Komşuluk kültürünü korumalıyız

Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Ebru Asiltürk ile Dünya Komşuluk Günü münasebetiyle toplumsal değerlerimizin temelini oluşturan komşuluk kültürü üzerine konuştuk. Asiltürk, komşuluk kültürünün ve hakkının dini bir vecibe olduğunu ifade ederek, günümüzde bu değerlerin yozlaştırıldığını söyledi.

Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Ebru Asiltürk ile Dünya Komşuluk Günü münasebetiyle toplumsal değerlerimizin temelini oluşturan komşuluk kültürü üzerine konuştuk. Parti olarak başlattıkları, “Komşuna iyi bak” projesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Asiltürk, “Bu projemiz ile komşularımızın kapısını çalmaya devam edeceğiz. Zira komşuluk sadece bir güne sığdırılabilecek bir kavram değildir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, içinde bulunduğumuz bu zaman diliminde komşuluğun hem fert olarak, hem aile olarak hem de toplumsal olarak hepimize ‘iyi’ geleceğine inanıyoruz” dedi.

Ebru Hanım, toplumumuzun temel değerlerinden olan komşuluk kültürü hepimiz açısından önemli. Ancak son yıllarda bu konu giderek yozlaştırılmaya çalışılıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, içinde bulunduğumuz dönem ve şartları dikkate alacak olursak insanların en çok yalnızlaştırıldığı, güven duygusunun zedelendiği bir dönemi yaşadığımızı gözlemlemekteyiz. Modern hayatın getirdiği bazı şartlar insanı ‘kalabalıklar içindeki yabancı’ durumuna getirmiştir. Zorunlu ilişkiler dışında ‘herkesin kendi işine baktığı’ bir hayat anlayışı günümüzde hakim durumdadır. Bunun yanı sıra çok sık yaşanan olumsuz olayların beraberinde güvensizliği de getirdiğini, insanların bu sebeple yalnızlaşmayı seçtiğini görmekteyiz. Bu da bizi oldukça üzmektedir. Evet, sosyal hayatımız pek çok alanları ile değişikliğe uğramıştır, daha da uğrayacaktır. Bu kaçınılmazdır. Ama bu değişikliğin, bizim bazı olmazsa olmaz değerlerimizi de alıp götürmesine izin vermemeliyiz.

KOMŞULUK HAKKI KUTSALDIR

Komşuluk hakkı da bu anlamda dini bir vecibe. Toplum olarak bunu yerine getirebiliyor muyuz?

Bu soruya cevaben üzülerek belirtmeliyim ki; bırakın bu hakları yerine getirmeyi, yıllardır aynı binada yaşadıkları halde birbiri ile tanışmayan, komşuluk ilişkilerine girmeyen insanların, ailelerin olduğu bir dönemdeyiz. Dinimizde “komşu hakkı” çok önemlidir. Bütün komşulara eşit davranılır. Her insana, Allah’ın yarattığı mükemmel bir varlık” anlayışı ile muamele edilir. Ve en önemlisi, kişinin inancı, etnik kökeni, sosyal statü ve konumu, ona yönelik davranışın niteliğinin belirlenmesinde etkin değildir. Onun hakları, kutsal kabul edilir. Bugün ise toplumsal olarak kutuplaştırıldığımız, herkesin birbirini ötekileştirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu milletin özünde yer alan “insan sevgisinin” yok edilip, yerine “çıkar ilişkilerinin” konması “toplumsal huzur ve barışımızı” zedelemektedir.

MERDİVENDEKİ BİR SELAM SIKI BAĞLARA VESİLE OLUR

Yaşananlara rağmen bu ilişkilerin güçlendirilmesi için neler yapılabilir? Sizin bu konuda tavsiyeleriniz nelerdir?

Tüm bu olumsuz anlayış ve olayların bizim olmazsa olmaz değerlerimizi alıp götürmesine izin vermemeliyiz. Bu gibi konularda daha duyarlı olmamız gerekiyor. İlk bakışta basit gibi görünen küçücük girişimler, yeniden komşuluk ilişkisinin oluşumunu ve devamını sağlayabilir. Merdivende karşılaştığımız komşumuza vereceğimiz bir selam, göstereceğimiz bir güler yüz, samimi bir hal-hatır sormak, gerektiğinde kapı komşumuza bir ihtiyacının olup olmadığını sormak, hatta pişirilen yemekten bir tabak ikram edivermek komşular arasında oluşacak sıkı bağların bir ilk adımını oluşturabilir.

KOMŞULUK EN DEĞER VERDİĞİMİZ KONUDUR

Toplumsal duyarlılık gerektiren konuların üzerinde duran Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, Komşuluk Günleri kapsamında nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz, bahseder misiniz?

Saadet Partisi Kadın Kolları olarak toplumsal huzurun, barışın ve refahın temelini, insanlar arasındaki ilişkilerin sağlam olmasına bağlıyoruz. İşte bundan dolayı bizim temellerimizi oluşturan değerlerimizi yıkmaya çalışan güçlere fırsat vermemek adına çalışmalarımızı bu değerlere sahip çıkmaya yönelik gerçekleştirmek istiyoruz. Biz Saadet Partisi Kadın Kolları teşkilatları olarak Türkiye genelinde komşuluk günleri kapsamında komşu ziyaretlerimizi gerçekleştirdik. Çeşitli hediyelerle komşularımızın kapısını çalarak; onlarla yeniden bağlarımızı kuvvetlendirmeye, unutulan değerlerimizi canlandırmaya ve insana sadece insan olduğu için değer vermenin önemini anlatmaya çalıştık. Kısacası partimizin sadece seçim partisi değil; değerleri, inançları ve kültürü ile köklü bir parti olduğunu ve insanlığın saadeti için çalıştığını ve çalışacağını göstermiş olduk. Ayrıca başlatmış olduğumuz “Komşuna iyi bak” projesiyle bundan sonra da komşularımızın kapısını çalmaya devam edeceğiz, zira komşuluk sadece bir güne sığdırılabilecek bir kavram değildir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, içinde bulunduğumuz bu zaman diliminde komşuluğun hem fert olarak, hem aile olarak hem de toplumsal olarak hepimize “iyi” geleceğine inanıyoruz.

SİYASİ BİRLİKTELİKLER DE KOMŞULUK İLE KURULUR

Ebru Hanım, son olarak bireysel komşuluğun dışına çıkacak olursak Türkiye’nin sınır komşuları ile ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle bu sorunuza cevap vermeden belirtmeliyim ki, sınır komşularımız son dönemde yaşanan olaylar sonucunda adı başka, kimliği başka hale getirilmiştir. Devletlerin ismi aynı durmakta lakin kimlikleri bozularak değiştirilmektedir. Sınırlarımızdaki örgütlere o kadar çok silah ve mühimmat yapılmakta ve yönetimlerine o kadar müdahale edilmekte ki şu an ABD ve İsrail ile sınır komşusu haline geldik desek yanılmayız. Bizler, bu coğrafyanın sorunlarının çözümünü, komşularımızın toprak bütünlüğüne saygılı olmak kaydıyla, bölge ülkelerinin beraberliğinde gerçekleşeceğine inanıyoruz. Çözüm için farklılıklarımızdan hareket ederek ayrılığa düşerek değil, ortak noktalarımızın birleştiriciliği ile sonuç alacağımızı biliyoruz. Yanlış stratejik ortaklıkların, bölgenin parçalanmasına sebep olduğu artık görülmelidir. Özellikle sınır komşularımızdan başlayarak, “İslam Birliği” çatısı altında, tüm Müslümanları bir araya toplayarak, hak ve adalete dayalı, “Yeni Bir Dünya” kurma hedefiyle hareket etmeliyiz. Aksi halde kapısını çalacağımız bir komşumuz bile kalmayacak.

"Yuvadan uzaklaştırma" haberi için tıkla

21 Kasım 2017 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR