Toplumsal Korku

Cafer Keklikçi
Cafer Keklikçi

Devletin güvenliğiyle güvenliğin devleti farklıdır. Devletin güvenliğini güvenlik güçleri sağlıyor, bu tamam. Peki, güvenlik güçlerinin güvenliği ne durumda? Devlet askerin ve polisin güvenliğini ne kadar temin ediyor? İstanbul’da toplu taşıtlarda polis kıyafetiyle işe gitmekte olan bir polis göremezsiniz. Birçok alanda devlet memurları kendi kıyafetleriyle işe giderken polisin kendi kıyafetiyle normal yolcu gibi bir toplu taşıtta yolculuk yaptığını görmek nerdeyse mümkün değil. Bunun nedeni nedir? Kestirmeden söylersek güvenliktir. Şimdi soru şu; ülkemizde polisin bile güvenliği yoksa kimin güvenliği olabilir?

Hani politikacılarımız esip gürlüyor ya! Olabilir; ne demiş atalarımız yağmasan da gürle! Ama bu gürültünün eğer bir faydası olacaksa önce sahibine olması gerekmez mi? Gürültünün kimseye faydası olmaz da hadi faydası oldu diyelim, ama hani? Türkiye dışındaki dindaşlarımızın yaşadığı yerlerin güvenliğini sağlamaya çalışıyoruz ya, bu ilk bakışta çok iyi, çok güzel bir tavır! Ama sadece tavır! Uygulama alanında gerçekliği yok. Tavır gösterelim göstermesine de uygulama alanına gelecek türden olsun! Ya da gösterdiğimiz tavrı uygulama alanına getirelim! Uygulama alanına getirilmemiş ya da uygulanmamış tavır sadece bir tavırdır. Ama sadece sadecedir. Peki, olması gereken ne?

Devletin polisi her nerede olursa olsun işyerine toplu taşıtla giderken kendi kıyafetiyle gidebilmelidir. Polisin bu güvenliği temin edilmelidir. Bu nasıl olacak? Devletin her anlamda bütünüyle güvenliği sarsılmaz bir şekle getirildiğinde güvenliğin de güvenliği sağlanmış olur. Güvenlik güçlerinin yani polisin kendi kıyafetiyle toplu taşıtta işyerine gidememesi ülkemizde ciddi güvenlik zafiyetinin kanıtıdır. Devleti yönetenlerin siyasal gücünün iç ve dış düşman mihraklara karşı tam teşekküllü karşı koyuş uygulamamasından kaynaklanıyor güvenlik zafiyeti. Daha açık bir şekilde ifade edersek; ülkemizi ülkemizin yerlileri yönetmiyor, maalesef bu böyle. Şimdi denilecek ki halkın içinden çıkanlar yönetiyor. Halkın içinden çıkanlar halk değil buraya dikkat etmek gerekiyor. Zaten halk olsa içinden çıkmazlar, bu bir, ikicisi de halkın içinden çıkanlar halkın içinden çıkıp gitmiş olanlardır. Halkın gerçekten içinde durabilseler belki de ülkemiz güvenli olacaktır. İşte o ‘iç’ten çıkınca güvenlik ciddi mesele oluyor. Ne diyorum; Türkiye kuruldu kurulalı bu böyle. Sadece günümüzü kastetmiyorum.

Terör faaliyetleri o kadar etkili ki devletin polisinin kendi kıyafetiyle toplu taşıtlarda işyerine gitmesine engel oluyor. Bundan devleti yönetenler utanmalı değil mi, ama nerede! Böyle köklü sorunlara geçici çözümler üreterek sorunları çözmeye çalışmak daha kolay geliyor yöneticilerimize. Mesela evini geçindirmekte zorlanan yani maddi geçim sıkıntısı çekenlere insanca yaşayacak miktarda maaş verilmiyor da borç para veriliyor. Çözüme bakar mısınız! Bunun gibi.

Devletin haberi olmayan bir terör örgütü yoktur. Peki devletin haberi olan terör örgütü nasıl oluyor da terör faaliyeti yapabiliyor? İşte düğüm burada. Eğer devlet istese yılanın deliğindeki suçluyu bulduğu gibi terör faaliyetlerini yapanları bulur, çıkarır ve bitirir. Bitirmek istemiyor. Çünkü terör faaliyetleri devleti yönetenlerin denge unsurudur. Düşmansız devlet olmaz mantığı kişisel çıkar için sürekli işletiliyor. Yani toplum faydası hiçe sayılarak bireye (yöneten güce) fayda sağlanıyor. Toplum huzuru huzursuz edilerek kişi ya da kişilere (bireysel) huzur sağlanıyor. Politik gücün huzurunun sürekli hale gelmesi için sürekli terör gündemde tutuluyor. Toplumda korku psikolojisinin sürekli canlı tutulması sağlanıyor. Dikkat edersek görürüz; Türkiye kuruldu kurulalı toplum sürekli terörle korkutuluyor.

Korkuyoruz herkes korkuyor!

- Milli Gazete, Cafer Keklikçi tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1477277/cafer-keklikci/toplumsal-korku