Remzi Çayır

Remzi Çayır

21.03.2017 @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu üç şey…

Aslında, insanoğlunun kavgasının ana teması insanca yaşama arzusudur. Peygamberlerin geliş nedenleri, davet etme çağları, insanlığın çizgi dışına çıkmasıdır, kargaşadır, sahte ilahlardır, adaletsizliktir, yolsuzluktur, adam kayırmadır, düzensizliktir…
Bugün… Yaşadıklarımıza bakın bir. Birçok alanda ve farklı zamanlarda, sistemin bizi ötelediğini görür, mutsuz oluruz.
 
Kurallar herkes için değildir.
Adalet herkesin yitik malı değildir.
Huzur, uzak bir adada yalnız başınadır.
 
Kardeşlik duyguları… Kur’an’dan uzaklaştıkça… Değerleri unuttukça, birbirimizden kopuyoruz.
Ekonomik göstergeler kötü olabilir. Yabancı sermayenin girişi azalmış olabilir. İhracatın ithalatı karşılama oranı düşük çıkabilir… Enflasyon yukarı bir seyir takip edebilir… İşsizlik, geçmişe göre birkaç puan artmış olabilir.
Bütün bu göstergeler doğru olabilir. Bunların akılla, çalışmayla, istikrarla düzelmesi mümkündür.
 
Ama yıkılmış harap olmuş bir kardeşliğin… Huzurun, adaletin tesisi, ekonomik göstergelerin düzeltilmesi kadar kolay olmayabilir.
Bir şeylerin yanlış gittiğini söylemeliyim.
 
Bizlere huzursuzluk veren resimler, sözler, yaptırımlar, sancılı günleri büyütmektedir.
Ekonomik göstergeleri olumluya çevirmek, milletin gelir seviyesini yukarı çıkarmak, kazancını arttırmak için kimi desteklere, kaynaklara, paraya pula ihtiyaç duyulabilir.
Lakin huzur için, adalet için, kardeşliğin tesisi için paraya, pula, ekonomik göstergelere ihtiyaç yoktur.
Kamplaşmadan yaşamak… Bölünmeden, nefret etmeden, sevgiyi şirke götürmeden hayatı kucaklamak mümkündür.
Bugün… Milletçe ihtiyaç duyduğumuz üç şey, adalettir, huzurdur, kardeşliktir.
 
Farklı olmayı… Farklı renklerde doğmayı... Farklı dilde konuşmayı… Farklı coğrafyalarda yaşamayı… Hatta farklı düşünmeyi, farklı partilerde olmayı… Farklı ekollere sahip olmayı, farklı futbol takımı tutmayı düşmanlık nedeni sayan zihniyet kabul edilemez.
Türkiye, bu ilkel tutumları aşmak zorundadır.
 
Bu kaba ilişkilerin sona erdirilmesinde görev önde oturanlara düşmektedir.
Günlük kazançlarımız, kayıplarımız olabilir… İktisaden, siyaseten kaybedebilir, kazanabiliriz de… Ama bir toplumu ayakta tutan, üç şeyin sarsılmaması icap eder.
Adalet… Huzur… Kardeşlik duyguları…
 
Bu üç şey, ekmek kadar… Su kadar mühimdir.
Huzur yoksa… Kavga bir yerde hâkim ise, cebinizdeki kabarık paraların, güçlü olmanızın bir karşılığı olabilir mi?
Bu yazıyı okuyanların insaflıca tefekkür etmelerini isterim. Başlarını iki elleri arasında bir dakika düşünmelerini arzularım.
Sahi biz şu an nerdeyiz? Ve nereye gidiyoruz?
 
İnsanca... İslamca yaşamak için daha bir donanmakta mıyız, yoksa gittikçe gerilemekte miyiz?
Düşünün… Ve cevabı siz verin.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI