Mustafa Yıldırım

Mustafa Yıldırım

17.07.2017 mustafayildirim@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Yaş yetmiş hâlâ emekli olamamış

Bir işte çalışan hemen hemen herkesin kurduğu bir hayal vardır; emeklilik. Daha doğrusu her işçinin bir emeklilik planı ve hayali vardır dersek yanlış söylemiş olmayız sanırım. Belli bir süre çalıştıktan sonra emekli olmak ve eline geçecek toplu para ile ev, araba, çocuğun düğünü vs. gibi zamana bırakılan bir ihtiyacını gidermek.
 
Günümüzde giderek ağırlaşan çalışma şartları, işsizliğin yüksek olması, elde edilen ücretin yeterli olmaması gibi nedenler çalışanlar için başlı başına birer sorun teşkil etmekte. Geçmişte aslanın ağzında olan ekmek artık midesine kadar inmiş durumda. Bu yüzden çalışanlar geçimlerini temin etmek için daha fazla emek ve zaman harcamak zorunda kalmakta. Bu da insanımızı oldukça yıpratmakta ve yaş ilerledikçe çalışma temposunu ve beklentilerini düşürmesine sebep olmakta.
 
Geçmişte emekli olmak için 25 yıl çalışmak yeterli oluyordu. Özellikle erken yaşta çalışma hayatına atılanlar daha kırklı yaşlara varmadan emekli olarak uzun yıllar emekliliğini devam ettiriyorlardı. Bu durumun ülke ekonomisine olumsuz etkisinin olduğunu düşünen devlet büyüklerimiz emeklilikte yaş kavramını literatürümüze kazandırdılar. Artık 25 yıl çalışmak yeterli olmayacaktı ve belli bir yaşı da doldurmuş olmanız gerekecekti emekli olmak için.
 
Ülkemizde emeklilikle ilgili hemen hemen her hükümet bir düzenlemeye gitmiştir. Kimisi işçiyi sevindirecek icraat sergilerken kimisi de üzmüştür. ANASOL-M hükümeti zamanında kademeli olarak yaşa bağlı emeklilik uygulamasına geçilerek belli bir yaşa gelmeden prim gün sayısını tamamlamış olunsa bile emekli olunamayacağı şeklinde bir emeklilik yasası çıkartıldı. Çalışanlar kademeli olarak 1 ila 5 yıl daha fazla çalışmak suretiyle bu yasadan etkilendiler. İşçiler sigorta başlangıç tarihleri dikkate alınarak kademeli bir şekilde yaşa göre emekli edilmeye başlandılar. İşe yeni başlayanlar için ise durum daha vahimdi. Önceden 25 yıl sigortalı çalışan bir işçi yaşı ne olursa olsun emekliliği hak ediyorken mezkûr kanundan sonra sigorta prim gün sayısını tamamlasa bile yaşını doldurmadan emekli olamayacağından ya yaşını doldurana kadar çalışmak ya da işten ayrılıp yaşı doluncaya kadar beklemek zorunda kaldı. Yirmili yaşlarda işe başlayan bir işçi 30 – 35 sene gibi uzun bir çalışma hayatından sonra ancak emekli olabilecekti. Mevcut kanunlara göre 52 yaşından önce emekli olmak neredeyse imkânsız gibi bir şey. İşe yeni başlayanlar için ise emeklilik yaşı 60 olduğundan mevcut koşullar dikkate alındığında uzun süre çalışmak zorunda kalacaklar.
 
Geçtiğimiz Mayıs ayı sonlarına doğru Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Avrupa’da emeklilik yaşının 72 olduğuna dikkat çekerek ülkemiz için şu anda 52 olduğunu 2030’lu yıllarda ise bunun 60’lı yaşları bulması için çalışmalar yapıldığını belirterek emeklilik hususunda Avrupa’yı yakalamamız gerektiğini söylemişlerdi.
 
Evet, ülkemizin ekonomik açıdan sıkıntıda olduğu aşikârdır. Özellikle son zamanlarda küresel ölçekte bir darboğaz yaşandığından ülkemizin de bundan etkilenmemesi elbette mümkün değildir. Buna rağmen pek çok yatırıma, çalışmaya bol miktarda kaynak ayıran yetkililer iş asgari ücret, emeklilik, emekli maaşı vs. hususlarına gelince pek eli sıkılık yapmakta ve cüzi zamlarla zaten zor durumda bulunan insanlarımızın yüzünü güldürememektedir.
 
Avrupa’nın emeklilik yaşını hesap ederek onu ölçü almak isteyen yetkililerimiz Avrupa’daki işçilerin çalışma şartlarından, ücretlerinden, emekli olduklarında aldıkları paradan neden hiç bahsetmezler? Orada bir emekli aldığı maaşla ne kadar süre ve hangi şartlarda geçinebilmektedir? Avrupa’da emekli olanlar emeklilikten sonra çalışmayı düşünmekte midirler? Aldıkları emekli maaşıyla nasıl bir hayat sürmektedir Avrupalılar? Neden Avrupa söz konusu olduğunda sürekli çalışanlar için örnekler veriliyor?
 
Emeklilikte yaşa takılanlar uzun zamandır mağduriyetlerinin giderilmesini bekliyorlar. Her seçim döneminde yasa Meclis’e sevk edildi / edilecek teraneleriyle de oyalanıyorlar. Şimdiye kadar söylemden öteye geçmeyen bu çalışmanın biran evvel gerçekleştirilmesi adalet ve hakkaniyet anlamında yerinde bir çalışma olacaktır.
Selam ve dua ile…
 

Minik bir tebessüm

Emekli Temel

Temel, emeklilik günlerini, dağ başındaki evinde geçiriyormuş. En büyük zevki de gazete okumakmış. Ancak gazete alabileceği tek yer, dağın eteğindeki bakkalmış.
Temel’e zor gelir bu kadar yolu gidip gelmek. Her sabah Fadime’yi gönderir günlük gazeteyi alsın diye.
 
Bir gün Fadime’nin de canına tak eder, kim alacak her gün her gün bu gazeteleri der ve aynı gazeteden 7 tane alır.
Bir hafta rahatım der kendi kendine Fadime. Nitekim Temel ne zaman gazete istese, aldığı gazetelerden birini uzatır.
 
4. gün Temel Fadime’yi yanına çağırır. Fadime ürker biraz, acaba fark etti mi diye?
Temel konuşur:
- Fadime, dünyada ne salak insanlar var, 4 gündür aynı adam, aynı yerdeki ağaca arabasını çarpıyor…
 

İlgilisine notlar:

• “Yirmi yaşındaki insan, dünyayı değiştirmek ister, yetmiş yaşına gelince yine dünyayı değiştirmek ister; ama yapamayacağını bilir.” Clearence S. Darrow
 
• “Havanın değiştiğini haber veren, genç uzuvlar değildir, bunu evvela ihtiyar kemikler sezerler.” FriedrichHegel
 
• “Bir genç, bir ihtiyara yaşlı olmasından dolayı ikramda bulunursa; yaşlandığı zaman, kendisine ikramda bulunacak bir kimseyi, kendisine hazırlar.” Hadisi Şerif
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI