Kudüs Bizimdir! Bizim Olacak! Bizim Kalacak!

Burhan Bozgeyik
Burhan Bozgeyik

ABD’nin Kudüs’ü “İsrail’in başşehri” olarak ilanı mânâsına gelen “Büyükelçiliği taşıma hamlesi” zâhiren şer gibi, can sıkıcı bir hâdise gibi görülüyor. Ancak şahsen bu şerli hamlenin, Müslümanlar açısından çok hayırlara vesile olacağı kanaatindeyim.

Müslümanlar öyle bir hale getirilmişti ki, zillete, esârete alışmış, cihadı unutmuş; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye diye bütün yılanların İslâm yurduna doluşmasına seyirci kalmış; rahatının bozulmaması için her türlü tâvizi verir hale gelmiş vaziyetteydi. Bu karar, inşeAllah bir şok tesiri yapar. Müslümanlar uyanır, kendine gelir. Bugün Kudüs, yarın Mekke-Medine, öbür gün İstanbul… Bağdat, Şam, zaten vîran oldu…

Evet, tepkimizi ortaya koyacağız, ancak en çok yapmamız gereken, sâkince düşünmek ve Kudüs başta olmak üzere İslâm yurtlarını işgâllerden nasıl kurtaracağımıza dâir planlar yapmak… Haydar-ı Kerrâr İmam-ı Ali (ra) savaşa gireceği zaman çok sâkin olurmuş, karşısına çıkan kâfirleri “sakince” halledermiş… Şimdi Hz. Ali’yi (ra) örnek alma zamanı.

Bir defa bütün dünya bilmelidir ki, Kudüs-ü Şerif biz Müslümanlarındır ve Filistin’in başşehridir. Kudüs’ün biz Müslümanlar için sadece tarihî değil, mânevî ve hayâtî değeri vardır. Kudüs, Peygamberler diyarıdır. Kudüs’teki Mescid-i Aksa; yeryüzünde ikinci olarak inşa edilen Beytullah’tır, İslâm’ın ilk kıblegâhıdır, Peygamber Efendimizin (asm) kadem-i şerifiyle şereflenmiş ve bütün Peygamberlere imam olarak namaz kıldırdığı, Mi’racın hâtırasını taşıyan mübarek mekândır. Hadis-i Şerifte belirtildiği üzere, ziyaret için uğruna seyahate çıkılacak üçüncü şerefli mekândır.

Kudüs-ü Şerif bize Hz. Ömer’in (ra), güzide Sahabelerin, İslâm devletlerinin, Selahaddin Eyyûbi’nin, Osmanlı Devleti’nin yâdigârıdır.

ABD, Reagan’ın başı çektiği ekibin hazırladığı, “Tanrıyı kıyamete zorlamak” dedikleri projeyi devreye koyuyor. Ancak onlar bir hususu unutuyor. Gerçekte bütün olanlar, “Kader programı” çerçevesinde cereyan etmektedir.

“Kudüs Nasıl Kurtuldu?” yazımızda, Kudüs-ü Şerifin, uzun yıllar süren esaretten sonra Selâhaddin Eyyûbî öncülüğünde nasıl kurtulduğunu yazmıştık. Allah’ın izniyle Kudüs yine esaretten kurtulacak. Ancak öncesinde, Kudüs’ün nasıl esaret altına düştüğünü bilmeliyiz. Bu bilgiyi elde etmeden bir adım dahi atamayız. Atacağımız bütün adımlar, “yerinde saymak” olur. Kudüs’ün esaret altına nasıl düştüğünü, gözümüzün nuru bu beldeyi düşmana peşkeş çeken hâinlerin kimler olduğunu bilmek zorundayız. Niçin buna mecburuz? Dünkü hâinlerin izlerini tâkip edenler, bugün gözlerini kırpmadan İstanbul’u, Mekke’yi, Medine’yi de satarlar da onun için…

İkinci olarak; Birlik olmalıyız. Adına ister D-8 deyin, ister İttihad-ı İslâm deyin, ister yeryüzünde ne kadar Müslüman varsa, hepsinin birliği deyin, tek çatı altında toplanması deyin, Hilafet sancağı altında toplanmak deyin…Ne derseniz deyin, ama birlik olmak mecbûriyetindeyiz.

Hadis-i Şerifte belirtildiği gibi, “çer-çöp” haline gelmiş durumdaydık. Düşman dürtmese uyanacağımız yoktu. Hâdiseler zorluyor, çalkalıyor; yağ ile ayran birbirinden ayrılacak. “Ya Adam Olun, Ya da Defolun!” başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibi, Müslümanların önünde durup da; ya İslâm’ın düşmanlarıyla aşna fişna, ya da ayak bağı olanlar, on senede on milyon Müslümanın katledilmesine seyirci kalan asalaklar ve hâinler defolup gidecekler. Biz layık olursak, yürekten istersek, Allahu Teâlâ, bir Selahaddin Eyyûbî, bir Alparslan, bir Fatih Sultan Mehmed gönderir.

Kudüs’ün 1099’da başlayan Haçlılar tarafından işgâli, 88 yıl sürmüştü. 1917’den sonra başlayan Haçlı- Siyonist işgâline ise günümüze kadar 100 yıl olmuş durumda. Önceki işgâlden 12 yıl fazla… Bu ayıp da bize yeter… Ancak gelen nesil bizler kadar pısırık, mıymıntı değil. “Kudüs bizimdir! Bizim olacak! Bizim kalacak!” diye haykırmakta. Hem de trump trump çala çala…

- Milli Gazete, Burhan Bozgeyik tarafından kaleme alındı
http://www.milligazete.com.tr/makale/1434322/burhan-bozgeyik/kudus-bizimdir-bizim-olacak-bizim-kalacak