Katar krizi İsrail’i güçlendiriyor

Körfez ülkelerinin Katar’a yönelik baskısının İsrail’e büyük fayda sağlayacağını söyleyen Hamas Dışişleri sorumlusu Usame Hamdan’la; Filistin-Mısır ilişkilerinden Gazze’deki ambargoya, İsrail zindanlarında hakları gasp edilen Filistinli tutukluların özgürlüğünden Kudüs mücadelesine kadar geniş bir yelpazede konuştuk.

DİĞER FOTOĞRAFLAR

RÖPORTAJ: BEKİR ŞİRİN
ÇEVİRİ: MUHAMMED ÖZDEMİR

Katar’la Körfez ülkeleri arasında yaşanan krizi Siyonist İsrail’i bölgede en güçlü hale getirmek için işleme konuldu. Yürütülen bu projenin diğer bir amacı da Arap ve İslam coğrafyasında problem ve anlaşmazlıkların devamının sağlanmasıdır. Bu problemler bazen mezhepsel bazen de milliyetçilik olarak karşımıza çıkmakta... İşte bu Arap’tır, şu Türk’tür, bu Kürt’tür ,diğeri Farisi’dir diyerek içimize fitne atılıyor. Bugün Amerika aramızda yeni bir fitne yayıyor.

Filistin siyasal birliğinin sağlanması doğrultusunda çeşitli çalışmalar devam ediyor. Yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Filistin birliğinin sağlanması için neler yapılması gerekiyor ve sizce siyasal birliğin önündeki en büyük engel nedir?

Bismillahirrahmanirrahim. Filistin’in parçalanmasında, bölünmesindeki en büyük problem El-Fetih’in Filistin topraklarında alınan demokratik sonuçları kabul etmemesidir. Bu demokratik sonuçlardan kasıt başka bir hareketin (HAMAS) parlamentoda çoğunluğu sağlamasıdır. El-Fetih’in siyasal birliğin sekteye uğraması ve Hamas’ın düşürülmesi konusunda eğilimleri var lakin bilinmelidir ki bu istek asla gerçekleşmeyecektir. Biz bu ayrılığın ve zıtlığın ortadan kalkması için Eylül 2009’da görüşmelere gittik ve anlaşma sağladık. İsrail ve ABD’nin baskısı sebebiyle bu anlaşma 2009’dan beri yani sağlandığı günden itibaren bir türlü rayına oturmuş değil. Bu baskılardan ötürü El-Fetih hareketi liderlerine gerekli açıklamaları yaptık, çeşitli görüşmelerde bulunduk. Kendilerine Amerika’nın ve İsrail’in baskılarını kabul etmediğimizi söyledik. Filistin tek olarak bütündür. Bu baskıyı ancak Filistin bir bütün olursa üstünden atabilir. Bunun akabinde biz her zaman müzakereden ve barıştan yanayız. Hamas siyasi büro şefi İsmail Heniyye kardeşim de yaptığı son açıklamada yeni bir hükümet teşkilinin ‘Vatan Birliği’ adı altında kurulması için çalışmalara başlandığını açıklamıştı.

MISIR İLİŞKİLERİ DÖNÜM NOKTASINDA

İslami Direniş Hareketi Hamas lideri İsmail Heniyye son açıklamasında Mısır ile olan ilişkilerde yeni bir sayfa açıldığını belirtti. Bu konu hakkında daha detaylı bilgi verebilir misiniz? Mısır’la açılan yeni sayfa Filistin direnişini nasıl etkileyecek?

Hiç şüphe yok ki Mısır; Hamas ve Filistin için stratejik bir konuma sahip. Yine Ürdün için aynı şeyleri söylemek mümkün. Ürdün de Filistin davasını etkiliyor ve bundan etkileniyor. Hüsnü Mübarek döneminde Mısır ile ilişki kurmakta başarılı olduk. Tabi bu ilişkiler Mısır’daki 25 Ocak’tan sonra daha da gelişti. Fakat 2013’ten sonra bu ilişkiler sarsıntıya uğradı. Maalesef bu dönemde Hamas, Mısır’ın içişlerine karışmakla alakalı bazı doğruluk payı olmayan ithamlara da maruz kaldı. Biz Hamas hareketi olarak geçtiğimiz son 3 yıl içerisinde bu ithamların doğruluk payı olmadığını ispatlama konusunda başarılı olduk. Bu süreçte Hamas ve Mısır arasındaki ilişkilerde güzel bir iklim oluşturduk ve bu oldukça da gerekliydi. Gelinen noktada Mısır’la ilişkilerin doğru ve temeli düzgün bir şekilde oluşmasından yanayız. Şunu çok iyi idrak ediyoruz ki Filistin davası Arap ve İslam aleminin yardımına muhtaçtır. Tabi bu anlamda Mısır’ın da Filistin davasında önemli bir rolü olduğunu söylemeliyim. Hamas heyetinin son Mısır ziyaretinde muallakta kalan noktalarda, İsrail’in Gazze’ye olan ambargosunda anlaşma noktasında başarılı olduk. Bu ziyaretin ticari anlaşma noktasında da başarılı olduğunu söyleyebilirim. Tüm bu gelişmeler ışığında Mısır ile olan ilişkilerde gelişme sağlandığını ve Mısır’la yeni bir sayfa açma noktasında önemli bir dönüm noktasında olduğumuzu ifade edebilirim.

Siyonist İsrail zindanlarında çok sayıda Filistinli esir bulunuyor ve çok zor durumdalar. Hamas hareketinin Filistinli esirler için çeşitli çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz. Hareketin lideri İsmail Heniyye de Filistinli esirlere yönelik bir vaatte bulunmuş ve ‘İnşallah Filistinli esirler çok kısa zamanda özgürlüklerine kavuşacaklar’ demişti. Filistinli esirler özgürlüklerine ne zaman kavuşacaklar ve esirlere ilişkin yaptığınız çalışmalar hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

Hamas hareketinin esirler konusunda nizamı, intizamı bellidir. Düşmanınızın askerlerini esir almadığınız sürece kendi esirlerinizi özgür bırakamıyorsunuz. 2014 yılında yaşadığımız şiddetli bombalama ve kuşatmaya rağmen Allah-u Teala’nın izni ile bazı Siyonist askerlerini esir almayı başardık. Bu süre zarfında Mısır’a esirlerin takası konusunda anlaşmaya hazır olduğumuzu ilettik. Mısır da işgalcilerle esirlerin değişimi için anlaşmaya hazır olduğumuzu iletmek için iletişime geçti. Hiç şüphe yok ki bu durum ne kolaydır ne de hızlı halledilebilecek bir süreçtir. İşgalci İsrail buna pek sıcak bakmasa da en sonunda buna razı olacaklar, bunu çok iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle Filistin halkının çocuklarını eninde sonunda Siyonistlerin zindanlarından kurtaracağımıza kimsenin şüphesi olmasın.

FİLİSTİN HALKI 10 YILDIR SÜREN ABLUKA VE AMBARGOYA KARŞI DİRENİYOR

Siyonist İsrail ambargosu ve çeşitli nedenlerden dolayı Gazze’de büyük bir insanlık krizi yaşanıyor. Gazze’deki mevcut duruma ilişkin neler söylemek istersiniz?

Hiç şüphe yok ki Gazze’ye olan abluka ve ambargo halkımızı zor duruma sokmak ve direnişle olan fiziki bağlarını ortadan kaldırma amacı gütmektedir. Filistin halkının direniş gücü bu zorlukları da aşacaktır. Siyonistlerin oluşturdukları abluka doğrultusunda Filistin halkının teslim bayrağı çekmesini arzuluyor. Fakat görmekteyiz ki; 10 yılı aşkın bir süredir devam eden abluka ve ambargoya rağmen Allah’a sonsuz kez hamd ve şükürler olsun Filistin halkı sabırla metanetle bu kuşatmaya direniyor. Tabi Gazze’de elektrik konusunda da ciddi sıkıntılar var. Gazze’deki evlere günde 3 saatten fazla elektrik verilmiyor. İçme suyu konusunda da ciddi sıkıntılar var. Hem ekonomik hem de ticari anlamda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Gazze, direnişe ekonomik anlamda katkı sağlıyordu. Ürettiği ve ithal ettiği ürünler vardı. Fakat buna da engel olundu ve sekteye uğradı. Tüm bunlara rağmen Gazze’deki kuşatmanın hafifletilmesi için büyük bir mücadele içindeyiz. Filistin sultasının icraatları ise tüm bu kuşatmayı daha da derinleştiriyor. İmkân olduğu halde elektrik ücretinin ödenmesini reddediyorlar. Mısır ile varılan anlaşmayı görmezden geliyorlar. Allah’a hamd olsun ki Mısır ile yaptığımız anlaşmalar Gazze’deki kuşatmayı hafifletecektir. Mahmud Abbas yönetiminin uzak durmasına rağmen biz bu kuşatmayı kaldırmak için ne gerekiyorsa yapmayı boynumuzun borcu biliyoruz. Allah’ın izni ile Gazze’deki durum gün geçtikçe hem ekonomik hem de ticari anlamda iyiye dönmeye başlayacaktır.

KUDÜS’TE BİRDEN FAZLA KOZUMUZ VAR

Gazze’nin yanı sıra Kudüs’te de Siyonist İsrail’in çeşitli çalışmaları var. Kudüs üzerinde Siyonist bir proje yürütülüyor. Hatta bu projeye karşı direniş tarafından başlatılan Kudüs İntifadası da halen daha devam ediyor. Hamas hareketinin Kudüs üzerinde uygulanan Siyonist projeye karşı kozları nelerdir?

Kudüs’te birden fazla kozumuz var. Bunlardan en önemlisi ve ilki Kudüs’te Filistin halkının istikrarlı direnişidir. Siyonistlerin sert icraatları olduğu doğrudur, Mescid-i Aksa’da namaz kılmamıza izin verilmiyor. Lakin Filistin halkı İsrail’e karşı gerçekten büyük bir mücadele ve direnişin içerisinde. Siyonistler de şunu çok iyi biliyorlar ki; Filistin halkı asla pes etmeyecek ve teslim olmayacak. Siyonist İsrail’e karşı diğer bir kozumuz ise Kudüs gençlerinin dirayeti ve direncidir. Siyonistlerin projesinin Kudüs’ü bölme ve istimlak alanlarının ayrılması olduğunu biliyoruz. Zalimce kanunları, sert tutumları ve icraatlarına rağmen bu projenin gerçekleşmemesi için ne gerekiyorsa Kudüs’te bunun mücadelesini veriyoruz.

KATAR KRİZİ İSRAİL’İ BÖLGEDE GÜÇLENDİRME AMACI TAŞIYOR

Körfez ülkeleriyle Katar arasında yaşanan kriz ile ilgili olarak, Katar’ın Filistin direnişine destek verdiği için cezalandırıldığına dair ortak bir kanı mevcut. Buna katılıyor musunuz? Filistin direnişi Katar krizini nasıl değerlendiriyor?

Şüphe yok ki Amerikan siyaseti bu krizin arkasındadır. Katar’la Körfez ülkeleri arasında yaşanan kriz Siyonist İsrail’i bölgede en güçlü hale getirmek için işleme konuldu. Yürütülen bu projenin diğer bir amacı da Arap ve İslam coğrafyasında problem ve anlaşmazlıkların devamının sağlanmasıdır. Bu problemler bazen mezhepsel bazen de milliyetçilik olarak karşımıza çıkmakta... İşte bu Arap’tır şu Türk’tür bu Kürt’tür diğeri Farisi’dir diyerek içimize fitne atılıyor. Bugün Amerika aramızda yeni bir fitne yayıyor. Ümit ediyoruz ki söz konusu kriz bir an önce son bulsun. Karşılıklı masaya oturulup müzakere yolu seçilsin.

AYNI İŞGAL KENDİ TOPRAKLARINIZDA OLSA KABUL EDER MİYDİNİZ?

Katar devletine ve emirine de Filistin halkına verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz. Katar’ın Filistin direnişine verdiği desteğe karşı çıkılması Siyonistlerin Filistin topraklarını işgaline destek verilmesi anlamını içerir. Demek ki Katar’a tepki gösteren ülkeler İsrail’in Filistin işgalini kabul ediyor. Şunu sormak istiyorum aynı işgal kendi topraklarınızda olsa bunu kabul eder miydiniz?

Filistin halkının direnişini kabul etmeyenler, kendi ülkeleri işgal edildiklerinde direnmeyecekler mi? Filistin halkının haklarından vazgeçmelerini isteyenler kendi ülkeleri istila edildiğinde haklarından vazgeçecekler mi? Tekraren son olarak bu yaşanan krizin bir an önce bitmesini ümit ediyorum. Hem bölgenin hem de İslam aleminin huzuru için bu krizin karşılıklı diyalogla hallolması gerektiğini düşünüyorum.

Efendim son olarak, Filistin direnişinin önemli bir ismi olarak Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Milli Görüş hareketi ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Hiç şüphe yok ki Prof. Dr. Necmettin Erbakan (Allah rahmet eylesin) İslam ve Arap aleminin takdirini toplamış önemli bir liderdi. Filistin’de kendisine gösterilen ihtiram ortadadır. 1969’da Türkiye’de başlattığı hareket Filistin davasının en büyük destekçisi olmuştur. Milli Görüş hareketinin Türkiye ve Filistin’deki yeri ayrıdır. Biz Filistinliler olarak hem Türkiye hem de İslam aleminin birliğinden yanayız. Bunun yanı sıra Filistinliler olarak rahmetli Erbakan’ın Filistin davasındaki önemli yerini ve rolünü biliyoruz, idrak ediyoruz. Erbakan, sadece Filistin değil dünya çapında önemli bir şahsiyetti. Onun tüm ümmet için mücadele ettiğini biliyoruz. Allah-u Teala’dan Erbakan Hoca’nın yaptığı işlerden ve ümmete verdiği destekten dolayı kendisinden razı olmasını diliyoruz.

“KUDÜS İSLAM’INDIR”

Kudüs’teki bu baskı ve zulüm başka bir halka yapılmış olsa dayanamaz orayı terk edelerdi lakin Filistin halkı zulme rağmen direniyor ve Kudüs’ü terk etmiyor ve terk etmeyecek. Kudüs İslam’ındır. Kudüs’ün kimliği İslam’dır ve öyle kalması için de mücadelemiz sürecek. Tabi Kudüs’te Siyonistler sağlık ve eğitim gibi hizmetleri almamızı da engelliyorlar. Her yönden kuşatma altındayız fakat Kudüs gençlerinin direnişi de istikrarlı olarak devam ediyor ve biz bunu sonuna kadar destekliyoruz. Kudüs’te izlediğimiz bir başka yol ise Mescid-i Aksa’nın korunması ve savunulmasıdır. Siyonistler bu konuda da boş durmuyor yaklaşık 2 yıldır Mescid-i Aksa’nın bölünmesi için çalışıyorlar. Bu projelerini boşa çıkardık lakin Siyonistler hala bu çalışmalarından vazgeçmiş değiller. Gerek Kudüs’teki gençlerimiz gerekse de diğer bölgelerdekiler Kudüs’ün ve Mescidi Aksa’nın korunması için ne gerekiyorsa yapıyor ve gerekli destek ve direniş de istikrarlı bir şekilde sağlanıyor.

HIRİSTİYANLARIN KİLİSELERİ DE TEHLİKE ALTINDA

Bir başka konu ise bize uygulanan projeler gibi Siyonistler, Hıristiyanların vakıf ve kiliselerini de istila etme uğraşındalar. Bunu farklı yollarla yapmaya çalışıyorlar. Biz bu konuda Hıristiyanlara gerekli desteği veriyoruz çünkü Kudüs’ün önemli kesimlerinde mevcutlar. Özet olarak Kudüs’teki durumu ifade etmeye çalışırsam, Kudüs’te günü birlik havadan, karadan ve sudan maruz kaldığımız bir savaşın içerisindeyiz. Tabi bu mücadele gereklidir, zorunludur. Çünkü Kudüs İslam şehridir. Kudüs bütün ümmetindir. Siyonistler bu bakımdan 1.5 milyar Müslümana karşı savaş açmış durumda…

12 Temmuz 2017 -


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR