır. Bu anlamda kıta çapında yükselişleriyle yeni bir Reconquista hamle ve kampanyasını temsil ediyorlar.  Hedefleri Müslümanları kıta dışına sürmek ve atmaktır. Zımni olarak 101’inci planının devreye sokulmasıdır.