Zillete hayır

Remzi Çayır
Remzi Çayır

Dışımızda bir şeyler oluyor, biz peşinden koşturup, olup bitene dâhil olmaya çalışıyoruz. Öngörmek, ona göre vaziyet takınmak bize has bir durum değil...

Birileri kuyuya taş atıyor, biz kuyunun dibinde debeleniyoruz.

Belirleyici güç olmadık bir türlü. Denklemi bozan, bazıların keyfi kararlarını rahatsız eden, onların davranışlarına etki eden konuma bir türlü erişemedik Müslümanlar olarak…

Ne ortak aklı işletebildik, ne ortak kararlarımızın arkasında durabildik.

Her Müslüman ülke, kendine batıdan bir ortak seçti, ağa seçti, onunla yürümeyi, onun gölgesinde oturmayı adamlık bildi.

Ümmetin hali perişan… Son Kudüs işgali içinde bulunduğumuz çukurun derinliğini göstermesi bakımından mühim…

Trump’a kızabiliriz… İsrail’i kınayabiliriz. Haksızlığa uğradığımızı… Uluslararası normlara ve kabullere göre, amerika’nın da israilin de keyfi davrandığını, zulmettiklerini sıralayabiliriz.

Lakin bize dayatılan bu zulme karşı donanım sahibi olup olmadığımız… Kıyama hazır olup olmadığımız… Topyekûn yanlışa dur demek için yekvücut olup olmadığımız önemli…

Ümmet, bir beden gibi hareket edebilir mi zulüm karşısında?

Mesele, Suudlar… Amerika ile ortaklığa değil, Amerika’nın gölgesinde çadır kuran bu insanlar, ümmetle birlikte hareket edebilirler mi? Kudüs’ün işgal edilmesine… Oldubitti bir kararla, İsrail’in başkenti olmasına ses çıkarabilirler mi?

Mahmud Abbas… Düne kadar, Gazze’ye ambargo uygulayan… Kendi kardeşlerini öteleyen biri. Neden? İnsan, müslüman kardeşine, birilerinin aklıyla ekonomik ambargo uygular mı?

Kendi kardeşiyle her dem kavgalı olur mu? Son günlerde, Gazze’ye, Hamas’a el uzattı ama bu tavrı dahi inandırıcı değil.

Ne yaptı elin adamı?

Amerika’yı arkasına aldı, kimseyi kaale almadan, Kudüs’ü ilhak etti, işgal etti.

Şimdi çıkacağız sokaklara… Nümayişler yapacağız… Biz yazı yazacağız, başkaları elbet konuşacak… Meydanlar dolacak, sloganlar atacağız… Yeterli mi?

Bölük pörçük halimiz devam ettikçe… Birbirimizi dost edinmek yerine, Amerika’yı Avrupa’yı dost edinmeye… Petrol paralarını oralara yatırmaya, bankalarını dolarla doldurmaya devam edersek… Ümmet olma şuurunu yitirip, ortak aklı kapı dışarı edersek, zilletten kurtulamayız.

Trump Trump’lığını yapacak elbet… İsrail de zulmüne devam edecek… Asıl, bizim ne yaptığımız ve ne yapacağımız önemli? Bu çukurdan çıkmak için… Ümmetin şerefli yaşaması için hangi kararları aldık, hangi adımları attık?

Niye Müslümanların ortak pazarı yok? Neden güvenlik işbirliği şemsiyesinden yoksun Müslümanlar? Bir Müslüman’a yapılan saldırı ya da zulüm, bütün Müslümanlara yapılmış diye neden kararlar alınamaz?

Yemen’de, niye Müslümanlar birbirlerini boğazlamaya devam ederler? Suriye bataklıktan ne zaman kurtulacak? Amerika Irak’ı hâlâ özgürleştirmedi mi? Kan ve gözyaşı bu toprakları ne zaman terk edecek?

Amerika, Müslümanları zaten terörist olarak görüyor… Bunu yaklaşımını her platformda doğrudan dile getirmese de, iğneleyici olarak gözümüze gözümüze sokuyor.

Peki, biz ne yapacağız?

Kıyama, ayağa ne zaman kalkacağız? Bunca senedir Müslümanların uyutulması, uykuda tutulması, aklımızı başımıza getirmeyecek mi?

Halkı Müslüman olan ülkelerdeki saltanat yönetimlerine, ümmetin istikbali feda edilemez.

Yeniden dirilmenin, yeniden dünyaya ses vermenin zamanıdır… Bir olmanın, birlikte hareket etmenin, bir vücudun azası olmanın vakti geldi geçiyor da…

- Milli Gazete, Remzi Çayır tarafından kaleme alındı
http://www.milligazete.com.tr/makale/1434316/remzi-cayir/zillete-hayir