Mustafa Yıldırım

Mustafa Yıldırım

19.06.2017 mustafayildirim@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Özlenen eski Ramazanlar mı yoksa insanlar mı?

İnsan doğasında vardır geçmişe özlem duymak. Geçmiş hatırlandığında iç çekişlerle birlikte kurulan bir kaç dokunaklı cümle, uzaklara dalıp giden bakışlar, karamsar bir tablodan bahsediş ve serzeniş...
Yaşlı dünyamızla birlikte insanlar da son sürat bir keşmekeşe doğru sürüklenmekte. Özellikle akıbetimiz hakkında olumlu düşünenin pek olmadığı günümüzde umutsuzluk hâkim insanlarda. Ramazan-ı Şerif bitmek üzere. Rahmete kavuşmuş, mağfiret olunmuş bir halde cehennemden azad oluşumuzun remzi olan bayrama kavuşmak üzereyiz. Bu sene Ramazan-ı Şerif yine buruk geçti diyebiliriz. Ümmetin farklı yerlerinde zulmün, adaletsizliğin hüküm sürdüğü devirlerdeyiz. Kan ve gözyaşının makûs talih zannedildiği coğrafyada bir şaşkınlık ve gizliden bir korku var. Zalimler hep birden saldırıyorlar mazlumların üzerine. Eskisi gibi mertçe, doğrudan bir saldırı olsa belki uyanışımıza vesile olacak bu saldırı ama sinsice, haince, kurnazca, zalimane bir şekilde yapılıyor tüm planlar. Oyunlar Müslümanın Müslümanla kapışması/kapıştırılması üzerine kuruluyor. Oysa dinimiz bize bir olmayı beraberce hareket etmeyi vaz ediyor. Ancak zalimlerle işbirliği içerisinde olan idareciler bilerek ya da bilmeyerek bu ayrıştıran, kapıştıran bizi birbirimize düşüren oyunlarda figüran olmaktalar, halklar gönülden birbirlerine bağlı olsalar da… 
Oysa bir kaç tane idareci bir araya gelse kolayca bu oynanan oyunu bozacak fakat heyhat ki idarecilerde de anlaşılamayan bir aymazlık hâkim. Bu gidişatın belki de tek tesellisi, ümit var olmamızı sağlayan yegâne şey Allah-u Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’de Âl-i İmrân Suresi 54. ayette «Bununla birlikte hileye başvurdular, Allah da onların hilelerini boşa çıkardı. Allah, hileyi boşa çıkaranların en hayırlısıdır» buyurarak bize verdiği müjdedir.
 
Yani ne kadar hile, desise, tuzak kurulsa da nihayetinde sadece ve sadece Allah’ın dediği olmakta! Son sözü yine Mevla Teâlâ söylemekte. Müslümanlar için bundan daha güzel bir müjde ve teselli olabilir mi? Elbette Allah’ın va’di haktır ve tecelli edecektir ama biz Müslümanlara da biraz gayret etmek, tuzaklara karşı azıcık uyanık olmak düşmekte.
 
Yukarıda bahsetmiştik geçmişe özlem duymak insanın fıtratında var diye. Özellikle rahmet ikliminde bulunduğumuz bu ayda geçmişe duyulan özlem daha da artmakta ve insanlar neredeyse her sohbetlerinde “Ah! Nerede o eski Ramazanlar” demekteler. Oysa Ramazan-ı Şerif her sene aynı. Elbette burada duyulan özlem manevi iklimle birlikte insanlarımızda oluşan o atmosferedir.
 
Demek ki Ramazan-ı Şerif aynı olduğuna göre değişen insanlar ve insanlardaki manevî hal olmakta. Eskiden coşkuyla, sevinçle karşılanan mübarek ay günümüzde gelmiş mi gelmemiş mi pek anlaşılmıyor. Bunda biraz da Ramazan-ı Şerif’e eğlence nazarı ile bakan zihniyetin payı da yok değil aslında. Eskiden ibadet gelirdi akıllara bu mübarek ayda. Şimdilerde ise eğlenmek, gezmek, seyahat etmek daha bir önem kazandı sanki!  Bu satırların yazarı fakir, Eyüp Sultan’da ikamet etmektedir. Binâenaleyh Ramazan-ı Şerif’in özellikle bu son günlerinde Eyüp Sultan’da bir izdiham yaşanmakta olduğunu görmekteyim. İnsanlar bu mübarek beldeyi ziyaret etmekte, orada bir iftar / sahur yapmadıkları zaman bir şeylerin eksikliğini hissetmekteler. Bu güzel bir şey aslında! Zira EbaEyyûb el Ensarî hazretleri Hz. Peygamber (s.a.v.) İstanbul’un fethiyle ilgili bir müjde verdi diye sırf o müjdeye mazhar olabilmek için oldukça ilerlemiş yaşına rağmen kalkmış İstanbul’un surlarının dibine kadar gelmişti. Maksat o övülmüş orduda bir nefer olarak müjdeye nail olmaktı. Fakat Takdiri İlahi mucibince o ve onunla birlikte gelen pek çok sahabiye o müjde nasip olmamış ceddimiz Fatih Sultan Mehmed Han ve ordusu bu şerefe müstecab olmuşlardı. Belki de bu yüzden insanlarımız burada yaptıkları iftar ile ayrı bir letafet duymaktalar. Bu da insanlarımızdaki manevi boyutun varlığı adına ümit verici bir durum elbette. Ah bir de iftardan sonra eğlenceye dalmayıp huzurunda bulundukları zatın hayatından ibret alıp tefekkür etseler daha da güzel olur ya neyse!
 
Rivayet olunur ki Haccâc-ı Zalim olarak anılan Emevî valisi Ebû Muhammed el-Haccâc b. Yûsuf b. el-Hakem es-Sekafî (ö. 95/714) atıyla giderken halkından 2 kişi önünü keser ve Haccâc’ın atının dizginini tutarak:
“Adalet ya Haccâc, adalet! Senden Hz. Ömer’in adaletini istiyoruz!” derler.
Haccâc güler ve atından atlayıp kılıcını çekerek toprağı kazmaya başlar. Yanındakiler şaşırırlar. Sorarlar:
“Ne yapıyorsun yâHaccâc, ne oldu?”
Haccâc cevap verir:
“Hz. Ömer’in adaletini uygulayacağım ama Hz. Ömer’in halkını arıyorum!”
İşte böyle sevgili okurlar! Bu mübarek ay geçmişte de, günümüzde de, gelecekte de hep aynı mübarekliğini korumakta. Biz Müslümanlar geçmişteki o hâleti ruhiyeye sahip olursak “Ah! Nerede o eski Ramazanlar” diye hayıflanmak başkalarına ait bir cümle olacaktır.
Selam ve dua ile…
 

Minik bir nükte

Secde edecek olurlarsa...
Üçüncü Selim’in bir Ramazan günü, saltanat kayığıyla Kâğıthane deresinde dolaşırken birkaç kişinin köprü başında sofra kurarak demlendikleri gözüne ilişir.
Saltanat kayığının görünmesiyle ne yapacaklarını şaşıran adamlar, hemen işret tepsisinin üzerine bir örtü örterek namaza dururlar. Muziplikten hoşlanan padişah, önlerinden geçerken kayığını yavaşlatır. Namaz kılanlar hareket edecek olurlarsa kadehlerin, sürahilerin şangırtısı duyulacak, belki örtü açılıp her şey meydana çıkacaktır. Bu sebeple uzun süre ayakta dururlar. Hünkâr kıs kıs gülerek yanındakilere:
Bu namazın hiç rükû ve secdesi yok mu? diye sorar.
Yanındakilerden biri:
Efendim der, ne yapsınlar, suçlarının farkındalar. Secde edecek olurlarsa bir daha başlarını kaldıramayacaklarından korkuyorlar.
 

İlgilisine notlar:

“Allah rızası için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ,  bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.” Hadisi Şerif (Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168.)
“Faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.” Hadisi Şerif (Buhârî, Îmân 25, 27, 28, 35, Savm 6, Terâvih 1, Leyletü’l-kadr 1; Müslim, Müsâfirîn 173-176.)
Bin aydan hayırlı Kadir Gecesini ve Ramazan-ı Şerif Bayramını şimdiden tebrik ederim. Rabbim İslam âlemine hayırlar, bereketler, huzur, barış gelmesine vesile kılsın. Âmin…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI