Üzerinde bulunduğumuz yolun kolaylığı veya çetinliğini yol süreci gösteriyor. Yolcu, kendisine verilmiş olan yolculuğun koşullarına bakmadan iyi bir niyetle yola çıkarsa, yolcuğun zor olan taraflarını aşarak sonuna kadar niyetinden vazgeçmez ise başarılı olur.
Her yolculuğa bir niyetle çıkılır.
Bizler hayat boyunca birer yolcuyuz. Bu yolun bize sunulmuş olanında zorluklar var. Bu zorluklarla yüzleştiğimiz her an bir şey aklımızı kurcalayabilir. Kimi zaman yoldan ve yolculuktan vazgeçebiliriz. Zihnimizi kurcalayan o şeytani şey bize rahat olanı, sıradan olanı önerir. Bizler bir gel git yaşayabiliriz. Ona uyduğumuzda yolumuzu değiştirdiğimizde kimi zaman iş işten geçmiş olur. Kendimizi bulduğumuz o yolun gerçek olduğuna kendimizi inandırmaya çabalarız. Yolun yanlışlığını bildiğimiz hâlde.
Oysa niyetimizdeki yol ve yolculuk farklıdır.
Zorluklarda elde edilen başarılar insanı mutlu kılar. Huzurlu eder. İnsan dönüp geriye baktığında neler yaptığına bakar. Kimi zaman geride bir şey bırakılmadığı da olur, olabilir. Bu, insan yol kısmeti, becerisi ile de ilgilidir. Önemli olan o yolu yürümek, niyeti gerçekleştirmek.
Yolculuklarda şöhret aranmaz. Yol ve zor olan yolculuklar insana bir onur sunar. Bu yolculuğun özüyle ilgilidir.
Bugün bize çeşitli yollar önerilmekte. Bunların kimi bize cazip gelebilir. Yolun düzlüğü, rahatlığı, şöhreti, sonuca oradan başarıya ulaşılacağı sanılır. Bu yolların birçoğu denenmiş, birçoğu geçilip gidilmiş.
Önemli olan hakiki olana talip olmak.
Sevgili Efendimiz doğup büyüdüğü, Allah'ın evinin olduğu kenti terk etti, zor olanına tâlip oldu. Mekke'den ayrılırken Allah'ın evine yöneldi, şunu da söyledi. "Ey Kâbe senin evlâtların beni istemiyor..." Bu hazin ve trajik oluş insanı derinden sarsar.
Ve biz hep bu yolun üzerindeyiz. Bu yol bize çok onur sunuyor. Bu yol bize bizi katıyor.
Bu yol bize büyük uygarlıklar sundu.
Bize büyük ve erdemli âlimler, bilgeler, şairler, filozoflar sundu.
Bu yol bize büyük kahramanlar bağışladı.
Yolumuzla övünülecek çok şeyimiz var. Ondan çıkaracağımız çok ders. Ondan derleyeceğimiz büyük hikmetler bulunuyor.
Biz bu yolda bulunuyorsak eğer onların açtığıdır.
Biz bir yolun üzerinde bulunuyorsak niyetimizin halisliği ve güzelliğidir.
Yollar çok, yolcular sayısız.
Hedefe varmak sadece bugüne ait değil. Bunun yarını da var. Yolculuklarımız bittikten sonra da sonuçlarını verir.
Ardımızdan gelen milyonlarca insan bize bakarak yürüyor. Biz geçmişe bakarak, geçmişten beslenerek bir yolun üzerinde bulduk kendimizi.
Zor olana talip olduk. Zor olanı benimsedik. Biz zorluklara adayız, kimse bizi yolumuzdan çizgimizden alı koyamaz. Büyük konuşmuyoruz, ama büyük düşünüyoruz.
Hayallerimiz zengin, ufkumuz engin, yol bizi çağırıyor. Biz yolumuzu özlüyoruz. Özlemimizi yolculukta gideriyoruz.
Arada bir soluklanmamız, yollarımızın kesilmesi, yön değiştirtmesi bizi yolumuzdan alıkoymuyor. Güç topluyoruz. Ardımıza baktığımızda bizi terk edenler yolun ötesine düşmüşlerdir. Kendilerine ait olmayan bir yol üzerinde kendilerine ait olmayan bir şarkı terennüm ediyorlar. Her şeyin farkındayız.
Biz yolumuzda kendi şarkımızı söylemekten haz alırız.
Biz yolcuysak, yol önümüzde duruyorsa yürümekten başka bir seçeneğimiz yok. Arada dinlenmelerimiz daha çok yol almak içindir. Düşünme payımız da oluyor. Önümüzü kesen şeytanı kovmanın bir fırsatıdır da bu.
Haydi dostlar yolcu yolunda gerek. Ötesi bizi ilgilendirmiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



