Eğitimden niçin kimse memnun değil?

Şakir Tarım
Şakir Tarım

Bismillahirrahmanirrahim

DÜNYANIN imrendiği imkânlara ve genç nüfusa sahip olmamıza rağmen, Türkiye olarak dünyada layık olduğumuz yere niçin ulaşamıyoruz, dersiniz? Eğitim sistemimizde bünyemize uygunluk görüyor musunuz? Evlatlarımızı bir türlü bu toprakların değerlerine uygun yetiştiremeyişimizin sebebi ne? Eğitimden şikâyet etmeyen bir Allah’ın kulu yok. İsterseniz, okulların 2. döneme başlaması münasebetiyle konu üzerinde biraz fikir jimnastiği yapalım.

İlim insanları, bir medeniyetin çöküşünü 3 temel sebebe dayandırıyorlar: 1. Aile yapısının bozulması, 2. Ülkeye vücut veren eğitimin tahrip edilmesi, 3. Topluma yön veren ilim adamlarının itibarsızlaştırılması. Anneliğin kutsiyeti küçümsenirse aile bozulur. Hocaların, öğretmenlerin kıymeti bilinmezse eğitim tahrip olur. Topluma yön veren öncüler, referans insanlar, rol modeller itibarsızlaştırılırsa; ülkeler hedeflerini unutur; yabancılara taklit hastalığına yakalanırlar.

Toplumları ifsat etme projesi olarak hazırlanmış şu iki kitapta da anlatılan 3 madde öncelenmiş: 1. İngiliz casusu Hampher’e uygulaması için eline verilen “İslam’ı Nasıl Yıkabiliriz?” kitabı. 2. Siyonistlerin hedef ülkeleri yıkma planlarını içine alan “Siyon Liderlerinin Protokolleri” kitabı.

Bu yazımızda eğitimimize yapılan dış müdahalelerden söz edeceğiz. Eğitimin sonuçlarına bakın! Müslüman bir ülke nesillerini böyle mi yetiştirmeli? İnsani değerler gün geçtikçe aşınıyor; akrabalık, komşuluk bağları zaafa uğruyor; bu kadar çok görevliye rağmen ibadet edenlerin oranı düşüyor. Manevi değerlerden uzaklaşarak yabancılara özenti yaygınlaşıyor.

MANEVİYAT EKSİKLİĞİ

BİR örnek: TV’de ünlü bir yarışma programı. Kariyer yapmış ailenin Hukuk eğitimi alan kızı yarışmacı. Babası meşhur bir Prof.; annesi itibarlı bir üniversitede dekan! Kardeşi üniversite öğrencisi! Soru şöyle: “Yaşça büyüklerin yanında yapılması hoş karşılanmayan davranış hangisidir?” Kızımız, “bacak bacak üstüne atmak” şıkkı olan cevabı bilemedi. Joker kullanarak izleyicilerin yardımıyla cevabı söyleyebildi. Yarışmada, babası yaşındaki sunucunun karşısında bacak bacak üstüne atmıştı. Şaşkınlığını şöyle anlattı: “Biz çevremizde böyle bir kurala rastlamadık. Ayrıca anne babamızdan da bu noktada bir telkinde bulunulmadı.” (Milli Şuur, Yusuf Aydın, Eylül 2017, Sh. 54)

İşte eğitimimizin fotoğrafı! Kariyer sahibi aile ve kızının acıklı hali! ÖĞDER’in devamlı değerlerimize uygun “müfredat” vurgusu yapması boşuna değil. Eğitimimiz bilgi konusunda da yetersiz. Yıllar önce, meslek hayatının zirvesine tırman(dırıl)mış bir sanatçıdan bir yarışmada bir harf söylemesini istediler. O da, yoksa alfabeye yeni bir harf daha mı girdi, dedirtecek “zo” karşılığını verdi.

Eğitimden herkes şikayetçi ama ya tedbir? PAÜ’de saygınlığıyla tanınan bir Biyoloji Profesörü’yle görüştük. “Eğitimin cılkı çıktı. 12 yıllık eğitim öğrenciyi okulda tutup harcamak için” diyerek çarpıcı şeyler söyledi: “Hükümet’in hesabını veremeyeceği en önemli konu eğitim. Arka arkaya sınavlar eğitimi gevşetiyor. Gelmeyen öğrenciye 4 kez sınav tekrarı fırsatı veriliyor. 100 üzerinden 10 puan alan öğrenciyi geçirmek zorunda kalıyorum. Öğrenci kafede oturarak sınıf geçiyor.”

EĞİTİM SAHİPSİZ Mİ?

TÜRKİYE’DE öğrenciyi okumayı sevdiremeyen bir sistem uygulanıyor. Öğretmenlerin okumaya ilgisini de siz araştırın!

Yabancı dil öğretme özürlü bir eğitim sistemine sahibiz. 12 yıl ders gördükten sonra, aldığı yabancı dille birkaç cümle kuramayan çok öğrencimiz var. Bunca tecrübeden sonra “Yanlışlık bu işin neresinde?” diye düşünmüyoruz? Bir Afrika ülkesi olan Tunus’ta 3 ay kursa aldıkları bir kişiye, kendisini ifade edebilecek kadar konuşmayı öğretiyorlar. Bizimkiler kafalarını şöyle bir kaldırıp da “dünyada olup biteni” görmeyecekler mi?

Eğitimimiz; öğrencinin yetenek, mizaç ve ilgi alanını dikkate almıyor. “Herkesi üniversite mezunu yapma” kompleksinde. Çiftçi, işçi, çırak, kalfa, aşçı, kaloriferci gibi ara eleman yetiştirme alanını boş bırakıyor. Ekilebilir arazilerin yüzde 40’ı boş. Türkiye’m ot, saman, buğday, et gibi ürünleri ithal etmek zorunda. “Elimdeki arazi boş kalmasın” anlayışıyla geleneksel sorumluluğunu bilen yaşlılar çiftçilik yapıyorlar. Çiftçilik gibi zor bir işi yaşlılara bırakmak Türkiye’nin en büyük ayıbıdır.

Türkiye olarak özellikle iki konuyu iyi düşünmeliyiz: Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitimimizle ilgili ABD’li Siyonist John Dewey’e (1959 - 1952) bir rapor hazırlatıp uygulamaya konulmasının sebebi nedir?

İkincisi, 1947’de Amerika ile Kahire’de yapılan Fulbright Eğitim Anlaşması’nın fonksiyonunu hiç araştırdınız mı? ABD niçin eğitimimize müdahale ediyor? Millilik nerede kaldı?

Erbakan Hoca teşhisini koymuştu: “Dünyada eğitimi kendisi için insan yetiştirmeyen tek ülkeyiz.”

- Milli Gazete, Şakir Tarım tarafından kaleme alındı
http://www.milligazete.com.tr/makale/1498566/sakir-tarim/egitimden-nicin-kimse-memnun-degil