Geçtiğimiz Cuma günü farklı illerimizde gerçekleştirdiğimiz Türkiye'de Medya konferansımız dolayısıyla Zonguldak'taydık. Bendeniz nüfus cüzdanı üzerinde Bartınlı'yım...
Ama, hayatımın büyük bölümü Zonguldak'ta geçti. İlkokulu ve İmam Hatip Lisesi'nin orta bölümünü burada bitirdim. 1992 ile 1996 yılları arasında da bölük pörçük bir şekilde Zonguldak'ta farklı yerel gazetelerde gazetecilik yaptım. Bu sebeple Zonguldak'ın sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi yapısını da analiz edebilecek imkanı bulmuş oldum. Öncelikle şunu tesbit etmeliyiz: Zonguldak siyasi sahada, Türkiye'nin siyaset sahnesinde çok etkin isimler çıkarmış bir vilayettir. Ama, yerel yönetimler açısından işbaşına gelenler ise hep düşük profilli isimler olmuştur. Bu sebeple, Zonguldak'ın kendisine has sorunları yıllardır çözüme kavuşmamıştır. Zonguldak'ın neresinden girerseniz girin, bir kasaba, hatta köy görüntüsüyle karşılaşırsınız. Bülent Ecevit Zonguldak milletvekilidir... Köksal Toptan, hala Meclis Başkanı ve Zonguldak Milletvekilidir... Geçmiş dönemde Ulaştırma Bakanları Veysel Atasoy ve Ömer Barutçu Zonguldak milletvekilidir... Maalesef, Zonguldak'ı Ereğli'ye bağlayan yol, hala köstebek yuvası gibidir...Bu durum gerçekten utanç vericidir. Çünkü, dünyanın en kaliteli kömürünün bulunduğu Zonguldak ile Ortadoğu'nun en büyük yassı mamül üreticisi Erdemir'in bulunduğu Ereğli ilçesinin arasındaki bağlantı yolunun bile yapılamamış olması, merkezi hükümetlerin beceriksizliklerinin, ihmallerinin ve vurdumduymazlıklarının belgesidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayileşmiş kent olarak yabancıların gezdirildiği Zonguldak, bugün altyapısıyla, üst yapısıyla hayalet bir kasabayı andırmaktadır.
"Siyah akar Zonguldak'ın deresi, yüz karası değil kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası"... Orhan Veli, kimbilir hangi tarihte yazdı bu dizeleri... Ama, gelin görün ki, Zonguldak'ın ortasından akan dere, şimdi hem siyah, hem lağım akmaktadır... 70 sene boyunca bu derenin ıslahını bile beceremeyen bir yerel yönetimin, şimdi tekrar burada işbaşına gelmeye aday olması da ayrıca düşündürücüdür.
Öncelikle bizi, Zonguldak'ta gazetecilik yaptığım dönem arkadaşlarımla bir araya getiren Saadet Partisi Merkez İlçe Başkanımız Yusuf Çetin'e ve Belediye Başkan Adayımız, eski milletvekilimiz Necmettin Aydın'a ve İl Başkanımız Necdet Sarı'ya hassaten teşekkür ediyorum. Zonguldak küçük bir kent ama, sayısı gittikçe artan yerel gazeteleri mevcut. Arkadaşlarımızın çektikleri çileleri, zamanında biz de yaşadığımız için, teferruata girmek istemiyorum. Akşam ise Talip Avcı Kültür Salonu'nda Türkiye'de Medya Gerçeği konferansımızı gerçekleştirdik. Biraz Zonguldak gerçeğinden, biraz da medya gerçeğinden bahsettik. Medya'nın insanlarımızı uyuşturmak, dönüştürmek, zihinlerini boşaltmak ve sorgulamayan, düşünmeyen, analiz etmeyen, hesap sormayan bir toplum yapısı oluşturmak için nasıl bir yayıncılık perspektifi sergilediğini anlatmaya çalıştık. Manzara ortada... Eğer Zonguldaklı hemşehrilerimiz, kendilerini bu harabe görüntülere mahkum eden zihniyeti sorgulayabilmiş ve hesap sorabilmiş olsalardı, böyle bir köy-kentte asla yaşamak istemezlerdi. Şehirlere ruhunu veren, o şehirde yaşayan insanların sağladıkları katma değerdir. Ve bir medeniyet kurma azimleridir... Takım tutar gibi partilerin peşinden giderseniz, seneler boyu yönetimlerde keyif çatanlar, bölgeniz için kıllarını bile kıpırdatmazken, siz de bu harabe görüntüler içinde yaşarsınız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




