Aman ya Rabbi, sanki Kur'an bu gün inmiş gibi. Dünyanın her tarafında yıllarca Amerikan karşıtı olan insanlar, Komünizmin yıkılmasıyla, kendi benliğine kavuşamayan ve Komünizm içinde kendine bir yer edinen insanlar, şimdi çaresizlikten Amerikancı oldular. Kendi benliklerini bu defa da Sam amca kalıbına göre şekillendirenler, bu kalıba sığmayan insanların varlığı onları rahatsız etmeye başladı ve Sam amcasına "Bak, bu da senin kalıbına girmiyor, bunu da yontuver" diyerek adres göstermeye başladılar.
"Yahu etmeyin eylemeyin, zalime yardımcı olmayın. Zalime yardım edene Allah, o zalimi musallat edermiş. Hem siz bu zalimin karşısında değil miydiniz?"denildiğinde "Bu güç karşısında kimse duramaz" diye cevap veriyorlar.
Talut'un ordusunda olan ve Calut'a karşı direnenler, Talut'un eğitiminde imtihanı kaybedince Calut'un ordusunu güçlü gördüler ve "Bu gün, Calut ve ordusuna karşı gücümüz yok" dediler.
Kendini bilmeyen, kendini bilmediği için Rabbini bilmeyenlerin her çağda söyleyecekleri söz aynıdır.
Çünkü olayları başkalarına göre değerlendirme durumundalar. Kendi kimliklerini kaybetmişler.
Talut'un ordusundaki bu insanlar ehliyete değil, güce, kuvvete göre olayları değerlendiren insanlar Bakara Suresi'nin 247'inci ayetinde:
"Peygamberleri onlara: "Allah, Talût'u size melik olarak gönderdi" dedi. Onlar: "O bizim üzerimize nasıl melik olur? Biz melikliğe ondan daha layıkız ve ona mal yönünden bolluk verilmemiştir." dediler. Peygamber: "Allah, onu sizin üzerine seçmiştir. Ona ilim ve vücutça üstünlük vermiştir. Allah, mülkü dilediğine verir. Allah(ın rahmeti mülkü kudreti) geniştir, bilendir" dedi.
Tarih boyunca gücüne, kuvvetine güvenerek zulmedenler hep yok olup gitmişlerdir.
Büyük balık küçük balığı yutar" diyerek haksız da olsa kaba kuvvete hak verip boyun eğenler bilmezler ki denizler büyük balıklarla değil küçük balıklarla doludur.
Bal arısını yiyerek geçinen zanbur'u tanıyanınız pek azdır. Ama bal arıları dağları taşları ve çiçekleri tutmuş. Milyarlarcası sizlere bal vermek için çalışıyor.
Bir kurt bin kuzuyu korkutup kaçırabilir ama dağ taş koyun ve kuzuyla dolu.
Günde birkaç ton küçük balık yutan balinaların nesli tükeniyor ama denizleri küçük balıklarla dolu.
"Tuttuğunu koparanlar" kurtulurlar. Tuttuğunu yeşertenlere yardım edin siz.
"Diş geçirenler" yaralarlar. Yaraları saranlarla yürür insanlık
Bir avuç yoğurt, bir kazan sütün yoğurt olmasına sebep olur.
Bir el feneri kocaman bir salonun karanlığının aydınlanmasına sebep olur.
Bir ağaçtan çıkan fidanlar ve çekirdekler dağların orman olmasına sebep olur.
Bir inci, milyonlarca deniz kestanesinden değerli olur.
Bir yetim, peygamber olarak görevlendirilince, kıyamete kadar gelecek bütün yetimlerin kefili olur, bütün insanlara rahmet olur.
Rabbimiz buyurur:
"Allah'a muhakkak kavuşacağını bilenler ise: "Nice az topluluklar Allah'ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir" dediler.(Bakara: 249)
Siz bozulmayın. Düzeltmek için yola çıkanlar bozulursa toplumu daha çok bozarlar. Yüz kiloluk süte çalınan yoğurt bozuk olursa sütü de bozar.
Yoğurt, sütün çokluğundan korkmaz. Lök gibi kazanın dibine oturur, kendine değeni kendine benzetirse 1-11-111 bir, on bir, yüz onbir gibi sür'atle katlanarak çoğalır.
Filistin'deki Müslüman'a acımak yerine biz kendimize acısak daha faydalı olur. Onların başaracağına ben yürekten inanıyorum. Çünkü onlar, İslâm'ın ilk kıblegâhını koruyorlar.
Davud aleyhisselamın, Calut'un leşini yere serdiği gibi Filistin toprakları, küfrün, inkarın, zulmün, ihanetin mezarı olacaktır.
251'inci ayette bir kısım katil, zalim, fitne çıkaran insanları diğer bir kısım mücahit insanlar engellemezler ve onları defetmezlerse yeryüzünün bozulacağını, Davud'un, Calut'u öldürmesiyle düzenin sağlandığını haber verir.
254'üncü ayette, kafirlerin zalimler olduğunu haber verir. Her kafir zalimdir ama her zalim kafir değildir.
Şeytanlardan ve şeytanlaşmış insanların şerrinden korunmak için sabah-akşam "Ayet-el-Kürsi"yi okumaya devam edelim.
Bizi dirilten Hayy'a, bizi ayakta tutan Kayyum'a olan imanımıza sahip çıkalım.
O uyumaz, uyuklamaz. Gecede ve gündüzde her zaman bizi gözeten Rabbimizin önünde suç işlemeyelim.
"Sevdiğim bana bakıyor" diyerek hep iyi işler yapan gibi davranalım. Her şey ona ait olduğundan O'nun yarattıklarına sevgili ve saygılı davranalım.
Ahirette onun izni olmadan hiç kimse şefaat edemeyeceğine göre Onun sevgisini kazanalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




